Kaydet
a- | +A

Memurları işten atmayı kolaylaştıran kanun teklifi ilgili kesimde tedirginliğe yolaçtı. İşte, adının saklı kalmasını isteyen bir memurun endişeli halini ortaya koyan mektubu: "Bu yazıyı yazış nedenim, toplu yaşanan yerlerdeki çalışmalarda, insanların birbirleri arkasından yaptıkları ayak oyunlarını anlatmak ve son zamanlarda memurların iplerini çabuk çekmeyi kolaylaştıracak olan kararnamenin sonuçları ile ilgili düşüncelerimi dile getirmektir.

Özgürlüklerden ve insan haklarından bahsedildiği bu 21. asırda, zaten eli kolu bağlı, birtakım hareketleri kısıtlı olan memurların üzerlerindeki amir baskısına ve bürokratların diktatörlüğüne zemin hazırlayacak olan; bir takım yargısız infazlara sebep olacak olan gündemdeki madde, devletin güçlenmesi yerine, devletin temellerine dinamit koymaktan başka bir işe yaramayacak. Partizanca uygulamalar, önü alınmayacak boyutlara çıkacak, memurlar köleleştirilecektir. Birbirlerini gammazlayan, birbirlerinden korkan, birbirlerinin kuyusunu kazmaya çalışan, birlik ve beraberlikleri bu sebepten bozulmuş olan memurların bulunduğu bir toplumda, kamu kurumları nasıl hizmet verebilir? Aralarında husumet bulunan memurlar birbirleri hakkında, hiç alakası olmadığı halde bölücülük veya başka yakıştırmalar yaparak çamur atarsa; memurundan nefret eden bir amir, hissî davranarak memuru hakkında olumsuz ve asılsız yazılar yazarsa, zor şartlarda eğitimini tamamlamış gariban çocuğu memur, kendisini bu karalamalardan nasıl aklayacak? Bu kararnamenin sonuçları iyi düşünüldü mü? Bazı kamu kurumlarında amirlerin memurlarını çok sert bir şekilde azarladıkları, hatta dövdüklerine bile şahit oluyoruz. Sırf çoluk çocuğunun hatırı için bu ithamlara boyun eğen memur, çıkacak yasalar karşısında, ipi bir amirinin eline verildiğinde ne yapacak? Somut delillerle bölücülük yaptığı kanıtlanmış kişilere zaten mevcut yasalar cezasını vermektedir. Fakat iftiraya uğrama korkusundan, amirlerinin keyfi davranışları karşısında ezilen, tartaklanan, hakkında hissî davranışlarla işlem yapılan memurlar azımsanmayacak kadar çoktur.

Bir insana bölücü ve irticacı yakıştırmasının yapılması ona çok ağır ve onur kırıcıdır. Bu sebepten iftiraya uğramış kişi için hayat çekilmez olur. Yanlış verilecek idam cezası nasıl hukukta bir yara açarsa, idarecinin keyfiyetine ve kalemine bırakılacak uygulamalar da, ülkeyi hukuk devleti olmaktan çıkaracaktır.

Her toplumda olduğu gibi bizim toplumda da karşılaşılan olumsuzluklar karşısında hep bir günah keçisi aranmış, bu defa da eli kolu bağlı ve zayıf olan memur seçilmiştir. Memurlar olarak Türk adaletine güvenimiz ve saygımız sonsuzdur, fakat birtakım yontulmamış ve objektiflikten yoksun amirlerin kalemine terk edilmek bizleri köleleştirecektir. İsteğimiz, şimdiye kadar dertleri dinlenmemiş alt tabaka memurların sesine kulak verip; çıkacak yasayla haksız ve yanlış ithamlara, karalamalara maruz kalabilecek insanların, sorgusuz-sualsiz yıpratılmalarının önüne geçilmesi ve idarecinin keyfi kalemine bırakılmamasıdır..

Haksızlık durdurulsun YÖK Başkanlığı''na; Yükseköğrenimlerini yurtdışında yapıp Tıp, Mühendislik, Eczacılık, Diş Hekimliği, İktisat gibi bölümlerden mezun olanların denklik işlemleri, 14 Temmuz 1996 tarihli Resmi Gazete''de yayınlanan Yurtdışı Diplomaları Denklik Yönetmeliği''nin 6. maddesi uyarınca seviye tespit sınavı sonuçlarına göre yapılmaktadır. Bu sınava sadece tanınan üniversitelerden mezun olanlar girebilmektedir. Her adayın bu sınava 3 defa girme hakkı vardır. Bu sınav yılda bir defa, Temmuz ayında düzenleniyor. Yurtdışında öğrenim görenlerin askerlik işlemleri, büyükelçiliklerdeki eğitim müşavirlerince tecil ettirilmekteydi. Şimdi ise YÖK''e denklik için müracaat edildiğinde, askerlik işlemlerinin ertelenmesi için dilekçe yazıldığında, YÖK''te sadece "diploma işlemde, ya da aday seviye tesbit sınavına girecektir" diye belge düzenleniyor. Askerlik Şubesi ise bu belgenin bir anlam ifade etmediğini, tecil bitiminde yasal prosedürü uygulayacaklarını söylüyor. YÖK''te ise Temmuz''daki imtihanı veremeyenlerin gelecek yılki imtihana kadar askerlik işlemlerinin ertelenmesini hangi kurumun, ya da kimin yapacağı sorusuna cevap verilmiyor. Bu yasa boşluğundan dolayı üniversite mezunları 18 ay er olarak askerlik yapmaya zorlanıyor. YÖK''ün bir açıklama yapmasını bekliyoruz. *Bir Grup Mağdur

Kimse bize inanmıyor Sayın Maliye Bakanı''na; Sayın Bayındırlık ve İskan Bakanı''na; İşçi (odacı)

: 800 000 000 TL. Mühendis

: 300 000 000 TL. Bizler Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü emrinde çalışan mühendisleriz. Bu durumu çarşı-pazarda anlatıyoruz. Kimse bizi anlamıyor. İşyerlerinde huzur kalmadı. Herkesin devlete güveni azaldı. Memur mühendisler patlama noktasına geldi. İş barışı bozuldu. Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan bu haksızlık giderilsin artık...

*Buğrahan Bayraktar (İnşaat Mühendisi)