Sayın devlet yetkililerine; Ben emekli başkomiserim. 30 yıl hizmet ettikten sonra emekliye ayrıldım. İstanbul''un varoşlarında oturuyorum. Çevreme bakıyorum, çizilen pembe tablolardan, söylenen güzelliklerden eser göremiyorum. Millet perişan. Gelin, siz de halkın arasına karışın, görün. Akşam saat 19:00''dan sonra pazarlardan atık toplayan çileli kadınları, gururlarını yitirmiş genç kızları görün. 20. yüzyılı ıskaladık, ama sebebi bizler değiliz. Yıllardır iktidarda ve muhalefette olan siyasiler ile bu işleri yapmaları gerektiği halde yapamayan, yüksek maaşlar alan bürokratların durumu fevkalade. Biraz da yönetilen insanların durumuna bakın. Esnaf siftahsız kepenk kapatıyor. Sokağa tanımadıkları kravatlı, çantalı birileri geldiğinde, maliye veya sigorta müfettişi zannedilerek dükkanlar kapatılıyor, kaçılıyor. Vergisini veya sigorta primini ödemeyip, yatırım yapan kişiler, haciz işlemleri ile birlikte biryerlerden para bulup borcunu ödüyor. Diğerleri, yokluktan ödeyemeyenler, şimdiye kadar dayanmışlarsa bile, şimdi işyerleri haczediliyor, kapatılıyor ya da kapatılma noktasına getiriliyor. Çalışan 3-5 kişi de işsiz bırakılıyor. Genelde siyasilerin yakınlarında bulunan bir avuç yüzsüze bakarak, namusuyle vergisini veren istikrarsız ülkenin istikrarsız esnafını karalamamak gerekir. Caddelerde, sokaklarda gezen posta memurunun çantasındaki evrakın %80''ini icra tebligatı oluşturuyor, postacılar icra memuru gibi geziyor. Elektrik idaresinin görevli memurlarının çantalarında, borçtan dolayı kesilecek elektrik için bir insanın götüremeyeceği ağırlıkta iş emri bulunuyor. Telefon borcunu, su borcunu zamanında ödeyemeyen yığınla insan ıstırap çekiyor. Bunlar hepinizin eseri... Vatandaşın, esnafın arasına girin, hallerini görün, eminim ki vicdanınız sızlayacaktır.
Eğer birileri değişmeseydi bugünkü yolsuzluklar ortaya çıkar mıydı? Şayet deprem olmasaydı, Kemal Demir halen Kızılay''ın başında olmayacak mıydı? Bu gibi olayların binlercesinin raflarda veya sümen altında olmadığını söyleyebilir misiniz? Sizler, sabahları kahvaltı yaptırmadan çocuğunuzu okula gönderdiniz mi? Eşinizin çocuğunuzun yanında bakkalınız sizi hiç azarladı mı? Devlete para lazım (iyi yönetilmediğinden bu duruma düştü) vergini öde diyorsunuz! Çok affedersiniz, siz vatandaşın para bastığını mı sanıyorsunuz? Bankalardan zorunlu ihtiyaçtan bireysel kredi alıp da bir-iki taksidini ödeyemeyip %300 gibi temerrüt faiziyle kaç kişinin bittiğini biliyor musunuz?
Cezaevindekilerin, dışarıdaki durumu bilseler aftan faydalanmak istemeyeceklerini biliyor musunuz? Vatandaşın 5-6 aylık birkaç suç işleyip de kışı cezaevinde geçirmek istediğini biliyor musunuz? Öyle ki emekli maaşımın zamlı olup olmaması beni hiç düşündürmüyor. Devlet memuru olmayan insanların perişanlığını gördükçe kendi durumuma şükrediyorum. Sayın yetkililer, bizleri çok sevdiğinizi biliyoruz. Bizi çok sevdiğiniz için bırakıp gitmiyorsunuz. Ama artık dayanacak takatimiz kalmadı, tükendik. Ne olursunuz, bizi artık sevmeyin, bırakıp gidin. Bu işi yapabilecekler gelsin! Ahmet Gözübüyük - İSTANBUL
6 nüfus 136 milyonla nasıl geçinsin? Ben emekliyim ve 6 nüfusum var. Günde 10-11 ekmek alıyoruz. Aylık gelirim 136 milyon. Bırakın vesayiti, giyimi; sadece vitrinleri seyrederek, bakkallardaki yiyeceklere bakarak, almayı hayal ederek, bir simit yiyemeyerek gezen vatandaşım. Allah canımızı almadan bizi süründürdüler. Neredeyiz, kimiz, bu mu adalet? Askerliği yapmış üç çocuğum var. İş zaten yok. Memur sınavları açıldı, para olmadığı için iki lise mezunu, bir ortaokul mezunu çocukların bu sınava giremedi. İşçilik sınavı oldu, üç çocuğum da girdi. Biri kazandı. Şimdi vatandaşlar, Ali, Veli diyerek torpil aramaya çıktılar. Benim param da yok, Allah''tan başka umudum da... Ne yapacağımızı bilmiyoruz... Haydar Akyüz - K. KALE
Yağlıdere kaymakam bekliyor İçişleri Bakanlığı''na; Giresun''un Yağlıdere ilçesine iki yıldır kaymakam tayin edilmedi.
Yağlıdereli vatandaşlar, ilçelerinin iki senedir vekillerle idare edildiğini, kendilerine üvey evlat muamelesi yapıldığını, en kısa zamanda tecrübeli bir kaymakamın tayin edilmesini beklediklerini söylüyorlar.

