Kaydet
a- | +A

Bizler Milli Eğitim Bakanlığı''na bağlı kurumlarda Yardımcı Hizmetli Sınıfı''nda görev yapan yüksek okul mezunlarıyız. 26.07.2000 tarihli 24121 sayılı Resmi Gazete''de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararnamesi''ne göre kurum içi yükselmeler, Kurum İçi Yükselme Sınavı ile olabilecektir. Bizler idareci olmak istemiyoruz. Tek isteğimiz memurluk sınıfına geçmek. Şoförlük veya santral memurluğuna da razıyız. Bunlarla ilgili Kurum İçi Yükselme Sınavı ne zaman yapılacak? Yoksa böyle bir sınav açılmayacak, yükselmemiz mi engellenecek, amaç bu mudur? Dışarıdan açıktan atamayla lise mezunları memurluk sınavına alınıyor. Kurum içinde, Kurum İçi Yükselme Sınavları''nda aynı görevler için yüksek okul mezunları da sınava tabi tutuluyor. Lise mezunu ile yüksek okul mezunu arasında eğitim farkı yok mu? Hizmetli kadrosunda yüksek okul mezunu kadrosu olmadığı için intibakımız yapılamıyor, yüksek okul mezunlarının indiği kademe ve dereceye inemiyoruz. Emsallerimizin aldığı maaş ve emekli ikramiyesinden istifade edemiyoruz. Tek suçumuz hizmetli olmak. Görev yaptığımız yerlerde memurluk kadrolarında açık var. Hizmetli kadrosunda olup da ortaokul ve lise mezunu birçok kişi, tanıdık veya torpil ile kurum teklifi ve valilik oluru alınarak geçici görev ile memur olarak çalışıyor. Kurum bu kişileri mesleki yönden eğitiyor. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Yöneticilerimizin hukuk anlayışı bu mudur? Halkın hukuk ve yasalara güveni var. Bu güven de ortadan kaldırılmasın. Sayın Cumhurbaşkanımız ve yargı temsilcileri, bizlere sahip çıkın. Hukuki haklarımızın verilmesinde yardımlarınızı bekliyoruz. * Hizmetli Olarak Görev Yapan Yüksek Okul Mezunları

Kararlar uygulanmıyor mu? Benim ve birçok kişinin sabırsızlıkla beklediği, Danıştay 9. Dairesinin LPG ile ilgili Yürütmeyi Durdurma Kararı ne zaman uygulanacak. İlgili karar 17 Ekim''de alındığı halde, bizler aracımızı muayene için götürdüğümüzde hâlâ zamlı ücret talep ediliyor. 149 milyon olan bu zamlı ücretin iptal edildiğini söylediğimizde ise, yetkililer kararın henüz kendilerine gelmediğini söylüyorlar. Bizler de bu durumda muayenemizi yaptıramıyoruz ve cezalı duruma düşüyoruz. Yetkililerin bu konuda bizleri aydınlatmalarını bekliyoruz. * Bekir Durgun - TOKAT

Feryadımızı bari siz duyun! Sayın Rahşan Ecevit Hanımefendi; Bizler 657 Sayılı Yasaya tabi çalışan devlet memurlarıyız. Çok büyük bir mağduriyetimiz var, bunu siz de biliyorsunuz. Yine de şahsımla ilgili sıkıntıları, yaşadıklarımı size bildirmekte yarar görüyorum. Ben 1.3.1976 yılında SSK''lı olarak halı fabrikasında işe girdim. 14.4.1984 yılında Manisa''nın Demirci İlçesi, Borlu Belediyesi''nde yeni bir işe başladım. Eşim, 2 çocuğumla 4 kişilik bir aileyiz. Şerefli bir devlet memuru olarak çalışıyorum, ama aldığım ücret çok gülünç; 163 milyon TL. Sizlere çok ümit bağlamıştık. Siz kadınlar bir mutfağın masrafını, lisede okuyan 2 öğrencinin masrafını, kısaca 4 kişilik bir ailenin masrafını çok daha iyi bilir, daha iyi ölçersiniz. Orman işletmesinde çalışan bir geçici işçi 400 milyon; bazı çalışanlar astronomik rakkamlar alırken bizim çektiğimiz bu sıkıntı reva mı? Çocuklarımıza okuma zorunluluğu getirilmeye çalışıldığı bu zamanda yaşadığımız hale bakın. Şu anda iki başarılı öğrencim Manisa Salihli İlçesinde. Biri lokantada, biri mermer atölyesinde haftalık 10 milyon lirayla çalışıyorlar. Ben ise onlara yaşattığım bu işkenceli hayattan dolayı utanıyorum. Bu durumdaki bir babanın çektiği ıstırabın ölçüsünün takdirini sizlere bırakıyorum. Çocuğumu sokaklara bırakmanın acısını çekiyorum, bunun suçluluğunu taşıyamaz hale geldim. Başarılı bu iki çocuğun sitemleri karşısında eriyorum... Bu kanayan yaralarımıza çare bulunması için yardımcı olun, yetkililere seslenin lütfen. Ailemizi geçindirmek için tüketici kredilerinden medet umduk. Şimdi onların altından da kalkamaz olduk. Borç ödemekten yıldım artık. Her memur da benim durumumda. Lütfen siz de birşeyler yapın, yetkilileri uyarın. Ücret adaletsizliğini, haksızlıkları gidermek için fazla zaman kalmadı. Takatimiz tükendi, canımıza tak etti... Sizi rahatsız etmek, üzmek istemezdim, ama sizin bizi anlayacağınızı umuyorum.

Bizleri de yaşama sevincine kavuşturun, bizleri de hayata bağlayın lütfen... * İzzet Koç - MANİSA