Kaydet
a- | +A

19.9.2000 tarihli gazetemizin bu köşesinde, çalışan Bağ-Kur emeklisi Salih Aybar imzasıyla yayınlanan "Çalışan Bağ-Kur emeklilerine yapılan zulüm" başlıklı yazıyla ilgili olarak, kurumun Genel Müdür Yardımcısı Av. Ferhan Kaptan''ın gönderdiği bilgi notunu aktarıyorum. "4447 sayılı Kanunla getirilen Sosyal Güvenlik Destek Primi uygulaması, Kurumumuza kayıtlı genç sigortalı sayısını arttırmak, diğer Sosyal Güvenlik kuruluşları arasında norm ve standart birliğini sağlamak amacı ile kanunlaştırılmıştır. Sosyal Güvenlik Destek Primi, Kurumumuzdan yaşlılık aylığı almakta iken Kurumumuz mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına çalışmaları bulunan, veya bu kanun yürürlüğe girdikten sonra çalışmaya başlayan emeklilerimizin, Kurumumuzdan aldıkları aylıklarından %10 oranında kesilmektedir. Bu konudaki uygulamada kolaylık sağlanması amacıyla beyan esası benimsenmiş olup, kendi adına ve hesabına çalışmasının devam ettiğini beyan eden emeklilerimizden herhangi bir belge istenilmemektedir."

Kayıt ücretlerini taksitlendiremez misiniz? Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fekültesi yetkililerine; Bizler halen Açıköğretim Fakültesi''nin çeşitli bölümlerinde okumakta olan, sabit ücretli memurlarız. Emekliliğimizde biraz olsun maddi fayda sağlaması amacıyla okumaktayız. 1999-2000 Eğitim ve Öğretim yılında, Açıköğretim Fakültesi bölümlerine kayıt işlemleri yapılırken, eğitim, öğretim, cari giderler olarak alınan ücretler iki taksit halinde alınmıştı. 2000-2001 Eğitim ve öğretim yılında aynı ad altında alınan ücretler ise, yıllık enflasyonun üzerinde, yüzde elli olarak arttırıldığı gibi, kayıt esnasında bir defada alınması yoluna gidilecekmiş. Biz dar gelirli çalışanlara bu 100 milyon lira cıvarında olan parayı bir defada ödemek çok ağır gelecektir. Ekonomik zorluklar, çocuklarımızın eğitim giderleri, okul masrafları, kış aylarının yaklaşmasıyla bütçemize binen yakacak masrafları bizleri bunaltıyor. Tam bu sırada istenen parayı bir defada ödemek bizleri maddi ve manevi olarak çok olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Lütfen bize biraz kolaylık gösterin. Dar gelirli Açıköğretim Fakültesi Öğrencileri

Yıldırım Beyazıt Camii harap halde Vakıflar Genel Müdürlüğü''ne; Serhat şehri Edirne''mizin en eski yerleşim bölgesi, Yıldırım Beyazıt Mahalle''mizin adını aldığı Yıldırım Beyazıt Camii''nden söz etmek istiyorum. Yıldırım Beyazıt Han, Niğbolu Zaferi''ni kazandıktan sonra, 1396 yılında bu yapıyı kiliseden çevirerek cami haline getirmiş. Bu aynı zamanda Edirne''nin en eski camisidir. Amerika gibi çeşitli ülkelerden bilim adamları sıkça gelip bu camiyi ziyaret ederler, incelerler. Bir gün yine benzer bir heyet camiyi ziyaret ederken utandım. Çünkü camimiz ve bahçesi çok bakımsız. Etrafındaki vakıf arsası taş ve toprak yığınlarıyla doldurulmuş vaziyette. Duvarları çatlamış, fırtınadan üst kurşunları kalkmış, yağmur yağdığı zaman içeriye akıyor.Halılar çok eski, küçük küçük böcekler dolaşıyor. Bu ecdat yadigarı, eşsiz eser yıkıma terkedilmemeli...

Halil İbrahim Ardalı

Trafik canavarlarını ödüllendirmeyelim 20 PVP 36 plakalı arabama temiz kâğıdı almaya gittiğimde dosyamda, Denizli Bölge Trafik Şubesi tarafından, Durmuş Koparan adlı şahsa, 30 .4.1999 tarihli ve 0884647 sayılı ceza tutanağı kesilmiş olarak bulundu. Bu para ödenmeden temiz kâğıdını veremeyeceklerini söylediler. Ben hayatımda o zatı tanımam; ayrıca ceza verilen vasıta otomobil, benimki kamyonet. Vergi Dairesi ceza tutanağını elime tutuşturarak trafikten düzeltmemi söyledi. Cezayı yazan polis, bu cezanın gece yazıldığını, bazen hatalar yapılabildiğini, elinden birşey gelmediğini söyledi. Ceza yiyen şahsı da adresinde bulamadım. İlgililer, suçu işleyen kişilere bu cezayı ödetmiyor. Plaka sahipleri nasıl olsa vizede veya temiz kâğıdı alırken (suçlu kendisi olmazsa bile) öder düşüncesiyle hareket ediyorlar. Halbuki suçu işleyen araba değil, sürücüdür. Bu yöntemin gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Aksi halde trafik canavarları ödüllendirilmiş olur. İsmi Mahfuz bir okuyucu - Denizli