Kaydet
a- | +A
Milli Eğitim Bakanlığı''na; Biz atama formlarımıza eşlerimizle ilgili, eşlerimiz de bizimle ilgili bilgileri verdiğimiz halde, bakanlık -çok az bir sayının dışında- eşleri ya başka başka yerlere atamış, ya da eşlerden birinin atamasını yaparken diğerininkini eski yerinde bırakmış. Bu durum kanaatimce eğitimin en büyük engelleyicisi. Atamaların bu kadar geciktirilmesi, bir de üstüne üstlük böyle hataların yapılması eğitime en büyük engeldir. Durumumuz daha belli olmamışken yeni görev yerimizde nasıl başlayacağız? Bu karışık durum ortada iken başka suçlu aramamak gerekir. Bu şekilde atamalarında hata yapılan 3 bin öğretmenden bahsediliyor. Şu öğretmenlik başvurularına da bakarak düşünmeden edemiyorum: Acaba bakanlık otobüs şirketleriyle mi anlaştı? Düşünün, 3 bin öğretmen bu hatanın düzeltilmesi için tek bir dilekçe vermek için Bakanlığa gitmek zorunda. Faks kabul edilmiyor. Aslında bu onların kendi hataları. Bizim bilgilerimiz ellerinde mevcut. Bilgisayara bakılarak düzeltme yapılabilir. Eşlerin ayrı yerlerde çalışmak isteyeceklerini sanmıyorum. Bakanlığın, eşimizle aynı yerde çalışmak istediğimize dair dilekçe istemesi saçma değil mi? Şüphemin bir sebebi de şu: Öğretmenlik başvuru formları belli merkezlerde dağıtılıyor. Örneğin, Ege Bölgesi''nde bir aday İzmir''e gelmek zorunda. Bütün illere bu formun gönderilmesi çok mu zor? *İsmi Mahfuz Bir Öğretmen Belediye otobüs şoförünün yolculara hakareti Ben Bağ-Kur emeklisi 64 yaşında bir vatandaşım. 15 Eylül günü, Aksaray''dan Yenibosna''ya gitmek üzere durakta beklerken, otobüsümün geldiğini gördüm. 8-10 otobüs arka arkaya dizili idi, benim bineceğim otobüs en arkada idi. Kapının açılması için, kapı camını hafifçe tıklattım. Açmadı, belki açmamakta haklıydı ama el-kol hareketleri hiç de hoş değildi. Durağa gelince kapı açıldı, bindiğimde, tenzilatlı biletimi tam atacakken, şoför pasomu sordu. Pasomu evde unuttuğumu, isterse yaşımı belgeleyen hüviyetimi gösterebileceğimi söyledim. Hayır, olmaz dedi. Belki burada da haklıydı... Biletimi henüz kutuya atmamıştım, tam inmeye hazırlanıyorken, şoför hışımla yerinden kalktı, elimdeki bileti kutuya attı, bir tane daha atacaksın dedi. Atmazsam beni dövecek gibi yumrukları sıkılı duruyordu. Onun yatışması ve münakaşa olmaması için bir bilet daha atıp arkaya ilerledim. Fakat soför susmamıştı, bir suçlu yakalamışçasına söyleniyordu. En zoruma giden de "memleket bu gibi kişilerin yüzünden bu hale geliyor" sözleri idi. Benzimin sarardığını gören yolculardan bir delikanlı, kalkarak yerini bana verdi ve "amca sabrınızdan dolayı sizi tebrik ederim" dedi. O şoförün kaba saba konuşmaları son durağa kadar devam etti, kendisini destekleyen bir yandaş da çıkmadı. İnsan düşünmeden edemiyor, böylesine ciddi bir işletmeye böyleleri nasıl alınıyor, torpil mi devreye giriyor acaba? Buradan ilgililere sesleniyorum, ben otobüs camını tıklatmanın cezasını ağır bir şekilde ödedim. Sizler 15 Eylül günü saat 16.30''da Aksaray''dan Yenibosna''ya hareket eden 83 186 seri numaralı otobüsün 30-35 yaşlarındaki şoförünü cezasız mı bırakacaksınız? *Ömer Ertekin - İSTANBUL Özürlülerin hakları Malum biz özürlüler seneden seneye Özürlüler Haftası''nda hatırlanırız. Onlarla ilgili TV programları yapılır, gazetelerde yazılar yazılır. Ama üzerinden üç gün geçmeden bunlar bir seneliğine rafa kaldırılıyor. Hep aynı filmi seyrediyoruz (Kemal Sunal''ın) filmleri gibi. O ölünce kıymetini bildiler ama bizim topumuzun öleceği yok ki kıymetimiz bilinsin. Hani devlet büyüklerimiz bir sene boyunca birtakım çalışmalar yapıp da karşımıza değişik bir senaryo ile çıksalar da seyretsek... Benim özürlülüğüm o kadar çok değil (% 65) ellerimden özürlüyüm. Ama benim durumumdan daha kötü olan binlerce insanımız var. Bari onlara birşeyler yapılabilse seviniriz. Başımdan geçen bir olayı kısaca anlatmak istiyorum. 4 ay önce 1991 model olan Kartal marka arabamı, Sefaköy''de bulunan Lada servisinden ikinci el bir araç ile takas yapmak istedim. Bana oradaki yetkili beyefendi, "gördüğüm kadarıylan siz özürlüsünüz, gelin size sıfır Lada verelim, siz vergilerden muafsınız" dedi. Halilyle sevindim. Peki, araştıralım dedik. Bana Sarıgazi vergi dairesinin telefonunu verdi. Kendisi de araştıracaktı, biz araştırmamızı yaptık ve beyefendi de yapmış. Bir hafta sonra gürüştüğümüzde, ikimiz de benim bu özürlülüğümün mevzuata uymadığını öğrendik ve tabii ki hevesimiz kursağımızda kaldı. Sebeb ise alınacak olan araçda değişiklikler yapıldı ğı takdirde benim de (F) sınıfı ehliyetim olduğunda, ben de yararlanabiliyormuşum. Mesela parmaklarımın olmaması, bacağımın, bir kolumun olmaması durumunda ben bu haktan yararlanabiliyormuşum. Yetkililere soruyorum, zaten sağ elim dört parmak, sol elimde de üç parmak, bunların ikisi işler durumda, birisi zayıf, acaba bu parmaklarımı da kessem o zaman ben de yararlanabilir miyim? Değmez, ama insan sinirlenince de ne dediğini bilmiyor, ne diyeceklerini merak ediyorum. Benim merak ettiğim, böyle bir hak, özürlü olan vatandaşa mı, yoksa mevzuatın uyduğu, veya uydurulduğu özürlülere mi? *Aziz Altıntaş