Kaydet
a- | +A

Ben 24 yaşında, Teknik Lise mezunu, çocuğuna, annesine ve okuyan bir kız kardeşe bakmakla yükümlü olan bir bayanım. Gelibolu''da müteahhitlik yapan Mahmut Ayık''ın yanında sekreter olarak çalışıyordum. Sigortalı bir iş bulduğum için 16.05.2000 salı günü işimden ayrıldım. 31.05.2000 Çarşamba günü Müteahhit Mahmut Ayık bana telefon ederek, Gelibolu Emlak Bankası şubesi tarafından, kendisine ait hesaptan benim 400 milyon T.L. almakla suçlandığımı söyledi ve bankaya gelmemi istedi. Ben de bu durum karşısında hemen bankaya gittim. Serviste bulunan bütün personel ve oraya gelip banka işlemlerini yaptırmakta olan bütün müşterilerin gözü önünde , üç banka memuru tarafından aynen şu şekilde hırsızlıkla suçlanmaya başlandım: Güya 26.05.2000 Cuma günü bankaya giderek Müteahhit Mahmut Ayık''ın Gelibolu Emlak Bankası şubesindeki hesabından bana 400 milyon vermelerini istemişim ve kendileri de bana, talimat almadan bu parayı vermişler, üstelik parayı benim aldığıma dair dekont imzalamadan bu parayı alıp gitmeme izin vermişler...

Banka memurlarından biri "bu parayı sen aldın, senden başkası alamaz" diyerek adeta saldırırcasına üzerime yürüdü. Bir memur ise kararsız. Üçüncü memur da parmağını bana doğru uzatarak "bana bak iyi hatırla, cuma günü bankaya geldin ve bu parayı aldın" diyerek zorla suçu kabul ettirmeye çalıştı. Bütün bu ithamlar ve saldırılar karşısında "hayır, ben bu parayı almadım" diye kendimi savunduysam da, bu suçu zorla bana yüklemeye çalıştılar. Hatta Müteahhit Mahmut Ayık, benim 15 gün önce işi bıraktığımı, benim böyle birşey yapmış olabileceğimi hiçbir şekilde düşünmediğini söylediyse de suçlu ben idim onlar için. Banka memurlarından birisi müfettiş çağırarak bu işi tamamen aydınlatacaklarını, suçumu itiraf etmediğim takdirde beni polise teslim edeceklerini söyleyerek tehdit yoluna gitti. Ben de olayın aydınlatılması için müfettiş çağrılmasını ve tahkikat yapılmasını istedim. Memurlar, bana ve Müteahhit Mahmut Ayık''a bankada beklemememizi söylediler.

Kendilerinden gelecek haberi beklemek üzere Mahmut Ayık''ın bürosuna giderek beklemeye başladık. Aradan yarım saat geçtikten sonra, banka memurlarından birisi gelerek gerçeğin anlaşıldığını, bana karşı yanlışlık yapıldığını söyledi. Mahmut Ayık, aynı iş merkezinde çalışan Banu isimli bayanı bu iş için göndermiş, ama sonra hatırlayamamış. Banka memurları da işin içinden çıkamayınca en kolay yolu denemişler; beni suçlamak! Bir insanı karalamak, damgalamak, suçlamak... Ve herkesin gözü önünde hırsızlıkla suçlamak. Sonradan bir özür dileme zahmetinde bile bulunmadılar. Benim suçsuz olduğum ortaya çıktı, fakat ya bankada benim hırsızlıkla suçlandığımı görenler, suçsuzluğumu öğrenemeden gidenler, benim yarınım, çalışma hayatım?.. Bana bunu yapanların yanında bu yapılanlar kâr mı kalacak, adalet nasıl tecelli edecek? İnsanlık, insanlık onuru bu kadar mı ucuz? Hülya Ayhan - ÇANAKKALE

Kokudan bıktık! Biz Gerede halkı olarak Gerede''nin içinden geçen pis kokudan, dabakhane kokusundan bıktık, usandık. Belediye Başkanımıza, Valimize ve diğer tüm yetkililere sesleniyoruz, yeter artık, bizi bu sıkıntıdan kurtarın.

Ferhat Çetin - GEREDE

Memur atamalarına söylenti bulaştı Bizler, Devlet Memurluğu Sınavına giren yüzbinlerden birkaçıyız. Bu sınavı da iyi bir puanla kazandık. Sınav açıklanalı neredeyse 3 ay oldu henüz herhangi bir ses seda yok. Ayrıca el altından bazı atamaların yapıldığı dedikoduları da herkesin dilinde, durum böyle olunca biz de ister istemez "acaba?" diyoruz. Gerçekten böyle atamalar yapılıyorsa neden sınav yapma gereği duydular? Ayrıca sınavı kazanan gariplerin günahı ne? Bu insanlar devlete hiç mi güvenemeyecekler? Hükümet neden böyle bir politika izleme geregi duyuyor. Bu insanlar bu vatanın insanı değil mi? Hiç mi düsünmüyorlar bizleri. Yüzbinler, hatta milyonların ümidi olmuş bir konuda nasılböyle dedikodulara izin verip, milletin devlete olan güvenini sarsıyorlar. Bir Allah''ın kulu yok mu bir açıklama yapacak? Neden biz doğru düzgün bir iş yapamıyoruz, neden her şeyi elimize gözümüze bulaştırıyoruz, neden? 2.sınav geldi ama daha birincisinin bile sonucu meçhul... Eğer gerçekten el altından torpilli olanların ataması yapılıyorsa, bizlerin torpili yok ve asla da olmayacak. Hiç kimsenin ve de hiç bir partinin adamı olmayacağız, biz sadece hakkımızla kazanıp hakkımızla atamamızın yapılmasını bekleyeceğiz, ama kimsenin hakkı yenmeden, kendi hakkımız da... O yüzden bu yerleştirme sonuçlarının bir an önce açıklanmasını istiyoruz. Herkesin beklentisi bu, inanın. Artık devlete ve hükümetlere güvenmek istiyoruz ve politikacılarımızdan bu işten ellerini çekmelerini istiyoruz, zira onların elinin değdiği her yerde mutlaka bir terslik adeletsizlik, haksızlık oluyor. Lütfen elinizi bu işten çekin lütfen... Herkes hakkıyle bir yerlere gelsin, sizin torpillerinizle değil.Bu herkese zarar veriyor inanın... Bir Grup Memur Adayı - ELAZIĞ