Sayın Maliye Bakanı''na; SSK''dan 6 yılı bitmiş, yedinci yıla giren emekli, halihazırda 135 milyon maaşlı, 6 nüfuslu, ek bir iş arayıp da bulamayan TC vatandaşı Cemil Kahraman olarak ve de belki haddimi aşarak bir iki meseleyi öğrenmek hakkımdır sanırım. Bugün bu ülkede benim çok altımda aylık geliri olan emeklilerin de çok fazla olduğu düşünülürse, 2001 yılı bütçesinden bu yaşarken ölüler güruhuna anladığım kadarıyla gene 2000 yılınınkine benzer bir artış öngörmüş bulunmaktasınız. Bir zamanlar emeklinin maaş artışı her üç ayda birdi. Sonra bu, 6 ayda bir olmaya başladı. Daha sonra memura verilen zam otomatikmen emekliye yansıtılırken; şimdi aylık enflasyon oranı dendi. Zaten verilen paranın yekunu 5 milyonu bulmadığı için onu da para makinası içerde bırakıyor, vermiyor. Şimdi sormak istiyorum, enflasyon denen bu virüsün düştüğünü neyi baz alarak söylüyorsunuz? Pingpong topuna göre mi, yoksa ekmek, beyaz peynir, kaşar, sucuk, salam gibi temel tüketim mallarına göre mi? İnanır mısınız, bir gün kibrit kutularında eczanelerde ilaç niyetine satılacak olan etten bahsetme cesaretini gösteremedim. Bizim gibilerin sofralarına her gün konan, baş tacımız ekmeğimizin ucundan her saniye biraz kırılıyor mu, kırılmıyor mu? Bunu mu baz alıyorsunuz? Bir kira kanunu çıkardınız, takipçisi, tatbikçisi kim olacak, onu da bilemez haldeyiz. Biz ülkemizi çok iyi biliyor ve çok seviyoruz. Bildiğimiz birşey var ki, bu memleketin insanlarının bugün en ucuz şekilde yemesi gereken besin maddeleri et ve ekmek olması icab ederken, bunların hayalini görüyorlar. Korkarım yarın içtiği suyun faturasını bile ödeyemeyecek. Eskiden fukara insanlar et denen besinin yüzünü Kurban Bayramlarında görürdü. Kesen kesmeyene veriyordu. Şimdi o âdet de kalktı. Bakın beyler; memuru rüşvet profesörü yaptınız, işçiyi yok saydınız, küçük esnafı prangaya vurdunuz, emekliyi diri diri toprakladınız, köyü, köycülüğü göçe zorlayıp yok ettiniz, hayvancılığın köküne kibrit suyu döktünüz. Enflasyonu Kotorelli''ye rapor edeceğiz diye dünyanın en zengin ülkesini dilenci durumuna getirdiniz. Lütfen vatandaşınıza biraz güvenin, sonra da kendinize biraz inanın! Bu ülkenin toprağına tuz ekerseniz tuz biter... Bu ülkenin sadece yiğit, cesur, kararlı insanlara ihtiyacı var. Bu fedakar insanlara, 8 saat kendinize, 8 saat bize çalışacaksınız deseniz, inanın ki bu millet bu fedakarlığı yapar. Yeter ki bu milletin o itimadına mazhar olasınız.
* Vatandaş Cemil Kahraman - İSTANBUL
Yaş sınırlaması Anayasaya ve insan haklarına aykırıdır Emeklilik yaşı 58-60, prim ödenecek gün sayısı 7 bin küsur. İşçi ve memur olmak için de 31 yaştan gün almamış olma şartı... Bu hiç olur mu? Devlet İşçi Sınavı''nı da Devlet Memurluğu sınavını da kazandım. Yaşım ise 35''e girmek üzere. 31''den gün almamış olmak şartı anayasaya uygun mu? Kanunlarımızın hepsi eşitlikten bahsedip, ayırımcılığı reddediyor. 30-40 yaşları arasındaki insanlar, çoluk çocuk sahibi. Evine daha kömür alamamış, çocuklarının kırtasiye ihtiyacını giderememiş, binbir umutla DMS ve DİS sonuçlarını bekleyen, onlara bel bağlayan onca kişi. Ve bir-iki genel müdürün çıkıp "yaz kızım 31''den gün almamış olmak..." diye şartlar koymaları... Allah aşkına nedir bu komiklik, bu şartlar nerede yazılı? Anayasa, kanunlar, insan hakları, eşitlik nerede kaldı? * H.H. Güneş - SEYDİŞEHİR
Tek isteğim başımı sokacak bir ev Sayın yetkililer, ben bir malulen asker emeklisiyim. Sizler meclisin faksını gazetelere vererek "şehitler ve gaziler bizlere haber versinler" diyorsunuz. Ben de bu haberden cesaret alarak sizlere yazıyorum. Ben 1987/3 tertip askere alındım, askerlik görevim sırasında sakatlandım. Şu anda 6 kişilik nüfusa bakıyorum, ama zar zor geçiniyorum. Ben de bu memleketin bir çocuğu ve gazisi olarak sizlerden başımı sokacak bir ev alınmasını istiyorum. Bu aldığım emekli maaşı ile ev almanın imkansızlığını sizler daha iyi bilirsiniz. Bu derdimizi benim gibi malullerle birlikte defalarca yetkililere başvurduğumuz halde hiç bir sonuç alamadık. Diğer ülkelerdeki gibi lüks bir hayat istemiyoruz. Biz sadece kiracılıktan kurtulup, başımızı sokacak küçük bir ev istiyoruz. Bizler askere gitmek için can atıyorduk, alın yazımızda varmış sakatlandık. Ama insanca yaşamak istiyoruz. Canımız bayrak vatan için feda olsun, ama büyüklerimiz bizim durumumuzda olanları da düşünsün. İlçemde 2 kişiden biri OHAL Bölgesinde askerlik yapanlar konut kredisinden faydalanıyor, diğerleri ise bu imkandan faydalanamıyor. Bunların hepsi vatanın bekçiliği için askere gidiyor, bu ayırım adaletsizlik değil mi? * Zeki Dilmen - Alaca -ÇORUM

