Kaydet
a- | +A

Bilindiği gibi Milletvekilleri; TBMM''nin çatısı altında, kendilerini o makama getiren vatandaşların sorunlarına palyatif değil de radikal birtakım çözümler (kanunlar) üretilmesi için görevlendirilmişlerdir. Burada sorumluluk yalnız icra hükmündeki hükümet kanadında değil, muhalefetteki kanada da düşmektedir. Kanunlardan veya uygulamalardan doğan haksız tasarrufların önlenmesi için icra gücü olan hükümet tarafından kanun tasarıları; muhalefet tarafından ise kanun teklifleri Meclis''e her zaman ve gerektiğinde sevk edilerek, problemlerin çözümü için teşebbüse geçilir. Benim üzerinde kısaca durmak istediğim ve gerçekten büyük halk kitlelerini mutazarrır etmiş konulardan biri de şudur: 6831 sayılı Orman Kanunu''na ve Anayasa''daki mülkiyet (Tapu Senedi) hakkına ait hükümlere yeni bir şekil verilmelidir. Maalesef ülkemizin başta Güneydoğu ve Doğu Bölgeleri olmak üzere birçok bölgelerinde Tapu Senedi olup, senelerce Emlak Vergisi ödemiş, zor geçinen birçok kişinin tarım ve ziraata elverişli sulak arazileri ellerinden alınarak Orman Kadastro Haritaları içine dahil edilmiştir. Orman Teşkilatı bu yerlerle ilgilenmedikleri gibi, (faaliyet alanlarının dışında kalmaktadır) bu araziler güçlü ve nüfuzlu kişi ve grupların hakimiyeti ve faaliyeti altına geçmiştir. Orman Teşkilatı sulu araziyle ilgilenip sebze ve meyvecilikle mi uğraşacaktır? Bu konuyu Meclis''te grubu bulunan bütün parti liderlerine intikal ettirdiğim halde, maalesef bugüne kadar olumlu bir netice almış değiliz. Orman Teşkilatı, vatandaşın elinden sulu arazisini almakta ve konu mahkemelere (Kadastro Mahkemeleri) intikal ettiği halde, kanunların vatandaş aleyhine olan hükümleri nedeniyle kişi yönünden olumlu bir netice alınamamaktadır. AB''ye girmeyi şiddetle arzuladığımız bir süreçte acaba hangi Avrupa Birliği ülkesinde böyle bir uygulama mevcuttur? Bu konu hiç mi liderleri ve Milletvekillerini rahatsız etmiyor? Özelleştirmenin hızla yayıldığı komünist ülkelerde bile böyle bir uygulamanın varlığına inanmak mümkün değildir. Devlet vatandaşa ne zaman sıcak yaklaşacaktır? Gaye erozyon ve yaş ağaçların kesimini önlemek ise; vatandaşın elinden tapulu arazisini tamamen alarak değil, yaş ağaç kesiminde birtakım yasaklama, kısıtlama, izin vs hükümler, erozyonu önlemeye daha çok katkıda bulunabilir inancındayım. Cezai müeyyideler etkili olabilir. Tapu Senedi veren müessese devlet kurumu değil mi? Niçin bu senedi vermiştir? Vatandaşın alırken ödediği para ve diğer masraflar ne olacaktır? Kaldı ki, bazı yerlerde kurumaya terkedilmiş meyve ağaçları da konunun üzücü bir başka yanıdır. Mutazarrır olan kişilerden biri de benim. Elimden alınan bahçemde merhum babamın yetiştirdiği meyve ağaçlarının kurumaya terkedilmesinden dolayı ağır bir vebalin ilgililere ait olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim. Necdet Akman-İSTANBUL

Elimizden tutacak biri yok mu? Düzce Depremzedeler Derneği üyeleri olarak gerek basın, gerekse yerel televizyon aracılığıyla sorunlarımızı ilgili makamlara iletmeye çalıştık. Her nedense bu problemler her gün yarınlara atılıyor. Oysa ki bir gün değil, bir saniye bile kaybedecek zamanımız kalmadı.

Esnafın, hak sahiplerinin, orta hasarlı binaların, çadırların, prefabrikelerin, yolların, kısacası insanların dertlerinin dile getirilip çözüm bulunabilmesi için elimizden tutacak birisini arıyoruz... Düzce Depremzedeler Derneği-DÜZCE

"Orman suçluları" olarak mağduruz Sayın Adalet Bakanı''nın dikkatine;

Bizler orman içi köylüleriyiz. Bulunduğumuz köylerde devlet ormanlarına ait olmayan, atalarımızın koruması altındaki ormanlardan bir ağaç kestik, sattık, ev yaptık, işledik diye "adi orman suçlusu" olduk. Bu, çok cüzi maddi bedelleri olan suçlar yüzünden mağdur durumdayız. Fakir orman köylülerimiz ve atölyecilerimiz bu suçlar yüzünden çürümektedir. Sayın Bakanımız''dan, af görüşülürken bizleri de düşünmesini bekliyoruz. Ahmet Yiğit-Ayvacık/SAMSUN