Eminim çevrenizde şu tip konuşmaların şahidi olmuşsunuzdur: -Ne dedim ki bana alındı hiç anlayamadım doğrusu.
-Ben sana gösteririm, senin için saçımı süpürge ettim karşılığı bu mu olacaktı? Böyle durumlarda asıl suçlu kim dersiniz? Biz mi? Karşı taraf mı? Aksi insanlar içinse, durum çok daha kolaydır. Siz istemeden ettiğiniz kırıcı bir sözün kölesi olurken, onlar, "Ben buyum. Böyle yaratılmışım." "Kararlıyım, bu konuda yapılacak başka bir şey yok." "Beni öyle kızdırıyor ki, ben ona gösteririm" benzeri laflar ederek bir kenara çekilirler. Oysa insanlararası sağlıklı ilişkilerin kurulması için geçerli tek yol, "karşılıklı saygı ve sevgi"dir. Saygı ve sevginin gıdası da sağlıklı bir iletişimdir. Ancak bu şekilde ana-baba-çocuk, karı-koca, öğretmen-öğrenci, ast-üst arasında saygı ve sevgiden bahsedebiliriz. Aksi insan olmakta sorunu çözmediğine göre, istemeden de olsa ağzımızdan çıkan ve çok zaman çevremizdeki insanlarla iletişimimizi bozan, işlerimizi yarıda bırakan ve maalesef birçoğumuzun sarfettiği tehlikeli sözcüklerin neler olduğu üzerinde hiç düşündünüz mü? Psikolog Üstün Dökmen bu konuya dikkat ederek, günlük hayatta kullandığımız tehlikeli sözcükleri şöyle sıralıyor ve bizleri uyarıyor; aşağıdaki sözcükleri kullanırken aman dikkat!.. Sen zaten hep böylesin: Zamanlaması kötü ve suçlayıcı bir aşırı genelleme. Bu mermi gibi söz karşınızdaki kişiyi çok fazla kırar. Arkadaşınızın daha önceki bir hatasına vaktinde tepki göstermediğiniz için, ertelenen öfkeniz ilişkinizi çok zor duruma düşürür. Önce o adım atsın: Pasif çatışma. Karşınızdakinden çekiniyorsunuz veya ona küssünüz. İstediğiniz halde iletişimi yeniden kuramayınca inat ortaya çıkıyor. İki kişi sırtları birbirine dönük durursa nasıl iletişim olabilir? İlk adımı atın. Anladın mı? İletişim, bireyler arasında eşit bir diyalogtur. Karşınızdaki kişide en az sizin kadar akıllı ve kavrayışlı olabilir. Ben sandım ki... Bu söz, varoluş çatışmasının belirtisi. Dikkatiniz daha çok kendinizde ve karşı tarafı yeteri kadar dinlemiyorsunuz. Haklısın ama... "Bana kalırsa" diyerek kendi bildiğini yapmaya çalışma. Umut veren bir diyalog gibi gözükse de, yarı yolda kalabilir. Ben demiştim... Hiç kimse hatasının yüzüne vurulmasını istemez. Uyarınızın dikkate alınmadığını hatırlattığınızda o an için kendinizi güçlü hissedersiniz ama karşı taraf, bir daha sizle iletişim kurmaktan kaçınır. Beni kimse sevmiyor... Bu söz kendine güvensizliğin belirtisidir. Herkesin muhakkak bir seveni anlayanı vardır. Acaba ne demek istedi? Kendi kendinize sorduğunuz bu soruda, "üzerine alınma" vardır. Bizde yaygın olan imalı iletişim, taş atmada bu duyguyu körükler. Siz kendinize güvenin, gerisi çok önemli değil. Çok iyi bir insan, ama şu huyu olmasa... Çevremizdeki insanlardan hep sizin gibi olmalarını, sizin gibi düşünmelerini istemeye hakkınız yok. Aksi halde yalnız kalırsınız. Üstelik değişmesi gereken kişi siz de olabilirsiniz. Ben sana gösteririm... Tam bir savaş ilanı. İletişimi anında koparır. Bu sözle hem arkadaşınızı yitirirsiniz hem de kin duygusu, yüreğinizi ve beyninizi esir alır. En iyi karşı tarafa tekrar bir fırsat verin. Senin için saçımı süpürge ettim... Aşırı fedakarlığın gecikmiş patlaması. Denge kurun. Kendi hayatınızda olduğunu unutmayın. Hiçbirimiz kusursuz olmadığımıza göre, "dilin kemiği yok" sadece biraz düşünelim, belki o zaman daha az kırıcı oluruz. Sevgiyle kalın!...
Hayat sanıldığı kadar uzun değil...
O halde neden; * Herşeyi kafanıza takıyorsunuz? * İlk hareketi hep karşı taraftan bekliyorsunuz? * Çabuk sinirlenip, sağlığınızı bozuyorsunuz? * Arkadaşlarınıza, ailenize az vakit ayırıyorsunuz? * Kendinizi çok fazla yoruyorsunuz? * Herşeye üzülüyorsunuz? * Herşey mükemmel olsun istiyorsunuz? * Hırs yapıyorsunuz? * İnsanları olduğu gibi kabul etmiyorsunuz? * Geçmişi kafaya takıyorsunuz? * Olaylara olumsuz bakıyorsunuz? vb...
Siz en iyisi; * Önemsiz meseleleri fazla büyütmeyin. * Küçük şeylerden mutlu olmaya çalışın. * Güneşin batışını izleyin, balık tutun, kırlara gidin, piknik yapın. * Her söyleneni ciddiye almayın. * Zamanın hızla geçtiğini ve kendinize de zaman ayırmanız gerektiğini unutmayın. * Beyninizi dinlendirin, herşeyi kafanıza takmayın. * Bazı şeyleri akışına bırakın. * Eski dostlarınızı arayın. * Sevdiğiniz işlere mutlaka vakit ayırın. * Kitap okuyun, müzik dinleyin, resim yapın, ne yaparsanız yapın hayatın tadını çıkartmaya çalışın.
Okuyucu Mektubu Uyumak istiyorum Sevgili okuyucumuz Suzan Mert; uyku problemi olduğundan ve çareyi uyku hapı kullanmakta bulduğundan bahsediyor. Kullandığı bu hapların vücuduna bir zarar verip vermeyeceğini soran bu okuyucumuza öncelikle şunu söylemek isterim. Aslında sorunlarımızı çözmek için aldığımız ilaçların, vücudumuza, özellikle böbreklerimize zarar verdiği bilinmektedir. Bu nedenle ilaçların, kafaya göre değil de, bilinçli, doktor kontrolünde alınması gerekmektedir. Diğer taraftan uykusuzluk birçoğumuzun sorunu. Özellikle günlük yaşamda sürekli sıkıntı ve stres içinde yaşayan kişiler uyku problemiyle çok daha fazla karşı karşıya kalıyorlar. Ama bu problemleri, uyku ilaçlarıyla çözmeye çalışmayın; aslında bu ilaçların yararından çok zararları var.
Uzmanlara göre; * Uyku hapları uyku problemlerini çözümlemiyor. Ancak bu haplar, stres ve gerginliği geçici bir süre içinde olsa azaltarak dinlenmenizi sağlıyor. * Uyku hapları her zaman alışkanlık yapmaz. Ancak uzun bir süre boyunca kullanılırsa bütün uyku ilaçları alışkanlık yapabilir. * Uyku hapları herkes üzerinde etkili olmaz. Bütün ilaçlarda olduğu gibi her hasta ilaca farklı cevap verebilir. Bu nedenle, bu ilaçların doktor kontrolünde alınması gerekir. Siz, en iyisi, bu problemi gidermek için önce doğal yolları deneyin; -Yatmadan evvel ılık bir duş alın. -Süt için. -Çay, kahve gibi kafeinli içeceklerden, sigaradan uzak durun. -Herşeyi kafanıza takmayın. -Çok sıcak bir odada yatmayın. -Rahat giysiler giyin. -Kitap okuyun. -Uykum gelsin diye yatakta bekleyip, kendinizi zorlamayın, bu durum sinir sisteminizi bozar. Böyle durumlarda yataktan kalkın ve bir işle ilgilenin. -Probleminizi kendi başınıza çözemiyorsanız mutlaka bir doktora, psikoloğa gidin. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.
KPDS''ye evinizde hazırlanın Ortadoğu Teknik Üniversitesi''nden, Kamu Personeli Dil Sınavı''na (KPDS) hazırlananlar için büyük bir kolaylık geliyor. ODTÜ Yabancı Diller Yüksek Okulu İnternet üzerinden Kamu Personeli Dil Sınavı ve aynı türden sınavlara hazırlık amaçlı İngilizce eğitim vermek üzere, Alto Bilişim A.Ş. ile işbirliğine başladı. Bu amaçla ODTÜ Yabancı Diller Yüksekokulu ve Alto Bilişim Teknolojileri ortak bir çalışma grubu oluşturdular ve bu grup internet üzerinden İngilizce eğitim veren bir uzaktan eğitim sistemi geliştirdi. İlgilenenlere duyurulur; www.dil.com.tr adresine girerek, siteye ulaşabilirsiniz.
Haftanın Sözü Hasat, ekilenden çok olmasaydı, tarlaya buğday ekmenin yararı da olmazdı. Bu öyle bir kuraldır ki, elde ettiğimiz ektiğimizden daha fazladır. Napoleon Hill

