Yarın yeni bir yıla, daha da önemlisi hem yeni bir yüzyıla hem de ikisini birden içine alan kocaman bir bin yıla giriyoruz. Yaşadığımız onca felaketten sonra, biraz buruk da olsa heyecanlı, bir o kadar da umut yüklüyüz. Dünyamız sürekli bir gelişim ve değişim içinde. Örneğin, artık devir iletişim ve bilgisayar devri. Gelişen teknoloji karşısında yapmamız gereken duruma ayak uydurmak. Bundan böyle işyerimizdeki başarımız, evimizdeki huzurumuz, kısacası "iyi bir
hayatın" anahtarı teknolojiyi en iyi şekilde kullanmamıza bağlı. Bu koşullar altında özellikle, siz gençlerimizin çağın gereklerini yerine getirmesi ve buna göre hareket etmesi gerekiyor. Bu noktadan hareketle sizler için bazı üniversitelerimizden değerli hocalarımızın ve iş dünyası adına TÜSİAD Başkanı Sayın Erkut Yücaoğlu''nun "2000 Yılının Gençleri Nasıl Olmalıdır?" başlığı altında görüşlerini aldık. Verilen mesajların yararlı olacağı düşüncesindeyiz. İşte bilim ve işadamlarının mesajları:
Çevreci, akılcı olmalı ve insana değer vermeli İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sayın Prof. Dr. Emin Darendeliler''e göre 2000 yılının insanı;
* Herşeyden önce bilimsel ve akılcı olmalıdır. Çevresine ve dünyaya değer veren, insanları seven bu değerleri yaşatmak için aktif olarak çalışan bir insan olmalıdır. * Bilgiyi ezberlemekten çok bilgiye erişmenin yollarını bilmeli, bilgiye erişmede bilgisayar gibi teknolojileri kullanabilmelidir. * İletişim kurabilmeli ve "insan"ın her zaman en önemli olduğunu kavramalıdır. * Çevre bilinci ve duyarlılığı olmalı, bu konuda kendisini eğitmeli, başkalarına da eğitim verebilmelidir.
Kültürlü, hoşgörülü,araştırmacı ve önyargısız olmalı Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sayın Prof. Dr. Hamit Fişek, 2000 yılı insanını
şöyle tarif ediyor:
* "Çağımız hızlı teknolojik değişimlerin eşliğinde toplumsal gelişmelerin yaşandığı bir çağ. Bugün yeni olan herhangi bir gelişme yarın eskimiş oluyor. Böyle bir ortamda; *Olumlu değişimlere uyum sağlama yeteneği, sürekli öğrenme becerisi genç kuşakların sahip olması gereken en önemli özelliklerden biri. *Sorgulayıcı ve eleştirel bir bakış açısına sahip olması gereken gençler, berrak bir zihne de sahip olmalıdırlar. Eğitim 21. yüzyılın en önemli değişkenlerinden biri haline geliyor. Bilgi üretiminde ve araştırma faaliyetlerinde öncü olanlar önümüzdeki yüzyılı belirleyeceklerdir. *21. yüzyılda hoşgörülü olmak da çok önemli. Globalleşen dünyada farklı kültürlerin insanlarıyla da bir arada yaşaması gereken gençler, hoşgörülü olmak, birbirlerini gerçekten anlamak ve tanımak mecburiyetindeler. *Enformasyon alanında, hizmet sektöründe ve yönetim alanında öncü olması gereken gençler, bunun için araştırmacı olmak zorunda. Çünkü günümüzde sadece bilgiye sahip olmak yetmiyor. Bilgiye nasıl ulaşılacağı, bunun kavranması için çok yönlü düşünme alışkanlığı, önyargısız bakış açısı, değişen dünyanın kavranmasında en önemli araçlar.
Hak ve sorumluluklarını bilmeli, sivil topluma inanmalı İş Dünyası "2000 yılının genç insanına nasıl bakıyor?" diye merak ettik ve işadamlarımız adına konumuz ile ilgili olarak, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Dr. Erkut Yücaoğlu''nun görüşlerini aldık.
* "Önümüzde uzanan yeni yüzyıl hemen herkes tarafından "Bilgi Çağı" olarak adlandırılmaktadır. Bilgi çağı, bilginin en değerli ürün olduğu, bilginin yayılmasının son derece büyük bir hızla gerçekleşeceği ve buna bağlı olarak bilgi teknolojilerinin öneminin artacağı bir dönem olacaktır. Eğitim sistemimizin ise gerek içerik gerek yöntem olarak, yeni çağın gereklerine göre yeniden yapılandırılması gerektiği çok açıktır. * Günümüzün gençleri kendilerini 2000''li yıllara hazırlarken, başarının yolunun kendilerini yeni çağın gereklerine göre eğitmekten geçtiğini akıllarından çıkarmamalıdırlar. 2000''li yılların başarılı insanları, bilginin önemini kavramış, birey olarak hak ve sorumluluklarının bilincinde, sivil topluma inanan, hızla değişen dünyaya ayak uydurabilen, hayatın her alanında kalitenin rekabetten doğduğunun farkında olan kişiler arasından çıkacaktır." Evet, 21. yüzyılda başarıyı yakalamak isteyenler... İş dünyası da, üniversite çevreleri de ortak bir noktada birleşiyorlar. 2000 yılında kazananlar; bilgi çağının gereklerini yerine getirirken, insanlığa ve çevresine de yararlı olan kişiler arasından çıkacak. Bizden söylemesi karar sizin...
"Milenyum" dedikleri... Yarın koca bir yılın son günü. Bu günün hayatımızda geçirdiğimiz diğer yılın son günlerinden bir farkı var. Yarın aynı zamanda bir yüzyılın, bir bin yılın son günü de. Bu durum beni hem heyecanlandırıyor, hem de hüzünlendiriyor. Niye mi? Nedenini tam olarak ben de bilmiyorum. Gelecekten duyulan kaygı mı, en basit şekliyle yaşlanmak mı, yoksa geçmişe özlem mi? Hiç bilemiyorum. İçinde doğduğumuz, hatıralarımızın olduğu bir zaman dilimi, maddi anlamda da günlük hayatımızdan çıkıyor. Belki bir süre alışamamakla birlikte, herhangi bir yere tarih atarken artık "2000" diye yazacağız. Ardından 2001, 2002... Diğer taraftan tarif edemediğim bir heyecan da var, 2000 yılına girerken içimde. Ben de çocukluğunda "2000 yılı nasıl olacak acaba?" diye merak edenlerdendim. Bana göre de 2000''li yıllarda bilim kurgu filmlerinde olduğu gibi geleceğe, uzaya yolculuk yapılabilecek, robotlar insanların hayatına girecek, herşey çok daha kolay olacaktı. Hayallerimde, savaşa, bozulan doğaya ya da depremlere, sellere asla yer yoktu... Yaşım ilerledikçe gördüm ki, 2000''li yılların en azından başında bunların olması imkânsız. Ancak gerçek olan da şu ki; 1900''lü yıllarda yaşayan ve göç eden birçok insan, yeni bir bin yıldan, yeni tanıştığımız "milenyum" kavramından, asıl önemlisi, bu insanların bir kısmı bilgisayarlardan, "www" kısaltmasından, internet ağlarından, interaktif bankacılıktan, evden alışverişten, cep telefonundan habersiz gittiler. Yarın, eğer kısmetse, 2000 yılına gireceğiz. Düşünüyorum da; bizleri asıl heyecanlandırması gereken yarın yaşanacak takvim değişikliği mi, yoksa 2000''li yılların dünyası mı olmalı? Bir TV reklamı bu noktada çok manîdar; "Bir torun, ömründe nice yılbaşıları geçirmiş kocaman dedesinin işlerini, onun hayret dolu bakışları arasında evinde bilgisayarından hallediyor." Yarın bu torun da, dede de 2000 yılına girecekler. Sorarım size hangisi gerçek manâda 2000''li yılları yaşamayla başlamış, dede mi, torun mu? Peki dünyadan habersiz kaldığımız sürece yeni bir binyıla girmişiz çok mu önemli? Biliyorum ki 1 Ocak 2000 Cumartesi sabahı, eğer başımız "Millennium Bug"la belaya girmez, hayatımızı düzenleyen bilgisayar programlarında gerekli düzenlemeler yapılmış olursa diğer günlerden çok da farklı olmayacak, birçoğumuz Ramazan rehavetiyle gazetelere göz atacak, televizyon seyderecek, daha sonra da bizi bekleyen diğer işlerimize dalıp, akşamı edeceğiz. Hayatımızın bir gecede sihirli bir değnekle değişmeyeceği kesin, ama görünen bir gerçek de var ki o da, "çağın gerisinde kalmamak, mücadeleci olmak ve çağı yakalamak." Son olarak; çok yakın bir tarihte yaşadığımız tüm felaketlere, acılara rağmen; 2000 yılının, hepimiz için umutların tekrar yeşerdiği, hatalardan ders alındığı, sağlık ve başarının kol kola gezdiği günlerle dolu olmasını diliyorum. Siz ne dersiniz? Yeni bir bin yılın başlangıcında görüşmek üzere, sevgiyle kalın...
Haftanın Sözü En iyi zaman, bundan sonraki ömrümüzün birinci dakikasıdır.
Her türlü soru ve sorunlarınız için: (Ayrıca hoşunuza giden bir anekdot, hikaye ya da haberi Genç Türkiye okuyucularıyla paylaşmak ister misiniz?) Türkiye Gazetesi Genç Türkiye Köşesi 29 Ekim Caddesi 34530 Yenibosna/İST. Faks: 0 212 454 20 30 e-mail: BetBay@apexmail.com

