Kaydet
a- | +A

Yeni sistemle birlikte yaşanan çeşitli sorunlara rağmen, birçok genç üniversitelerin çeşitli bölümlerine yerleşti. Üniversiteye bu yıl başlayacak olan gençlerin hayatlarında, geleceklerini büyük ölçüde etkileyecek yepyeni bir sayfa açıldı. Bu yeni hayatı boş bir deftere benzetirsek, dolu dolu geirilecek her yıl geriye dönüp bakıldığında içine yerleştirdiğiniz her bilgi ve beceriyle, geleceğinizin garantisi olarak sizlere geri dönecektir. Ancak bu geleceğin başarılı olması gençlerin isteğine ve okurken nasıl bir süreçten geçtiğine bağlı olacaktır. Üniversitelerin yeni açıldığı şu günlerde İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Erdal Balaban''ın "iyi bir üniversite öğrencisinin nasıl olması gerektiği" hususunda öğrencilerine verdiği mesajları bizde tüm üniversitelilerle paylaşmak istedik. bakın, sayın Balaban bu konuda neler dedi, "Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişte, bilgi en önemli kaynak haline gelmiş olup, bu çağa ayak uydurabilmenin bilgili olmaktan geçtiğini hepimiz biliyoruz. Bilgi herkesin sahip olmak istediği ve paylaştıkça, yuvarlanan kartopu gibi büyüdüğü değerli bir kaynak olmaktadır. Bilgi çağını yakalamak öğrencilik yaşamının değerlendirilmesinden geçiyor. Bütün bunların sonucunda genç insanlar, çağdaş, araştırıcı, girişimci, yeniliklere açık, geniş ufuklu, üretken, dinamik, topluma saygılı, bilgili, hoşgörülü insanlar olarak hayata atılırlar." Bunun içinde aşağıda sayılan hususlara dikkat etmek gerekir.

* Hedeflerinzi yüksek tutunuz anacak hayalci olmayınız.

* Kendi özeleştirinizi yapınız. Nerelerde eksik olduğunuzu belirleyiniz. Bunları kazanmak ve eksiklikleri gidermek için üniversite yaşamında zaman vardır ancak ileride zaman kıt kaynak olacaktır.

* İş hayatı aktif ve değişkendir. Bu nedenle aktif ve dinamik bir öğrenci olarak yetişmek önemlidir, elinizin altındaki tüm kaynakları kullanınız.

* Sadece dersleri takip ederek değil, ders dışında fakülte sosyal kulüplerinde görevler ve aktif üyelikler olarak da kendinizi geliştiriniz.

* Sürekli okuyunuz. Araştırınız ve verilenlerle yetinmeyiniz.

* Kendinize güveniniz.

* İnsan ilişkilerine önem veriniz.

* Çevrenizle ilgileniniz ve gündemi takip ediniz.

Bilgi çağını yakalamak... Takvimdeki o çok konuşulan değişikliğe az bir süre kaldı. Birkaç ay sonra yeni bir bin yıl başlayacak. 2000''li yılların nasıl olacağı "futuristler" tarafından tahmin edilmeye çalışılıyor, çeşitli senaryolar yazılıyor. Uzun bir süredir, "bilgi çağı" bilgi toplumu, bilgiye ulaşmak, bilgiye sahip olmak" gibi kavramlar dilimize yerleşti. Üniversitelerin açıldığı bu günlerde, gündemdeki konuların aksine, üniversiteli gençlerimizin, bu gerçekler karşısında alacakları tavrı tartışmak gerekmektedir. Yükseköğretimin kalitesi, üniversitelerimizin kendilerini bilgi çağına hazırlamaları gibi konular yetkili ağızlar tarafından dile getirilmektedir. Bunları tekrar etmek istemediğim gibi genç arkadaşlarımın da bu konulara fazlaca takılıp kalmalarında bir fayda görmüyorum; çünkü dışarıda hayat, gençler için "onların imkanları bu kadar" diye değil, kendi kuralları "bilgi çağı"nın gereklerine göre devam etmektedir. Ülkemizin bütün resmi ve vakıf üniversitelerinde okuyan öğrencilerimiz katlandıkları maddi ve manevi sıkıntılar karşısında, iyi bir gelecek hayal etmektedirler. Balıkesir''in bir köyündeki ailesini bırakıp Trabzon''da zor şartlar altında okuyan bir öğrenciyle, İstanbul''da sırf okula gidebilmek için iki saat seyahat eden bir öğrencinin beklentileri arasında fark yoktur. Bu beklentilere cevabı, her zaman, bizim dışımızdakilerden, mesela; devletten beklemek yanlış olur. Devlet eğitim imkanlarını sağlamak zorundadır, fakat, iş bulmak zorunda olması tartışılacak bir konudur. Artık, üniversite formasyon kazandıran bir araç olarak görülmektedir. "Diploma", iş bulmadığı gibi, yapılan işte her zaman diplamayla paralel olmamaktadır. Üniversite mezununun tanımı değişmiştir. Bilgiye ulaşmasını bilmek, "bilgi küpü" olmanın önüne geçmiştir. Her pazar günü, gazetelerin verdiği "İnsan Kaynakları" eklerinde aranılan insan tipi, yerel olmaktan çıkıp, uluslararası olmaya zorlanan iş dünyasının ihtiyaçlarını yansıtmaktadır. Bunları "bir, tercihen iki dil bilmek, bilgisayar programlarına aşina olmakla" sınırlamak, 2000''li yılların, çalışan insanının nitelikleri açısından önemli olmaz. Önemli olan; küreselleşme karşısında evrensel değerler ve ölçülere ne derecede yaklaştığımızdır. Bildiğimiz yabancı dilleri, hayatımızın parçası haline ne kadar getirebildiğimiz; "2 insan" olabildiğimiz veya Amerika''da yayınlanan bir makaleyi "internet" vasıtasıyla okuyup okumadığımız 2000''li yıllara hazırlığımızda belirleyici rol oynayacaktır. 2000''li yıllar, yerel değerleri muhafaza ederek, evrensel olanı yakalayan ve sindiren üniversite mezunları için başarı vadetmektedir.

Başarıya giden yol İyi bir gelecek için üniversitelinin takip etmesi gereken yol şudur: * Zamanı iyi kullanmak * Planlı çalışmak * Ekip çalışmasına alışmak * Ezbercilik yapmamak * Araştırmacı olmak * Aklını kullanmaya alışmak * Analiz ve sentez yapabilmek * Sebep sonuç mantığını kurabilmek * Proplem çözme alışkanlığı kazanmak * Bütünü görebilmek * Çevrenizdekilerle iyi ilişkiler kurabilmek * Sabırlı olmak * Zorluklara teslim olmamak * İşinize sahip çıkmak ve takipçi olmak * Hata yapmaktan korkmamak * Sosyal faaliyetleri sürdürmek * Yabancı dil öğrenmek * Bilgisayar kullanmak

Sevgiyle kalın... Betül B. Altınbaşak