Kaydet
a- | +A

"Yapacak yığınla işim, okumam gereken sayfalarca yer, yazmam gereken raporlar ve daha bir çok şey var..." Oysa bazen insanın içinden parmağını dahi oynatmak gelmez öyle değil mi? Üstelik te bu halin nedeni ne tembellik ne de yorgunluktur. Siz sadece o an için enerjinizi; rapor yazmak yerine evi temizlemeye, ders çalışmak yerine dolaplarınızı düzeltmeye harcamayı daha anlamlı bulmuşsunuzdur. Aslında gerçek olan şudur; siz yapmanız gereken işler olduğunu bildiğiniz halde, bu işinizden kaçmakta ve başka şeylerle oyalanmaktasınız. Peki ama neden ve biz bu sıkıcı durumdan nasıl kurtulabiliriz? Nedenini şöyle açıklayabiliriz; Zaman zaman hepimiz, yapılması daha çok hoşumuza giden bazı işleri şimdi yapmak istiyor ve içinde bulunduğumuz asıl durumdan kaçınıyor, başka işlerle oyalanıyoruz. Kısacası hoşa gideni, sıkıntı verenin yerine koyuyoruz. Unutmamalıyız ki, hayatta hiçbir iş tam manasıyla, istediğimiz gibi değildir ve bazen en sevdiğimiz işi yapmak bile bizi sıkabilir. Hele bir de yaptığımız işi sevmiyorsak, o işi ertelemek için elimizden geleni yaparız. Psikolog Jacqualine Atkinson''a göre; oyalandığımız, bıraktığımız işlerin çoğu bizim "nahoş" kategorisinde değerlendirdiğimiz işlerdir. Bunlar ya sıkıcı veya hoş olmayan işlerdir. Bazen de yapacağımız iş için yeterli olmadığımızı veya gerekli standartların belirsiz olduğunu düşünür, yeteneklerimizi geliştirip işi halletmek yerine kolay olanı seçeriz. Sonra da, eldeki zamanı boş yere harcayıp, son dakikada "biraz daha zamanım olsaydı" deriz. Oysa daha fazla zamanımız olsaydı büyük ihtimalle, onu da kullanamamış olurduk. Oyalanmalar bizi herhangi bir iş hakkında, "bu yapabileceğimin en iyisi oldu" demekten alıkoyar, "yeterince güzel olmadı" dedirtir. Son dakikaya bıraktığımız işlere yönelik gelecek eleştirilere karşı, mazeret olarak da "yeterli zamanım yoktu" sözlerimiz daima hazırdır.

Zamanı boşuna harcamamak için

*Güçlü ve erdemli olduğunuzu düşünün

Sevmediğimiz bir işi yaparken, sevmediğimiz halde yapılması gereken ve mutlaka birilerine bir şekilde faydası dokunacak bir işi yaptığımız için kendimizi güçlü ve erdemli sayabiliriz. Ayrıca güne sevmediğimiz işlere öncelik vererek başlarsak, ardından sıra sevdiğimiz işlere de gelecektir, böylece gün mutlu sona erecektir.

Not: Sakın sevmediğiniz işleri yaptıktan sonra, sevdiğiniz bir işi yapmadan günü bitirmeyin.

* İşi uzatmadan yapın

Hoşlanmadığınız bir işi yapmakta ne kadar yavaş davranırsanız, o kadar zorlanır, acı çekersiniz. İşle bir an evvel yüzleşip, yerine getirin. Örneğin, matematik sınavına çalışmazsanız kendinizi suçlu hissedersiniz ve suçluluk duygusu, işin kendisini yapmanın sıkıntısının çok üstüne geçer. İşe bir yerden başlayın, gereken çabayı gösterin.

* İşinizi planlayın

Temizlik yapmak, test çözmek, rapor yazmak, hesapları kontrol etmek vb. işiniz ne olursa olsun, bir plan hazırlayın, işinizi parçalara ayırın ve bir an evvel uygulamaya geçin.

*Olumlu düşünün

"Bu iş çok zor", "yapmak zorundayım", "açık değil", "sevmiyorum" gibi laflar, sizi iş yapmaktan alıkoyar. İşinizin berbat olduğunu, devamlı surette kendinize telkin ederseniz, onun iyi bir şekle bürünmesini nasıl bekleyebilirsiniz. En azından işiniz bitince memnun olacağınızı,

omuzunuzdan büyük bir yükün kalkacağını düşünün ve halinizden memnun olmaya çalışın.

* Yardım isteyin

Yapacağınız işin yardımlaşmaya açık olup olmadığına bakın. Çevrenizden yardım istemek, işi kolaylaştırır. Bilin ki paylaşılmış bir sıkıntı kolay atlatılır. Hatta bazı işlerde, iş değiş tokuşuna bile gidilebilir. Size sıkıntı veren bir iş için, bir başkası aynı duyguları beslemiyor olabilir. Siz dikiş dikmekten hoşlanmazken belki de kardeşiniz çok seviyordur ve onu en sıkan şey de, fatura işleriyle uğraşmaktır. (değiş-tokuş zamanı olabilir)

* Kendinizi ödüllendirin

Oyalanmak sıkıntıdan önce memnun olmaktır. Ya sıkıntıdan sonra memnun olmak, daha iyi değil mi? İşiniz bitmiş ve siz rahatlamışsanız, hayali bile güzel öyle değil mi? Sonra da kendinizi ödüllendireceğiniz anı düşünün. Gezmeye gitmek, yatıp dinlenmek, keyifle bir kahve içmek, ne hoş olurdu bir düşünsenize...

Tercihlerinize dikkat edin

Bildiğiniz üzere geçen hafta "üniversite için yeni bir şans" adı altında, ÖSYM''nin bölümlerde boş kalan yerlere 42 bin genci yerleştireceğini yazmıştık. Köşemize gelen e-maillerden anladığımız kadarıyla başvuru koşullarının nasıl olması, nasıl kayıt yapılacağı gibi konularda hâlâ tereddütleriniz var. Aslında son günlerde ek kontenjanlarla ilgili çok şey söylendi, yazıldı. Biz de sizlere özellikle şunları tekrarlayabiliriz: Kontenjanlardan yararlanmak için; Aday Gençler; 09-16 Ekim tarihleri arasında yapılacak başvurular için kılavuzlarınızı, il ve ilçelerdeki ÖSYM Sınav Merkezi Birimlerinden alacaksınız. Öncelikle; 2000 ÖSS''ye girmiş olmanız, AÖF ve özel yetenek sınavı ile öğrenci alan yerler dışında, hiçbir yere yerleştirilmemiş, AÖF için en az 105 puan (istenilen türde) almış olmanız, lisans programları için ise en az 120 (istenilen türde) ÖSS puanı almış olmanız gerekiyor. * Başvuru formlarınızı eksiksiz doldurup, 16 Ekim''e kadar ÖSYM merkezlerine teslim edeceksiniz. Bütün ÖSS sınavlarında olduğu gibi bu ek yerleştirmelerde de tercih sıralaması çok önemli. * II. olarak yapacağınız iş; 2000 Ek Kontenjanlar Kılavuzunda yer alan yüksek öğretim kurumlarının kontenjanları ve taban puanları ile ilgili bilgileri, dikkatlice incelemek olacaktır. Elinizdeki puanla, kontenjan puanlarının tutuyor olması gerekmektedir. Elinizdeki puanınızın üstünde bir yer yazarsanız tercihiniz ölü tercih olacaktır ve bir hakkınızı boş yere kaybetmiş olacaksınız. * En fazla 8 tercih yapma hakkınız var ve bunların tümünü 4 yıllık bir program için kullanabileceğiniz gibi 2 yıllık bir program için de kullanabilirsiniz. * Dikkat edilmesi gereken başka önemli nokta şudur; Eğer ek kontenjanla bir yere kabul edilirseniz, (AÖF hariç) kayıt yaptırın veya yaptırmayın, belli bir puan kaybına uğrayacaksınız. Bu nedenle; çok fazla işinize gelmeyen, sevmeden okuyacağınız bir bölümü laf olsun diye tercih listenize yazmayın ve seneye istediğiniz bir yere (bölüme) girme şansınızı azaltmayın.

Okuyucu mektubu

Başarılı gençlere destek verelim Van Gürpınar''dan yazan sevgili okuyucumuz, siz ve kardeşleriniz fakülte ve bölümlere bakılırsa oldukça başarılı gençlersiniz. Öncelikle sizleri tebrik ediyorum. Sakın maddi yetersizlikler yüzünden okullarınızı askıya almayın. Madem elinizde burs veren kurumların listesi var, vakit kaybetmeden bu kuruluşları arayın, yetkilileriyle görüşüp, onlara durumunuzu anlatın ve bir an evvel burs başvurularınızı yapın. Bizi durumunuzdan haberdar edin. İnanıyorum ki köşemizi okuyan hayırsever kişilerden de ilgilenenler çıkacaktır. Başarılar...

Haftanın Sözü Parlanmaktansa, aşınmak yeğdir Richard Cumberland

Her türlü soru ve sorunlarınız için Adres:Türkiye Gazetesi, Genç Türkiye Köşesi 29 Ekim Cad. No: 23 Yenibosna/İstanbul Faks: 0212 454 20 30 E-Mail: Betbay@apexmail.com