Bu iddialı satırlar ünlü Fransız yazar Albert Cemus''ye ait. Anlaşıldığı üzere konumuz aşk. Yaz mevsimi hiç aşktan bahsetmeden uğurlanır mı? Bir okuyucumuz soruyor, filmlere, şiirlere, romanlara konu olan aşk nedir? Neden gerçek hayatta başa bela olur? Aşık olmak, birisini sevmek niçin suç olsun ki. Hele de platonik aşkların, dolu dizgin duyguların, ölümsüz olduğuna inanılan aşkların, yaşandığı gençlik yıllarında. Burada önemli olan, kendine, karşındakine zarar vermeden, sevmeyi becerebilmektir. Aşkı anlatmak gerçekten çok zor. Galiba aşık olmadan, yaşanmadan da çok rahat tanımlanamıyor. Aşk kimine göre kadının ve erkeğin kalbini sıkıca kavrayan gelip geçici bir tutku, kimine göre çiftlerin birbirlerini daha iyi tanımasıyla şekillenen ve sevgiye dönüşen hayattaki en önemli olaylardan birisi. Gerçek olan şu ki, tanımlaması ne şekilde olursa olsun doğada aşk var ve anlaşılan belirtileri de ortak. Diyelim ki sizin de karşınızda yeni tanıdığınız birisi var ve hakkında çok az şey biliyorsunuz. Konuşmanız gerek ama konuşamıyorsunuz, kalbiniz fazla mesai yapıyor, sürekli onu düşünüyor ve heyecandan ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Neler oluyor size? Yoksa aşk dedikleri bu mu? Bakın araştırmacılara göre aşık olduğunu anlamanın belirtileri şunlar: Eğer; * Her gün dalıp dalıp gidiyor ve onu düşünüyorsanız, * Her telefon çalışında, "belki o arıyordur" diye kalbiniz yerinden fırlayacakmışçasına çarpıyorsa, * Giyiminize, olağandan çok daha fazla özen gösteriyorsanız, * Küçücük bir tartışmada dünyanız kararıyorsa, * Onun yanında çok alınganlaşıyorsanız, * Onunla beraber olmak için bir çok şeyi göze alıyorsanız, * Hiçbir şeye yeteri kadar konsantre olamıyorsanız, * Sesini duyduğunuzda, onu gördüğünüzde dünyanın en mutlu insanı oluyorsanız, * Gelecekle ilgili tüm planlarınıza onu da katıyorsanız, "Çok dikkat edin, siz gerçekten aşıksınız" demektir. Şayet aşık olduğunuza kanaat getirdiyseniz şimdi de şu hususlara dikkat etmenizi tavsiye ederiz:
Karşınızdaki kişiyi tanımadan bir beraberliğe girişmeyin: Unutmayın ki iyi ve kötü ilişkiler vardır. İyileri insanın istediklerini elde etmesini sağlar. Sınırsız da değildirler, yaşamanızda önemli olan diğer unsurları gözardı etmezler. İyi ilişkiler, kişiyi olabileceğinin en iyisi olması için destekleyen, yüreklendiren, onurlandıran sevgiye sahiptir. Daha en baştan size uygun olmadığı düşünülen bir insanla ilişkiye girmek en baştan kaybetmek demektir. İlişkinize tarafsız gözle bakmaya çalışın ve dost tavsiyelerini sakın hafife almayın.
Bir ilişkiye girerken kendiniz olun: Olduğunuzdan başka bir görünüme, havaya girmeyin. Ne iseniz, öyle davranın. Duyduğunuz, düşündüğünüz gibi hareket edin. Yapmacık olmayın. Bu sizi tabiilikten uzaklaştırır. İtici yapar, huzursuz eder. İnsanın kendi gibi olabilmesi için de kusurlarıyla, güzellikleriyle kendisini sevmesi gerekir. Kendinizi sevin.
Birisine ilgi gösterirken, aşırılığa gerek yoktur: Bir gösteri yapar gibi kendinizi "ilgi merkezi" haline sokmanız gereksizdir. Aynı şekilde, karşınızdaki insanı da gereksiz yere "pofpoflamaya", " sen iyisin, sen mükemmelsin" diye övmeye de gerek yoktur. Herşey ölçülü ve anlamlı olmalıdır.
Kurallarınızdan ödün vermeyin: İlişkiniz aile kurallarınızı, kişisel prensiplerinizi yıkmasın. Karşınızdaki kişi, eve giriş çıkış saatlerinize, çalışma saatlerinize vb. duruma saygı göstermek mecburiyetindedir. Aksi halde, ilişkide bencillik vardır ve bu durum ileride sizi de yakınlarınızı da çok üzer.
İlişkiniz yüzünden sürekli fedakarlık yapmak zorunda kalmayın: Sağlıklı bir ilişkide karşılıklı fedakarlık vardır. Eğer ilişkide sürekli veren taraf siz iseniz, ciddi bir problem var demektir.
İlişkiniz sizi sosyal hayatınızdan, arkadaş ve yakın çevrenizden koparmasın: Aksi halde ileri bir tarihte kendinizi çok yalnız hissedebilirsiniz. Sevgiyle kalın!....
İlgi alanınıza göre tercih yapın İzmir''den sevgili okuyucumuz Fatih Çamlı; Sandığınız gibi köşemizde okuyucu mektuplarına cevap vermeyi bırakmadık. Sayfamızın el verdiği ölçüde sorularınıza cevap vermeye çalışıyoruz. Sizler mektup, e-mail ve fakslarınızı gönderin. Çünkü bu sayfa gerçek değerini, sizlerin ilgisiyle bulmaktadır. Sorunuzun cevabına gelince; siz fen bölümü mezunu olduğunuza göre, tercihlerinizi gelecek puanınıza göre, kendi alanınızda yapın. Zaten eğiliminiz de, mekaniğe, makineleri inceleme, onarma ve yapmaya yönelik olduğuna göre siz üniversitelerin; Bilgisayar Mühendisliği, Deniz Teknik Mühendisliği, Elektronik Mühendisliği, Gemi İnşaat Mühendisliği, Uçak Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Tekstil Mühendisliği, Uçak Techizat Mühendisliği, Tarım Makineleri, Teknik Eğitim, Makina Motor Bölümleri gibi bölümlerini, tercih listenize yazabilirsiniz. Tahmini net sayınıza bakılırsa, hayal kırıklığı yaşama ihtimaliniz de az sayılır. Aksi bir durum olursa şayet, laf olsun diye tercih yapmayın. Unutmayın ki sizin daha bu sınava girişinizin ilk yılı. Umarım sonuç istediğiniz gibi olur. Başarılı ve mutlu günler dilerim.
Haftanın Sözü Evrende geliştirebileceğinizden emin olabileceğiniz tek bir nokta vardır: Kendiniz. Aldous Muxley
Her tür soru ve sorunlarınız için: Adres: Türkiye Gazetesi, Genç Türkiye Köşesi, 29 Ekim Cad. No. 23 Yenibosna/İstanbul Faks: 0212 454 20 30
E-Mail: Betbay@apexmail.com

