Bir yazarımızın da dediği gibi; günümüzde "kendine özen gösteren, kafasını çalıştıran, ağzını açtığı zaman kendini dinletebilen, rahatça gülebilen, sevecen kişi" için kullanılıyor "güzel" sözcüğü. Bakımlı insanlar, çok kalabalık gruplarda dahi, kendilerini gösterir adeta bir yıldız gibi parlarlar. Hatta şöyle bir ifade vardır: "Çok güzel değil ama çekici" ya da "gerçekten güzel bir yüzü var ama hiç de çekici değil." İşte burada ortaya çıkan faktör bakımdır. Kim istemez Tom Cruise ya da Cindy Crawford olmayı? Ancak onları bu kadar gösterişli yapan biraz da kendilerine gösterdikleri özen değil midir? İnsanların kendilerine bakmaları için, artist ya da manken olması gerekmez. Tüm insanların kendilerine özgü bir güzelliği vardır. Bunu ortaya çıkartıp, hoş, bakımlı, dolayısıyla da çekici olmak, kişinin kendi elindedir.
Bakımlı olmak size neler kazandırır? * Bakım, öncelikle moralinizi yükseltir. Aynaya baktığında kendisini beğenen kişinin özgüveni yerine gelir, dünyaya daha bir sevgi dolu bakar.
* Kendinizi iyi hissetmediğiniz günlerde, kişisel bakım ve giyiminize özel bir önem verirseniz, kendinizi daha iyi hissedersiniz.
* Bakımlı olmak, insan ilişkilerinde, iş görüşmelerinde, kimi sınavların mülakat aşamalarında, özel ilişkilerde size avantaj kazandırabilir.
* Bakımlı kişiler, çevrelerinde saygı uyandırırlar. İnsanların karşısına mümkün olduğu kadar temiz, düzenli, bakımlı ve iyi giyimli olarak çıkın.
* Kendi bakımına ve dış görünüşüne her ne nedenle olursa olsun özen göstermeyen bir kişi, başkalarından da
kendisine saygı gösterilmesini beklemiyor demektir.
Nelere dikkat etmeliyiz... Bakımlı olmak, pahalı ürünlere sahip olmak, ya da marka giyimlere rağbet etmek demek değildir. Temizliğe ve giyimine özen göstermek yeterlidir.
Cilt bakımı:
Güzel görünümlü bir cilt büyük önem taşır. Bunun için kozmetik dünyasının çok çeşitli ürünleri var. Ancak nemlendirici özelliği olan bir sabun ve su en geçerli temizlik maddeleridir. Sık sık yıkanan ve temiz tutulan cilt parlar.
Diş bakımı: Güzel, parlak, temiz dişler gülüşünüze güzellik katar. Bunların sağlıklı olması, bakımına gösterdiğiniz özenle ilgilidir. Bir macun, diş fırçası ve yılda bir defa diş doktoruna görünme, diş rahatsızlıklarının size ulaşmasını büyük ölçüde engeller.
Saç bakımı: Parlayan, sağlıklı saçlara sahip olmak, en iyi görünüm araçlarındandır. Düzenli olarak
yıkanan, taranan ve yüze uygun olarak şekillendirilen saçlar, bakımınızı tamamlar. Bir erkeğin günlük sakal tıraşını olmaması ona derbeder bir görüntü verir.
Vücut temizliği: Yıkanma, temizliğin en etkili yoludur. Bunun için de, sabun, şampuan, su yeterlidir. Sık sık alınan duşlarla terleme sonucu oluşan kötü kokulardan da arınırsınız.
Tırnak bakımı: Tırnak bakımının da görünüş üzerinde etkisi büyüktür. Tırnaklar uzadıkça, bakımı ve temizliği zorlaşır. Bu yüzden vaktinizi de düşünerek tırnaklarınızı uzatmayın.
Kılık kıyafet: Giysileriniz, görünümüzün önemli bir unsurudur. Kişiliğinizi, seçtiğiniz kıyafetler belli eder. Temiz, bakımlı, ütüsü yerinde bir giysi, bırakılacak izlenimde esas rolü oynar. Ayrıca seçtiğiniz kıyafetlerin bulunduğunuz ortama göre ayarlanması gerekir. Bir iş görüşmesine kot pantolanla gitmek ne kadar hoş karşılanmazsa, bir pikniğe de takım elbiseyle gitmeye hiç gerek yoktur.
"Acılar paylaşıldıkça azalır" Geçen hafta, Çapa Tıp Fakültesi''ne gittim. Bir arkadaşımın kızı aniden rahatsızlanmış ve hastaneye yatırmışlar. Amacım bu küçük kızı ziyaret etmekti. Bu ziyaret bana bir küçük arkadaş daha kazandırdı. Adı Kadir. Adapazarlı. O bir depremzede. Daha sonra eşimle hastanedeki diğer çocukları dolaştık. Alt serviste Oğuzkaan yatıyor. 3 yaşında. Yan odada ise Neziha. Onlar Gölcüklü küçük depremzedeler. Ve daha birçok çocuk... Kadir''e dedesi, Neziha''ya teyzesi, ağabeyine de dayısı bakıyor. Anneleri babaları nerede mi?.. Oğuzkaan''ın babası emekli bir öğretmen. Devlete hizmetini tamamlayınca, 2 yıl önce sakin bir hayat sürdürmek için yerleşmişler Gölcük''e. Felakette evlerini kaybetmişler, ancak canları sağ. Oğuzkaan''a ablası bakıyor. Çünkü, annesi babası yaralı. Ablası sürekli şükrediyor, dualar ediyor kardeşi iyileşsin diye. "Ziyaretçiler moralimizi düzeltiyor" diyor ve gelenlere teşekkür ediyor. Kadir''e gelince, "Gitmeyin, kalın biraz daha" diyor. "Yine görüşür müyüz?" diye soruyor. Olumlu her cevap, mahsun gözlerine küçük de olsa bir pırıltı veriyor. Sohbet ediyoruz, anlatıyor; "Domatesli Makarnayı çok severmiş."
Sevgili Gençler! Söyleyecek çok şey var da bazen kelimeler boğaza düğümleniyor, yutkunuyorsunuz hiçbirisi çıkmıyor. İyi bir eğitim, iyi bir iş, ev, araba, gelecek ve sayısı artırılabilecek binlerce maddi iyi... Ya manevi dünyanın iyileri... İyi bir insan, iyi bir dost, iyi bir evlat, iyi bir öğretmen, iyi bir Müslüman ve bunların altındaki binlerce iyi... İnsanı insan yapan değerlerdendir paylaşmak, paylaşımcı olmak. Evini paylaşmak, ekmeğini paylaşmak, paranı, kitabını, acıları, sevinci paylaşmak. Biliyorum, milyonlarca yardım yağdı deprem bölgelerine. Ancak birçok mağdurun sohbete, birçok hastanın da ziyarete ihtiyacı var.
Yardımın mutlaka maddi olması gerekmez, bir çocuğun başını okşamak, bir ihtiyarın elini öpmek... Sevapların belki de en büyüğü. Hastaneleri, huzurevlerini, çocuk esirgeme kurumlarını ziyaret edin. Bu tip ziyaretler beni üzüyor demeyin. Onlar kadar asla üzülemezsiniz. Acılar paylaşıldıkça azalır. Kalbinizin kapılarını onlara sonuna kadar açın. Güzel günler, sizlerle gelecek. Unutmayın veren el, alan elden daima üstündür.
Sevgiyle kalın...
Okuyucu Köşesi "Anne ve babanı anlamaya çalış!" Ankara''dan Sevgili Derya; Anne ve babanın ayrılmasının seni çok üzdüğünü, güvenini kaybettiğini yazmışsın. Şunu bil ki, herkes sevdiğiyle mutlu olmak, huzurlu bir yaşantı sürdürmek için evlenir. Kimse belki bir gün ayrılırım, düşüncesiyle evlenmez. Ancak hayat düzenimizde zaman zaman aksamalar olur. Aile içinde çeşitli problemler yaşanabilir. Günümüzde hayat şartlarının ağırlaşması buna bağlı olarak, stres, düşünce ayrılıklarının ortaya çıkması gibi sebepler de, aile içi gerginlikleri artırabilir. İstenmese de bu gerginliklerin sonuçları boşanmalara kadar gidebilir. Keşke olmasaydı. Ancak, sen de böyle bir olayın yakın şahidi olmuşsun. Ancak bu durum senin kendine güvenini kaybetmen anlamına gelmemeli. Bu durumun seninle bir ilgisi yok. Öncelikle bu gerçeği kabul etmelisin. Annen ve baban iki yetişkin insan. Ayrılık gibi bir kararı verdiklerine göre senin de bu karara saygı duyman gerekir. Küçük yaşlarda anne-babanın ayrılmasına şahit olan çocuklar bu durumdan çok daha fazla etkilenirler. Çünkü bu ayrılığın nedenlerini anlayamazlar, oysa sen bu durumu anlayabilecek yaştasın. Anlaşamadıklarına karar veren iki insanın aynı evde kalarak birbirlerine olan saygılarını her geçen gün biraz daha kaybetmelerindense, senin de dahil olduğun saygılı bir ortamda bir araya gelmeleri çok daha sağlıklı. Öbür türlü her ikisi için de hayat zorlaşır, sıkıntılar büyür. İnsanlar hayatlarını mutsuz bir şekilde harcamış olurlar. Bu durum seni daha fazla üzer. Boşanmayı doğal saymak istenen bir durum değil ancak iki taraf da bu kararı vermişse saygı duymak gerek. Sonra bazen ayrılıklar insanların kıymet bilip, tekrar biraraya gelmelerini sağlayabilir. Sen artık bu durumun doğallığını, bir eksiklik olmadığını anlamalısın. Annen ve baban ayrı da olsalar seni çok seviyorlardır. Üstelik bu durumdaki tek genç de sen değilsin. Onları anlamaya çalış ve hayatı kendin için kolaylaştır. Bu durum ileride senin de mutsuz olacağın anlamına gelmez. Herkes kendi hayatını yaşar. Sevgilerimle...
Haftanın Sözü Karşılığını veremeyecek birine bir iyilik yapmadıkça, mükemmel bir gün yaşamış sayılmazsınız. (John Wooden)

