"İyi bir eğitim, hayat standardının yükselmesini ve hayattan alınan zevkin artmasını sağlar." Yüksek öğrenime başlamak ise, kişiye daha büyük bir güven ve sorumluluk kazandırır, geleceğinin temellerini atar. Bu nedenle ülkemizdeki birçok genç her yıl üniversite kapılarından girebilmek için büyük bir çaba harcıyor, adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Belli puanların elde edilmesiyle ve tercih listesinde belirtilmesiyle girilen üniversitelerimiz 1999-2000 yılı için de öğrencilerini çoktan seçtiler. Aldığı yüksek puanlarla açıkta kalan gençlere, müjdeli haber Kıbrıs''tan geliyor. YÖK, Kıbrıs''a öğrenci akışını hızlandırmak amacıyla, ÖSS''de 120 puan ve üstü alan her öğrenciye DOĞU AKDENİZ ÜNİV.''de okuma hakkı tanıyor. Ayrıca ÖSS Puanı 105-120 arasında olan öğrenciler, iki yıllık önlisans programlarına ve özel yetenek sınavı ile içmimarlık ve müzik bölümlerine kayıt yaptırabilecekler. Genç Türkiye, sizin için, Doğu Akdeniz Üniversitesi''nin, KKTC Cumhurbaşkanı sayın Rauf Denktaş himayesinde yapılan tanıtım toplantısına katıldı. DAÜ Rektrü Prof. Dr. Özay Oral üniversiteyi şöyle anlattı; "Doğu Akdeniz Üniversitesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti''nde ve bölgede, rakipsiz bir eğitim ve öğretim düzeyine sahip, başta modern dev kütüphanesi, kapalı spor salonu, açık hava spor tesisleri, her türlü araç ve gereçleri, üstün nitelikli öğretim kadrosu ile en iyi Avrupa ve Amerikan üniversitelerini aratmayacak çağdaş bir kuruluş ve yapıya sahiptir." DAÜ''nün Türkiye Cumhuriyeti''nin desteğinde bölgenin bir numaralı üniversitesi olduğunu vurgulayan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Genç Türkiye"ye şunları söyledi; "DAÜ beklenenin de ötesinde adımlarla, çağdaş bir bilim yuvası olarak, hızla ilerlemektedir. Malezya''ya kadar uzanan bir çember içinde, birçok ülkeden, "Evladımı KKTC''de, DAÜ''de okuttum; yurduna döndü, derhal iş buldu. KKTC''yi ikinci vatanı biliyor" şeklinde mesajlar, mektuplar alıyorum. Bu beni çok mutlu ediyor. Anavatan''dan gelen öğrencilerin KKTC''yi ikinci vatan bilmeleri, buradaki kardeşleri ile kaynaşmaları bizler için başka bir mutluluktur. DAÜ ile övünüyoruz. Öğretim üyelerinin heyecanı ve kendilerini gençliği yetiştirme görevine vakfetmiş olmaları her türlü takdirin fevkindedir. Anavatan''daki tüm gençleri KKTC''ye bekliyorum."
Oku da adam ol Hepimiz; küçük yaşlardan itibaren "oku da adam ol" sözleriyle büyüdük. Ekmek parası kazanmak "bir baltaya sap olmak" için okumak gerekiyordu. Önceleri lise bitirmek yetiyordu. Lise mezunları çeşitli kuruluşlarda "müdür" dahi olabiliyorlardı. Derken "büyük adam" olmak için üniversite bitirmek gerekmeye başladı. Yıllar geçti. Nüfusumuz hızla arttı. Şimdi, dünyanın belki de en genç nüfusu üniversite kapılarını zorluyor. Fakat; kontenjan engeliyle karşılaşıyorlar. Kendilerine yıllarca "okuyup adam olmayı" öğütlediğimiz gençler, okumak isteseler de okuyamıyorlar. "Bir baltaya sap olmanın" toplumda saygıdeğer bir yer edinmenin tek yolunun "okumak" olduğunu öğrettiğimiz gençlerin % 80''i her yıl daha Ağustos ayında Sonbahar hüznünü yaşıyorlar. İnsan yetiştirme metotlarımızda kendimizi zahmete sokmayı sevmeyiz. "Oku oğlum, oku kızım" deriz de, nerede ve nasıl olacağını söyleyemeyiz. Çeşitli yollar gösteremeyiz. Gençlerimizin üzerinde öyle bir "dört yıllık okul" baskısı var ki, Türkiye''nin ara eleman ihtiycının ne boyutta olduğunu bilmeden, 2 yıllık yüksek okulları beğenmiyorlar. Veya, üniversite eğitiminin insana neler kazandıracağını düşünmeden, 4 yıllık okulların bile bazılarını kayda değer bulmuyorlar.
Sevgili gençler; Maalesef, ülkemizde herkes istediği eğitimi yapamıyor. Üniversite mezunu olma şansını yakalayamıyor. Sizler de bu gruba dahil olabilirsiniz. Bilmeniz gereken bir şey var ki: Toplumda bir yer edinmenin tek yolu "diploma" sahibi olmak değildir. Kültürümüzde okuyup da adam olamamak üzerine kıssalar vardır. Önemli olan kişinin kendisini yetiştirmesidir. Günümüzde bu konuda o kadar çok fırsat var ki. Hayatımızı nasıl kazanacağınıza gelince. Vakit daha fazla geçmeden çeşitli meslek edindirme kurslarına katılabilirsiniz. Bir ustanın çırağı olun. Sabredin. Gerekiyorsa para da almayın. Şimdilik öğrenen olun. Bir gün usta olursunuz. Araştırın. Çevremizde o kadar çeşitli ve herkesin bilmediği iş kolları var ki. Siz yeter ki işini iyi yapanlardan olun. Sevgiyle kalın... Betül B. Altınbaşak
Deodorant lüks değildir "Terleme sonrasında oluşacak, istenmeyen kokular için tedbir almazsanız, beklenmedik tepkilerle karşılaşabilirsiniz" Aslında bu tip sorunları halletmek oldukça kolay. Yaz aylarında sıcağın etkisiyle vücut normalin üstünde terler. Sık sık alınan duşlar bu duruma iyi bir çare olsa da, özellikle kozmetik dünyasının ürünlerinden yararlanmakta büyük fayda vardır. Ter bezleri, aşırı ısınma veya stres anında vücut ısısını normale indirmek için devreye girer. İnsan vücudu tamamıyla terler. Ter bezlerinin yoğun olarak bulunması ve vücudun en sıcak bölgelerinden biri olması sebebiyle terleme daha çok "koltuk altlarında" görülür. Ter, nemli ve sıcak ortamları seven bakteriler için elverişli bir ortam oluşturur. Hızla çoğalmalarına yol açar. Sonrasında, istenmeyen kötü kokular, bakteri üremesinin kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkar. Deodorantlar, nemli ortamın oluşmasının önünü keser, böylece bakteri oluşumunu zayıflatır. Aşırı terleyen ve bundan rahatsız olan kişiler deodorant kullanmalıdır.
Okuyucu Köşesi Sevgili Filiz; kalabalık gruplarda kendini iyi hissetmediğinden, güvenini yitirdiğinden ve sıkıldığından bahsetmişsin. Tüm insanlar zaman zaman bu duygulara kapılır, ancak bazı insanlar biraz da karakterlerinden dolayı daha fazla sıkılırlar, kalabalıktan. Durum böyle diye insanlardan kaçmak çözüm değildir. Bu ruh halinden kurtulmak, insanlarla barışık olmayı öğrenmek gerekir. Bu durum gelecek günler için de çok önemlidir. İş hayatına geçince insanlardan kaçmak daha da zorlaşır. Öğrencilikte arkadaşlarımızı seçme tercihi bizim elimizdedir. Oysa iş hayatında durum çok farklıdır. İşimizi kendimiz seçebiliriz ancak iş arkadaşlarımızın seçimi çoğunlukla inisiyatifimiz dışındadır. Senin de okulun yakında bitecek ve çalışma hayatına atılmakla, hatta yapacağın evlilikle birlikte istesen de istemesen de farklı gruplara girip çıkacaksın. Bu nedenle işte sana birkaç tavsiye; kendini iyi hissetmenin yolu, kendini sevmekten geçer. İnsan kendisini sever, beğendiği yanlarını bilir, bunları unutmazsa "kendisi" olabilir. Bu, kişinin kendine güven duymasını sağlar. Sıkıcı ya da çirkin olduğunu düşünmek kişinin kendisine haksızlık yapmasından başka bir şey değildir. Böyle duygular kişiyi sinirli yapar, dolayısıyla da çevresinden koparır. Oysa, ailesiyle ilgili, konuşkan, samimi, insanlarla ilgilenen, dertlerini paylaşan bir kişi olursak herkes tarafından seviliriz. Önemli olan karşımızdaki kişilerin bizlerden çok farklı olmadıklarını bilmek ve onlarla iyi bir iletişim kurmaya çalışmaktır. Unutma, tüm insanlar ilişkilerinde senin aradıklarını arar, kendine güven ve olduğun gibi davran. O zaman her şey daha kolay olacak. Sevgiler.

