Düne kadar okul, iş derken zaman hızla akıp geçiyordu. Günlerimizin büyük olasılıkla, yiyip içerek, uyuyarak, yeni dostlar edinip, eskileri unutarak, gülerek, ağlayarak, kavga ederek, para kazanarak, hasta olup iyileşerek, yaşlanarak geçeceğini düşünüyorduk. Ancak geçtiğimiz günlerde ülkece, büyük bir felaketle karşı karşıya geldik. Sanki hayat akışımız bir anda durdu. Hem toplumsal hem de bireysel olarak kendimizi sorguladık. Ne var ki hayat devam ediyor. Kaldığımız yerden devam etmek, güçlü olmak zorundayız. Hayatta, güçlü ve başarılı olmanın yolu kendini tanımaktan, hayat beklentilerini belirlemekten geçer. Hayat, kendini tanımamış, yeteneklerini, beklentilerini belirlememiş kişiler için, her geçen gün sıkıcı bir hal alır. Bunun için de kendimizi tanımamız, arada bir de sorgulamamız gerekir. Doğu kültürlerinde insana "kendi gerçeğini keşfedebilmesi için" kişiliğini ortaya dökebilecek sorular sorulur. Günümüz uzmanları için de kişiyi tanımanın yolu, onu konuşturmaktan geçer. Siz de kendinize hayatınızla ilgili sorular sorup, amaçlarınıza ve değişmesini istediğiniz yönlerinize dair cevaplar arayın.
İşte bizden sizlere, kendinizi sorgulamanız için birkaç soru: 1- Hayat felsefenizi iki kelimeyle özetlemeniz istenseydi, ne olurdu? 2- İyi bir gelecek için neleri yapmanız gerektiğini düşünüyorsunuz? 3- Hata yapmaktan korkar mısınız? Hatalarınızdan ders alır mısınız? Yoksa geçmişi hiç düşünmez misiniz? 4- Hayatınızda sonsuza dek sahip olmak istediğiniz ancak yarım bıraktığınız bir şey var mı? 5- Kendinizi 60 yaşında nasıl hayal ediyorsunuz? O vakte kadar neleri öğrenmiş olacağınızı düşünüyorsunuz? 6- İdeal evlilikten, ilişkiden, dostluktan anladığınız nedir? 7- Ne kadar sağlıklısınız veya sağlığınızın kıymetini biliyorsunuz? (Ruhsal, zihinsel ve fiziksel) 15-20 yıl sonrasını düşünüp bu üçünün bütünlüğü adına neler yapabilirsiniz? 8- Kırgın olduğunuz insanlar için neler yapabilirsiniz? Acaba yaralı ilişkileri iyileştirebilir misiniz? 9- Kendinizle ne kadar barışıksınız? 10- Yaşlandığınız zaman
nasıl bir hayat düşlüyorsunuz? Emeklilikte ne kadar paraya ihtiyacınız
olacak? Bunu şimdiden sağlamanız gerektiğinin farkında mısınız?
Dünyanın sonu değil ÖSS sonuçları açıklandı. Aslında benzeri görülmeyen bir sınav süreci yaşadık. Yeni sisteme geçildi. Sorular çalındı.
Sınav ertelendi. Tarihimizin belki de en feci afetini yaşadık. Binlerce gencimiz deprem şoku içinde sonuçları beklediler. Bugünlerde de puan hesaplamalarıyla ilgili bir yanlışlıkla uğraşılıyor. Ne olursa olsun, sonuçta 5 adaydan sadece birinin yüzü güldü. Bu haftaki yazımda sözüm, geri kalan dört arkadaşım için. Çeşitli sebeblerle bu yıl sınavı kazanamadınız. Belki bir kısmınız sınırlı, bir kısmınızda hatalı tercih yaptı. Yeteri kadar çalışmadınız veya sınavı ciddiye almadınız. Sınav günü bir şanssızlık da yaşamış olabilirsiniz. Hepsi geride kaldı. Eğer üniversite eğitimini geleceğiniz için birinci planda düşünüyorsanız, yaşadığınız "depremin" şokunu bir an evvel atmanız gerekiyor. Önelikle, tercih listenizdeki okulların taban puanlarıyla sizin puanlarınız arasındaki farkı tespit edin. Üniversiteli olmayı birkaç soruyla mı, yoksa; açık puan farkıyla mı kaçırdınız? Sözel ve sayısal bölümlerdeki doğru cevaplarınızın dağılımını inceleyin. Bu size hangi derslerde zayıf olduğunuzu gösterecektir. Kapasitenizi ve imkânlarınızı hayalcilikten uzak değerlendirin. Tekrar dershaneye gidecek misiniz? Özel ders alabilir misiniz? 1999 ÖSS''ye nasıl hazırlandığınızı en iyi siz biliyorsunuz. Gelecek yıl için daha fazla ne yapabilirsiniz? Yapabilecekleriniz puan farkını kapatmaya, doğru sayılarınızın yükselmesine yetecek mi? Bütün bu değerlendirmeler size gelecek yılki sınava nasıl hazırlanmanız gerektiği hakkında bilgi verecektir. Belki de tercihlerinizi değiştirmek zorunda kalacaksınız. Şu ana kadar düşünmediyseniz, il dışı tercih yapmanın şansınızı yükselteceğini göreceksiniz. Özellikle üzerinde durmanız gereken dersleri görecek, yeni stratejiler geliştireceksiniz. Bu sınavı kazanamamış olmanız dünyanın sonu değildir. Hayatınız boyunca çok çeşitli sınavlar sizi bekliyor. Hiçbiri de peşin başarı vadetmiyor. Önemli olan yılmadan, akıllıca ve hayal kurmadan çalışmaktır. Sağlıklı ve başarılı günler dileğiyle... Betül Bayram Altınbaşak
Her mevsim yürüyün Yazın son günlerini yaşıyoruz. Güneş ara sıra kendini bulutların ardına saklayarak, sarı sonbaharın gelişinin haberciliğini yapıyor. Şu günlerde bol bol açık hava sporlarının tadını çıkarmalıyız. Zira kışın kapalı yerlere daha fazla sıkışıp kalacak dolayısıyla da oksijenli parkları, bahçeleri bol bol arayacağız. Açık hava sporlarının en bilineni, en kolayı ve her yaşta rahatlıkla yapılanı yürüyüştür. Yürüyüş insana hem bedenen, hem de ruhen rahatlık verir. Alternatif tıbbın önde gelen isimlerinden Adrew Weil, yürümenin "kas ve iskelet sistemimizin yanısıra, beynimizi de çalıştırdığını" ifade ediyor. Weil''e göre; "Sağlıklı insanların birçoğu yürüyüşü alışkanlık haline getirenlerdir. Yürüyüş, fiziksel etkinliğin hem en sağlıklı biçimidir, hem de iyileşme sistemini iyi işler durumda tutar ve hastalık olgularında kendiliğinden iyileşme olasılığını artırır." Yürüyüş için bir çift rahat ayakkabı ve birkaç kurala dikkat etmek yeterlidir. Adımlarınız yavaş ya da hızlı olabilir. Ancak adım şekliniz hep ölçülü olsun. Beden duruşunuza özen gösterin. Sırtınız dik, dirsekleriniz bedene bitişik, kollarınız dik açı oluşturacak şekilde bükük dursun. Adım atarken öncelikle topuk, sonra taban yere konur. Haydi artık, sağlık için yürüyün.
Okuyucu Köşesi Daha fazla çalışın... Sevgili Regaip Tezcan; senin de belirttiğin gibi, üniversite tercihinde, yeni sınav sistemine göre meslek lisesi mezunları, alanları dışında bir tercih yaparlarsa maalesef bir puan kaybı yaşıyorlar. Ancak senin en çok istediğin bölüm madem, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık; o halde, senin rakiplerine göre daha fazla çalışman gerekiyor. Bunun için de sistemli ve programlı olarak çalışman ve seneye tekrar sınava girmen gerekiyor. Sayısal derslere ağırlık ver, gereken çabayı harcarsan kazanırsın.
2. kez sınava girmek çok büyük bir kayıp değildir. Ancak bu sefer idealinin altındaki bölümleri de gözden geçir. Unutma ülkemizde herkes mezun olduğu alanda çalışmıyor, kişisel yetenekleri insanlara çok çeşitli alanlarda çalışma fırsatı veriyor. 2. soruna gelince; yüksek lisans, mezun olunan alanda yapılır diye bir şart yok. Örneğin, psikolojiyi ya da ilahiyatı bitiren bir kişi isterse işletmede "master" yapabilir. Burada önemli olan, o pragramı niçin istediğinizi, ilgili kişilere anlatabilmeniz ve ikna edici olmanızdır. Ancak tercih ettiğiniz bölüm de, az çok lisans eğitiminizle ilgili olmalıdır. En azından seçtiğiniz işe, hizmet etmelidir ki bir anlam ifade etsin. Ayrıca "Davranış Bilimleri" nedir diye sormuşsunuz. Davranış Bilimlerini şöyle tanımlayabiliriz: "Bireylerin anlamlı ve yorumlanır faaliyetlerini analiz eden, yorumlayan gerektiğinde kuramlar oluşturan bir dalıdır." Kısaca insan davranaşlarını inceler. Davranış Bilimleri; antropoloji, sosyoloji, psikoloji ve deneysel psikoloji, politik bilimler gibi sahaların ortak noktalarından oluşur demek yanlış olmaz. Ülkemizde Davranış Bilimleri, İşletme Fak. yüksek lisans programlarında yer almaktadır. Bunun sebebi; "İşletme yönetimi alanındaki yeni uygulamalar, iş görenlerin zihinsel ve bedensel özellikleri açısından daha derinlemesine analiz edilmesi arzusu, pazarlama çalışmalarında insan ihtiyaçlarının yanısıra, alıcıların psikolojik ve sosyolojik özelliklerinin bilinmesinden yarar beklenmesi" olarak açıklanabilir. Günümüzde, insana verilen değerin artmasıyla birlikte bu bilim dalı da önem kazanmıştır.

