Kaydet
a- | +A

Günlük hayatın yorucu temposu nedeniyle, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanların sık sık yakındığı stres ve depresyon uzun sürdüğü takdirde duygusal, fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara yol açıyor.

Stres, depresyon günümüzün moda kavramlarından oldu. Trafik, iş-güç derdi, sınavlar,okul, yakınlarımızın sorunları derken, üstüne bir de Marmara Bölgesi''nde ani bir depremle sarsıldık. Endişemiz büyük. Uzmanlara göre endişe korkunun bir türüdür. Endişenin süresi uzadıkça ondan kaçmak güçleşir. Bu nedenle endişe derinleşmeden, kurtulmak gerekir. Yoksa endişe yaşamını kontrol altına alır, insanları sıkıntılarla ve kaçırılmış deneyimlerle başbaşa bırakır. Er ya da geç atlatılır bütün acılar. Önemli olan başımıza gelen her olaydan gerekli dersi alabilmektir. Konuyla ilgili olarak, İ.Ü. Çapa Tıp Fak. Konsültasyon-Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, GENÇ TÜRKİYE''ye şunları söyledi: "Bireysel ve toplumsal olaylar karşısında, endişelenme, kendini tehdit altında hissetmek çok doğal ve insanca bir duygudur. Ancak; bu sıkıntılı halden çıkılamaması durumunda ruhsal ve fiziksel sağlığımızda çok büyük hasarlar oluşabilir.

Bunlara dikkat ediniz -Ortada var olan problemi kabul edin. Çaresiz durmayıp çö-züm için çaba harcayın.

-Sıkıntınızın kayna-ğına inip, çözümler

üretmeye çalışın. -Kesinlikle yalnız başınıza endişelen-meyin. Kaygılarınızı çevrenizle paylaşın.

-Sıkıntılarınızla ilgili veriler toplayın.

Bilgi noksanlığı endişeyi arttırır. -Sürekli suçlayarak, küserek, ağlayarak, felaket tellallığı yaparak sorunun çözü-lemeyeceğini bilin. -Geçmişe takılıp kalmayın, ne yaptığınızı değil, neler yapabileceğinizi düşünün. -Dinlenmeye çalışın, beslenmenize özen gösterin.

-Alkolden ve ilaçlardan uzak durun." Unutmayalım ki, endişe yarının kederini yok etmez, ancak bugünümüzü alır, götürür.

Yaşamak Bir tek kalbin kırılmasını önleyebilirsem / Boşuna yaşamış olmayacağım. Bir yaşamdan acıyı alabilirsem/ Ya da bir acıyı hafifletebilsem/ Ya da bir ardıç kuşunu yeniden yuvasına koyabilsem/ Boşuna yaşamış olmayacağım. Emily Dickinson

Fedakârlık günleri... Eski bir TV reklamı beni çok etkilemişti. Her konserine muhakkak şapkasıyla çıkan bir sanatçı, yine konser için yolda oldukları bir gün, uğradıkları benzin istasyonunda, o çok sevdiği şapkasını, sakat bir çocuğa hediye eder. Onu şapkasız gören arkadaşlarının hayret dolu sözlerine cevap olarak "Bir kere de şapkasız çıkayım" der. Bir çocuğu mutlu edebilmek, onun gözlerindeki bir anlık pırıltıyı görebilmek için bir anda en çok sevdiklerimizden vazgeçebilmek; vakti gelince nasıl olsa her şeyden mecburen vazgeçeceğimizin şuurunda, o bir anlık mutluluğu, ebediyete taşıyabilmenin, kâmil insan olmanın adıdır, fedakârlık. Bizi biz yapan ve maalesef artık unuttuğumuz bu değeri büyük işleri beklemeden, günlük hayatımıza taşımayı deneyelim. Sevdiğimiz şarkıyı yüksek seste dinlemeyi tercih etsek de, komşunun uyuyan bebeği, hasta teyzemiz için müzik setinin sesini kısmak; Çok yorgun olsak da otobüsteki yerimizden vazgeçebilmek; yaya geçidinde birilerini görünce yavaşlama zahmetine katlanmak; sıradaki yerini işi acele olana vermek; Yağmurlu havalarda yayaları ıslatmamak için eve 2 dakika geç gitme pahasına arabamızı yavaş sürmek; Başkalarını rahatsız etmemek için, kendi rahatımızdan vazgeçebilmek gibi bazen basit görünen, ama; sonuçları itibariyle çok önemli olan örnekleri sosyal hayatımızın parçaları haline getirmeliyiz. O zaman, huzursuzlukların, kavgaların, "stres"in ve hatta trafik kazalarının bile azaldığını görürüz. Fedakârlık, kendinden verebilmektir. Unutmayalım ki veren el, alan elden daima üstündür. Milletçe fedakârlık ölçümüzün sınırsız olması gerektiği günleri yaşıyoruz. Yaşadığımız felekatin boyutları çok büyük. Bu zor günleri ancak hep birlikte aşabiliriz. Bir tek enjektör, bir paket sabun veya bir kutu aspirinle dahi olsa kardeşlerimizin yardımına koşalım. Güzel günler hepimizin olsun. Betül B. Altınbaşak

Okuyucu Köşesi Sevgili Ahmet Kaya; olaylar karşısında çok çabuk öfkelendiğinizden ve bu durumdan rahatsız olduğunuzdan bahsetmişsiniz. Öfke; neşe, üzüntü, korku kadar normal, insanca duygulardan biridir. Burada önemli olan öfkemizin, aklımızın önüne geçmesine engel olabilmektir. Kontrolsüz bir öfke, bazen telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle hepimizin öfkemizi kontrol altında tutmayı öğrenmemiz gerekir. Ahmet Bey; uzmanlar öfkeden kurtulmanın bazı yollarının şunlar olduğunu söylüyorlar: - Size olumsuz enerji veren durum ve kişilerden mümkün olduğu kadar uzak durun. Gerginliği hissettiğiniz an ortam değiştirin. - Sürekli başkalarının isteklerine öncelik tanıyıp, kendi yapmak istediklerinizi ertelemeyin. - Sizden bir şey yapmanız istendiğinde sorumluluğunuz değilse ve zorlanıyorsanız "hayır" demesini bilin. - Karşılaştığınız terslikleri espri gücünüzü kullanarak yumuşatın, sizi ve gününüzü bozmasına izin vermeyin. - Öfkelendiğinizde olayın dışına çıkmaya çalışın. Biraz dinlenin, bir bardak su içip olaya sakin bakmaya çalışın. Sizin sakin olmanız karşı tarafı da rahatlatır.

Haftanın Sözü; Gelecek, umut sahibi olanlar için vaatlerle doludur.