Kaydet
a- | +A

Burs ayarlamanın tam vakti. "Birçok kişi, kuruluş, vakıf maddî imkanları sınırlı gençlere burs vererek okumalarını sağlıyor." Üniversitede okumak, birçok gencin arzusu. Bunun için de her yıl binlerce genç, öğrenci seçme sınavına giriyor. Bir ülkenin geleceği, o ülkenin gençlerinin göreceği eğitime bağlıdır. Ancak maalesef ülkemizdeki bazı gençler eğitim dönemlerini maddi olarak rahat geçirecek imkânlara sahip değiller. Ne var ki durumun böyle olması,

eğitim-öğretim hayatına son vermek anlamına gelmiyor. Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu''nun öğrencilere verdiği "Öğrenim ve Katkı Kredileri" dışında, birçok kuruluş, vakıf ve kişiler maddi imkânları sınırlı öğrencilere burs vererek okumalarını sağlıyor. Bursların bazıları karşılıklı, bazıları ise karşılıksız oluyor. Karşılık, ya para olarak ya da mecburi hizmet olarak geri ödeniyor. Burs miktarı, veren kurum tarafından her yıl tekrar ayarlanıyor. Gençler! Siz yeter ki çok çalışın, bilime ve öğrenmeye açık olun. Birçok vakıf, kişi ve kuruluşlar, sizin için yardıma hazır.

Şimdi okullu olduk; ama... Okullar açıldı. Günlerdir her yıl tekrarlanan bir telaş yaşanıyordu. Pazartesi sabahı öğrenciler, yeni çantalar, pırıl pırıl ayakkabılar, önümüzdeki yılda giyilsin diye biraz büyük alınan ceketlerle yollara düştüler. Herkes hasret gideriyordu. Bir "artçı şok" birdenbire herşeyi değiştirdi. Deprem bölgesinde yaşayan öğrenciler için tatil tekrar başladı. Heyecan bir başka Pazartesi sabahına taşındı. Bunun güzel yanı da belki de bu tatlı heyecanı iki kere yaşayabilmektir. Öğrencilik hayatında kaybedilmemesi gereken iki önemli şeyden biridir "heyecan". Bir sanatçı gibi, yarışmalara hazırlanan bir sporcu gibi, her günün sabahında yeni şeyler öğrenmenin heyecanını yaşamalıdır öğrenci. Bir diğeri de "sorumluluk" duygusudur. Okula yeni başlayan bir öğrenciye ödevini muhakkak yaptıran o duyguyu aslında ömrümüzün sonuna kadar kaybetmemeliyiz. Pekiyi, okulda bulunduğumuz yıllar bizde ne gibi "istendik davranışlar" meydana getirmelidir? Uzmanlar eğitilmiş kişiyi şöyle tarif ediyorlar: -Anadilinin cümle ve kelime yapısına tam hakim olmanın yanısıra, bir yabancı dilde kendini ifade edebilen; -Yeni teknolojilere uyum sağlayabilmek için gereken bilgilere sahip olan; -Mukayeseli düşünebilme, problemleri analiz edebilme ve gerçekleri önyargısız değerlendirebilme yeteneklerine sahip; -Yeni beceriler edinebilmek ve değişen durumlara uyum sağlayabilmek için ihtiyaç duyduklarını kendi kendine öğrenebilme metodunu kavramış; -Grup içinde "Takım Ruhu" ile çalışabilen;

-Sorumluluk duygusu yüksek; -Karar verip, risk alabilen; -Topluma hizmet ve yurttaşlık bilincine sahip kısacası, daima yeni şeyler öğrenme arzusu taşıyan, bildiklerini sergileyen değil, bildiklerini kullanan.

Biliyor musunuz? Eğer, ülkemizde eğitilmiş kişiler yukarıda tarif edilen "ilmi ile amil" kişiler olsaydı deprem bu kadar etkili olmazdı. Bu kadar can vermezdik. Sevgili gençler, ümit sizsiniz. Öğretim yılınız hayırlı olsun. Sevgiyle kalın.

İşte burs veren bazı vakıf, kurum ve kuruluşlar; Türk Eğitim Vakfı: Teknik ve endüstri meslek lisesi, meslek yüksek okulu, yüksek okul, üniversite, master ve doktora öğrencilerine burs vermektedir.

¥ TEV, ayrıca deprem felaketinde zarar gören ailelerin, ilk, orta ve yüksek öğrenim görmekte olan çocuklarına karşılıksız burs verecektir. Tel: (0212) 274 52 60/10 hat Koç Vakfı: Vakıf şu üniversitelerin öğrencilerine burs vermektedir: 1) Boğaziçi Ünv. 2) ODTÜ 3) Marmara Ünv. 4) Ege Ünv. 5) İTÜ Tel: (0216) 341 46 50/30 hat Milli Eğitim Bakanlığı: Bakanlık, öğretmen yetiştiren bölümlerde okuyan öğrencilere mecburi hizmet karşılığında burs veriliyor. Bursu hakeden öğrencilerin ÖSYM''ye bildirdikleri adreslerine Bakanlıkça duyuru yapılıyor. Sağlık Vakfı: Başarılı, ihtiyaç sahibi ve Tıp Fak. Eczacılık ve ilgili okullarda okuyan öğrencilere burs veriliyor. Tel: (0212) 532 53 15 Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Vakfı: Fakültedeki öğretim görevlilerinin maddi ve manevi desteğiyle faaliyet gösteren vakıf, kendi öğrencilerine burs veriyor. Fakültede ayrıca, Prof. Dr. Uğur Derman anısına çocukları tarafından her yıl belli sayıda öğrenciye karşılıksız burs veriliyor. Tel: (0212) 586 15 67 Sabancı Vakfı: Burs, yüksek öğretim süresince, ekim ayında başlamak üzere, her yıl 9 aylık bir süre için karşılıksız, fakat geri ödemeli olarak veriliyor, çalışmaya başlanınca, faizsiz geri ödeniyor. Tel: (0322) 351 56 44 (3 hat) Türkiye Milli Kültür Vakfı: Vakıf, başarılı fakat mali imkânları sınırlı gençlere burs veriyor.

Tel: (0212) 417 64 78 İş Dünyası Vakfı: Üniversite ve yüksek lisans öğrencilerine burs veriyor. Tel: (0212) 528 41 45 Türk Ocağı Vakfı: Başarılı ve maddî imkanları sınırlı üniversite öğrencilerine karşılıksız burs veriliyor. Tel: (0312) 487 99 19 İstanbul Ticaret Odası Vakfı: Üniversitelerin ekonomi ile ilgili bölümlerinde okuyan öğrencilere burs veriyor. Tel: (0212) 511 41 50 TÜBİTAK: Üniversite sınavında, matematik ve fen ağırlıklı puana göre yapılan sıralamada ilk 1000''e girenlerden, Temel Bilimlere, (Mat., Kimya, Fizik, Biyoloji vb.) kayıt yaptıran öğrencilere karşılıksız burs veriliyor. Sema Yazar Gençlik Vakfı: Bursa ihtiyaç duyan, başarılı üniversite öğrencilerinin, ekim ayı başına kadar vakfa müracaat etmeleri gerekmektedir. Tel: (0312) 425 80 03-04 Alarko Eğitim ve Kültür Vakfı: Başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere burs veriyor. Burslar ekim ayında başlıyor. Tel: (0212) 258 61 20 Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu: Üniversite öğrencilerine verilen bursa, başvuru ekim ayının son haftası ile kasım ayının başında yapılıyor. Tel: (0312) 419 13 93-419 13 94 Faisal Finans Kurumu Vakfı: Hiçbir disiplin suçu almamış öğrencilere burs veriliyor. Tel: (0212) 251 65 20 Boğaziçi Üniversitesi Vakfı: Kendi öğrencilerine burs veriyor. Tel: (0212) 265 99 49

Okuyucu Köşesi on''dan mesaj var!.. Bu hafta köşemizde, sevgili okuyucumuz Dilek Küçükçakal''dan gelen anlamlı bir mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben Dilek''in görüşlerine yürekten katılıyorum. Sizlerin de katılacağına eminim. "Ailemizin değerini ne kadar biliyoruz? Özellikle bizi yetiştiren, bugünkü bulunduğumuz konuma getirmek için ellerinden gelen her türlü fedakarlığı yapmaya çalışan ve yapan o muhteşem anne ve babalarımız için ne yapıyoruz? Onları sadece önemli gün ve bayramlarda mı anımsıyoruz? Yoksa onların bizlere; bıkmadan, sabırla, sevgiyle, anlayışla yaklaştıkları gibi mi yaklaşıyoruz? Yoksa boş mu veriyoruz? Bizler onların en değerli varlıkları olduğumuz gibi; onlar da bizlerin en değerli varlıkları değil mi? Onlara gereken önemi kaybettikten sonra mı vereceğiz? Yukarıdaki sorulara hepinizin vereceği birden çok cevap olduğunu biliyorum. Bir Hadis-i Şerif''te "İhtiyarlara saygı gösteren ve yardım eden, ihtiyarlayınca, Allah ona da yardımcılar nasip eder" buyuruluyor. Ülkemizde milyonlarca ihtiyar huzur evlerinde. Saygıdan, sevgiden uzak, kimisi çocukları tarafından sokağa atılmış, kimisi dövülmüş, kimisi istenmemiş vb. nedenlerden dolayı huzurevlerinde kalmak zorunda olan sevimli ihtiyarlar. Biz gençler, yaşlılarımıza sahip çıkalım ki ileride çocuklarımız da bizlere sahip çıksın. Size küçük bir hikaye anlatmak istiyorum: Kasabanın birinde baba ve oğlu tartışırlar. Oğlu daha fazla dayanamayıp, kirişlerin arasında bulduğu bir değnekle babasını evire çevire döver, zavallı yaşlı, gözyaşları içinde ne olduğunu soranlara, ben de babamı aynı yerde dövdükten sonra o değneği oraya koymuştum der. Ama hiç kimse kapının arasından bütün olup biteni seyreden küçük torunu görmez."