Keşke daha az kilolu olsaydım, Keşke daha atletik bir görünüme sahip olsaydım... Birçoğumuzun kafasında yeralan bu tip sorunların çözümü de aslında çok basittir. Bildiğiniz gibi fazla kiloya sebeb olan hayat biçiminin arkasında; aşırı yeme, yanlış beslenme ve hareketsizlik bulunmaktadır. Hal böyle olunca, fiziki görüntüsünü beğenmediği için bu durumu kendine dert edinen hatta sırf bu yüzden değişik kişilerle arkadaşlık kurmaktan çekinen gençler olduğunu biliyoruz. (Köşemize gelen bazı mektuplarda da bu konuya rastlıyoruz) Oysa haftada en azından 3 kere tekrarlanan düzenli egzersizlerle kilo kaybını ve atletik bir görünümü sağlamak mümkün. Üstelik bunun için spor salonlarına dünyanın parasını ödemeye ya da aç kalıp güçten düşmeye hiç gerek yok. Egzersiz yapmanın en iyi yollarından birisi yürüyüştür. Yürüyüş sayesinde hem ruhi, (sporun mutluluk hormonu, endorfin salgıladığı bilinen bir gerçek) hem de fiziksel sağlığınızı korumuş olursunuz. Bakın Akademik Spor Danışmanlığı Uzmanları yürüyüş hakkında neler söylüyorlar: ¥ Yürümek ne antrenman, ne de özel bir kondisyon gerektirir. Ayrıca günün her saatinde, istediğiniz her yerde yürüyebilmek ise, bu spor aktivitesinin ne kadar özgür ve masrafsız olduğunu gösterir. Yapılması kolay ve eğlenceli olan bu spor aktivitesinin sağlığımız üzerinde oldukça olumlu etkileri vardır. ¥Yürüyüş kan dolaşımını dengeler, kalbinizi güçlendirir. ¥Solunum tekniğinizi geliştirir, daha derin nefes almanızı sağlar. ¥Yürüyüş, sakatlanma riskinin -0- olduğu bir spor aktivitesidir, yürüyüş sırasında vücudunuzda diz gibi çok nazik olan eklemlere baskı yapmazsınız. ¥Yürüyüş sakinleşmenize ve stresinizi atmanıza yardımcı olur. ¥1.5 km''lik yürüyüşte yaklaşık 100 kalori yakarsınız ki bu, koşuyla eşit miktardadır. Düzenli olarak yapılan yürüyüşler düzenli yemek yeme alışkanlığı kazandırır, bu da kısa sürede kilo kaybını sağlar.
Sağlıklı yürüyüşün sırları * Kolaydan başla:
Fitness yürüyüşe başlamak için dikkatinizi mesafe üzerinde değil, zaman üzerinde yoğunlaştırın. İki hafta boyunca haftada 3 gün olmak üzere 20 dk.''lık yürüyüşle başlayın ve 4. haftanın sonunda 30 dk.''ya kadar çıkın. Eğer kendinizi rahat hissediyorsanız haftada 4 veya 5 gün olmak üzere 1''er saat kadar süreyi uzatın. (Gevşemek için zaman ayırın. Isınmak ve dinlenmek sakatlanma riskini azaltır, bir sağlık probleminiz varsa, önce doktora danışın.)
* Hedef Kalp Atışını Bul:
Hedef kalp atışınız yürüyüşten en iyi ve en güvenli sonuç aldığınız bir seviyedir. Bunu belirlemek için önce dinlenme sırasındaki dinlenik kalp atışınızı bulun. (Kalp atışını ölçme, nabızdan ve boyundan gırtlak bölgesine ufak baskı uygulanarak alınabilir. Kalp atış sayısı 1 dk. 60 sn. süre içinde, çarpma adedinin sayılmasıyla bulunur.)
* Hızını Arttır:
Kendinize normal bir hız tespit edin. Eğer yürüyüş sırasında konuşurken, nefessiz kalıyorsanız, bu kendinizi zorladığınıza işarettir, hemen yavaşlayın. Eğer aynı mesafeyi aynı hızda bir sonraki gün yürüyemiyorsanız biraz ara verin. Bu çok uzun bir mesafe yürüdüğünüze veya çok hızlı yürüdüğünüze işarettir. Hızınızı yavaş yavaş, zamana bağlı olarak arttırın. Önce bir saatte 3 km. ardından 5 km. gibi.
* Yoğunluğunu Arttır:
Ömür boyu fitness için, haftada 4 kez 1 saat, saatte 6.5 km. hızla yürü. Egzersizlerin yoğunluğunu arttırmak için uzun adımlar atmak yerine, daha hızlı adımlar atmaya çalış.
* Doğru Ayakkabı Seçimi:
Yürürken devamlı olarak önce topuğunuzun üstüne basar daha sonra ağırlığınızı ayağınızın ön tarafına doğru verirsiniz. Topuktan ayak parmağına doğru olan bu sallanma hareketi yürüyüşe özeldir ve ayakkabı da buna uygun olmalıdır. Yürüyüş ayakkabıları diğerlerinden farklı olarak özel topuk yapısına sahiptir. Bu özellik ayağınızın kaymasını engeller ve sakatlanmaya karşı korur. Yürüyüş ayakkabıları daha esnek ve hafiftirler çünkü ayakkabı hafifledikçe, daha çabuk hareket etme, daha hızlı ve yorulmadan yürüme ve koşma duygusu artar. Ayakkabınızı alırken yürüyüş çoraplarınızı giyin ve test etmeden almayın. Haydi, durmayın, şimdi sıra yürüyüşte...
Siyah ve beyazın ardındaki gerçek Ortaokuldayken, sınıf arkadaşlarımdan birisiyle ciddi bir tartışmaya girdim. Onun haksız olduğundan, kendiminse haklı olduğumdan emindim. Öğretmenimiz bize çok iyi bir ders vermeye karar verdi. Bizi bütün sınıfın önüne çıkardı ve onu masanın bir tarafına, beni de diğer tarafına yerleştirdi. Masanın tam ortasında yuvarlak bir nesne vardı. Siyah renkli bir nesne. O çocuğa nesnenin rengini sordu. Çocuk, "Beyaz" diye yanıtladı. Söylediğine inanamadım, çünkü nesne siyahtı. Yeniden tartışmaya başladık, bu kez de nesnenin rengi hakkında. Öğretmen bu kez beni çocuğun yerine, onu da benim yerime geçirdi. Ve bu kez bana nesnenin rengini sordu. "Beyaz", yanıtını vermek zorundaydım, çünkü belli ki nesnenin bir tarafı beyaz, diğer tarafı ise siyahtı. Öğretmenimiz o gün bana çok güzel bir ders verdi. Karşımdaki kişinin bakış açısını anlamam için, kendimi onun yerine koymam gerekiyordu. Judie Paxton''un başından geçen bu hikâyede, aslında hepimizin alması gereken çok önemli bir mesaj var. Karşılaştığımız olaylarda meseleleri veya muhataplarımızı değerlendirirken konuyu bütün yönleriyle anlamaya çalışmak en doğrusu galiba. Eğer buna gücümüz yetmiyorsa, susmayı en önemlisi de muhatabımızın söylediğine inanmayı tercih etmeliyiz. Ya onun dediği doğruysa, ya işin bizim hiç bilmediğimiz, bilmemiz de gerekmeyen bir yönü varsa? Geçtiğimiz günlerde çok üzücü bir olay yaşandı. Çok genç ve bir o kadar da yetenekli bir futbolcunun başından bir trafik kazası geçti. Sonuçları açısından herkes için çok üzücü olan bu olayda bazı "futbol yorumcularının" açıklamaları bence, ayrı bir üzüntü kaynağıydı. Sanki olayda önemli olan bu gencin, o saatte kaza yerinde olmasıymış gibi, olayla ilgili tamamen spekülatif değerlendirmeler yapıldı. Bu yorumcular söyledikleriyle zaten büyük bir üzüntü içinde bulunan gencimizin durumunu daha da içinden çıkılmaz hale getirdiklerinin farkında mıydılar acaba? Genç kardeşimizin mazeretlerine itibar etmeden, sabahın erken saatlerinde bir futbolcunun dışarıda olmasının farklı yorumlarının kime ne faydası var? Hele de "daha yakında bir camiye değil de niye Eyüp Sultan''a gitmiş" gibi sözlerinin hikayede olduğu gibi bu kişilere, bir de karşı tarafın gözüyle olaylara bakmasını tavsiye ederim. Çünkü, Eyüp Sultan''da sabah namazları, Eyüp Sultan''ın türbesi önünde edilen bir dua, bu yönüyle bütün camilerden farklıdır. Ben de bu kardeşimizin niye Eyüp Sultan''ı tercih ettiğini bilmiyorum. Eyüp Sultan''ın farkını bildiğim için böyle bir değerlendirmede bulunuyorum, belki de yanılıyorum; ama doğrusunu yapıyorum. Aksi ispat edilmedikçe, söylenen söze itibar etmem, gerektiğinin ve burada önemli olanın, yine bir trafik kazasında kaybettiğimiz vatandaşımız ve istikbalinin en parlak yerinde derin bir yara alan gencimiz olduğunun farkındayım. Vatandaşımıza Allah''tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Bir dileğim de gerek yaya, gerekse de araç sürücüleri olarak, kurallara uyan, daha dikkatli ve hoşgörülü bir toplum olmamız... Sevgiyle kalın!..
Okuyucu Mektubu
Geleceğin yöneticileri Sevgili okuyucumuz Beyza Has; işletme eğitimi almak istediğinizden ancak bu konuda çok fazla bilgi sahibi olmadığınızdan bahsetmişsiniz. İşletme programında, günümüzün sürekli olarak değişen ve giderek karmaşıklaşan iş dünyasının gereksinimini karşılayacak yöneticileri yetiştirmek amaçlanmıştır. Mal veya hizmet üreten kurumlarda verimi artırmak için planlama, yönetme ve denetleme konularında bilgi ve beceri kazandırmaya yönelik bir program uygulanır. İşletme fakültesinde eğitim süresi 4 yıldır ve mezunları "işletmeci" ünvanını alırlar. Bu bölümde okumak isteyenlerin sabırlı, sorumluluk yüklenebilen, insan ilişkilerini çok mükemmel götürebilen, mesleki açıdan kendini yetiştirmeye önem veren, anlayışlı, hoşgörü sahibi, insan ihtiyaçlarına karşı duyarlı, fikirlerini yazılı ve sözlü iletmede başarılı, ikna yeteneği güçlü, ticarete ilgili, işbirliği içinde çalışabilen, liderlik özelliklerine sahip bireyler olmaları bu meslekte daha başarılı olmalarına yardımcı olur. İşletmecilik, geleceği parlak bir meslektir. Mal ya da hizmet üretmek amacıyla işletilen kamu ya da özel tüm kurum ve kuruluşlarda çalışma imkanı vardır. Mezunlar bu kuruluşların pazarlama, üretim, personel yönetimi, muhasebe, bütçe planlama, finansman alanlarında çalışabilirler. Büro işidir ve kapalı alanda çalışmayı sevenler tercih etmelidir. Bölümde, hukuk, matematik, davranış bilimleri, finansman, yabancı dil, pazarlama, ekonomi vb. alanlarında dersler verilmektedir. Sağlıklı ve başarılı günler dilerim...
Güç bende!.. Boğaziçi Üniversitesi; Eğitim Fak. öğretim kadrosundan oluşan bir ekiple, Philip Morris''in sponsorluğunda bir çalışma başlattı. "Güç Bende" adı verilen bu program, gençlere hayatlarındaki en önemli dönemde onlara yol göstermeyi hedefliyor. Onların kendilerine güvenerek davranışları ile ilgili kişisel sorumluluk geliştirmelerini sağlamak üzere hazırlanmış bir sosyal beceri programı olan "Güç Bende" "güven (kendine güven) Üstlen (sorumluluklarını üstlen) ve çaba göster (kararlı ol) sözcüklerinin baş harflerinden oluşuyor. Orta ve Güney Amerika''da "Yo Tongo Poder" adıyla yaklaşık üç yıldır devam eden program, Güç Bende projesi adı altında, deneme yılı kabul edilen 2000 yılı için İstanbul''da belirtilen 30 pilot ile Türkiye''de başladı. Proje koordinatörü Doç. Dr. Fatoş Erkman hedeflerinin, en az 100 okula çıkabilme ve sayıyı artırarak çalışmayı, Türkiye geneline yaymak olduğunu söylüyor. Güç Bende, gençlerin olumsuz akran baskısına karşı koyabilmelerini, zararlı alışkanlıklara ve davranışlara itilmekten kendilerini koruyabilmelerini, sigara, içki kullanımı gibi konularda sorumlu kararlar almalarını sağlamak üzere atılan bir adım olma özelliğini taşıyor. Programda hedef, gençlerin karar alma beceri ve yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olmanın yanısıra, onlara yeni uğraşlar bulmalarını, hobi edinmelerini ve bunları geliştirmelerini sağlamak.
Haftanın sözü Dil bir arslandır ki eşikte yatar, başıboş kalırsa başını yutar. * Kutadgu Bilig

