Kaydet
a- | +A

Diyâr-ı Oğuzda vü memâlik-i buğuzda buğzun vü husûmetin müsebbibi olan vü PIRTI deyû tesmiye idülen ahzâb-ı siyâsiyye ve ashâb-ı ma''siyye, ehâli beyninde SEÇİM-İ ÜMMİD-İ GEÇİM dimekle malûm ü meşhûr bir acâib faaliyete şuru'' eyledüler kim, kişver-i Anadolu''da hay ü huy ü gulgûle eflâke çıkub bu fâidesiz ü kaaidesiz gürültü sebebi ile ecrâm-ı semâviyye dahi menzillerine sinüb görünmez oldular. Husûsen şol mahşerden nişân viren bâzâr ü panayır şehri Stanbulda mezkûr Pırtıların gavga vü rekabetleri tahammül-fersâ bir hal alub ibâdullahtan ba''zılarunı aklından, ba''zılarunı sıhhatinden, ba''zılarunı zekâsından mahrum eyledi. Şöyle kim, bu şehrin sumût-ı muhtelifesinde, esvâk ü şâh-râhlar ve meydânlara rengâreng bayraklar, filamalar rekz idüb, zemânımızda BEN-KART dinülen yazılar asub, cümle diyarlara AHFEŞ tesmiye olunan tasvirler yapışdurub, her cânibi iyd-gâhe tebdil iderler. Amma bunun aslâ bayram ile münâsebeti olmayub, salifü''zzikr PIRTI''larun hengâm-ı gavgâsı vü mekân-ı da''vâsıdur. Mezkûr meydanlarda bir nev''î ÖTEBASları tezyîn vü ârâyiş idüb, derûnuna sadâda vü sarf ü nahivde mahâretlû kimesneler koyub, kimisi avret, kimisi er, kimisi mâde kimisi ner, gendü pırtılarunın mehd ü senâsın idüb, bu bâzar ü mekr ü hud''ada kargayı bülbül, merkebi düldül deyû satmaya gayret iderler. Ol ötebaslarda adem sesini kuvvetlendürüb on nefer Dâvûd sadâsına irişdüren HOPALI-ÖMER nâm âletler marifeti ile patırtı vü gürültüyü eflâke çıkarurlar. Yalana yılan, martavala kaval, gülâb''a âb, kühl''e kil ü türâb katarak ehâliden "Oy" taleb iderler. ÖTEBAS, MİNNİBAS, TAKASİ, DOLMUŞ gibi nice vesâit-i garîbeyi kârbân idüb, esvâk ü mahallât âresinde velvele vü gulgûle ile aynı minval üzre geşt ü güzâr ü "OY" taleb iderken, ehali kulakların enguşt ile tıkayub "Ooy, ooy" deyû feryâd ü figân ider. Bunca zulm ü teâdî yitmez gibi, "Pırtı" dinülen ahzâbın ser-âmedîleri vü LÂ DER dimekle benâm reisleri (Eger bir defa "Lâ" dir ise bir dahi "Belâ" didürmek mümkün olmaduğundan, bunların lâkab-ı resmiyyesi böyledür.) bir meydanda hem-pâlarını vü ashabını cem'' idüb, kısas-ı tevârihten hikâyât-ı rengîn naklidüb, hükûmet olduklarında kangı mu''cize ve kerâmetlerün fâili olacaklarını, dürlü işâretlerle anladurlar. Kimisi hikâyât-ı sâlifeyi kimisi muhtemel vukûat-ı âtiyeyi isti''ma içün, kimisi siyâset lu''bet-ba''zlarınun acîb lubetlerini vü garîb sanatlarını seyrü temâşâ için gelmiş ehâlî-i müslimîn bu manzara-i garîbeye hayrân kalub, ol meydân gûyâ bir arasat olur. Mezkûr siyâset lu''bet-bâ''zı bu cemaat-i kesîreyi göricek, ümîdlenüb hükûmeti bünyâd ideceğini vü gendünin sadaret mührünü kesb eyleyeceğini vehme başlar. Emvâc-ı deryâ misillû cûşâ gelüb, ol dehşetlû görüntüleri tezyid ü tecdîd eyleyerek palavrayı boydan aşırır. Beyt: "Kanadı gelse mûrun sanır ânı sa

adetdür Ânı fehm eylemez miskîn zevâline

işâretdür." İşte diyâr-ı Oğuzda vü memalik-i buğuzda, İNTİHAB veya SEÇİM dinülen curcuna beyle olur kim, Hak Teâlâ ve Takaddes Hazretlerü milleti bir dahî bu zulme düçâr eylemesün. Âmiin! —————— KELİMELER Ahzâb: Hizibler, partiler/Ashâb-ı ma''siyye: Günah ehli/Şuru'' eylemek: Başlamak/Kişver: Ülke/Ecrâm-ı semâviyye: Gök cisimleri/Tahammül-fersâ: Tahammülü yıpratan/Sumût-ı muhtelife: Çeşitli semtler/Esvâk: Sokaklar/Şâh-râh: Cadde/İyd-gâh: Bayram yeri/Salifü''zzikr: Daha önce adı geçen/Ârâyiş etmek: Süslemek/Mâde vü ner: Dişi ve erkek/Mekr ü hud''a: Hile ve tuzak/Kuhl: Sürme/Turâb: Toprak/Lâ: Hayır/Belâ: Evet/Hikâyât-ı rengîn: Renkli hikâyeler/Hikâyât-ı sâlife: Geçmiş hikayeler/Vukuat-ı âtiyye: Gelecekteki olaylar/İsti''ma: İşitme/Lu''bet bâz: Oyuncu/Emvâc-ı deryâ: Deniz dalgaları/Mûr: Karınca.