İSTEMESEK DE ISINACAK... Ülkeler kimyasal salınımları kısıtlasalar dahi, okyanusların aşırı ısınması sebebiyle bir dizi olağandışı doğal olaylar söz konusu olabilecek. 2100'e doğru sıcaklığın 4 derece artabileceği bildiriliyor. Sevgili okurlar, 21'inci yüzyılda küresel bazda ortalama sıcaklığın yükselmekte olduğu bir gerçek. Küresel Isınmaya sebep olan çeşitli gazları kısıtlamaya gitsek bile, özellikle okyanuslar ve diğer denizlerin ısınması, atmosferin alt tabakalarındaki sıcaklığın artmasına neden oluyor. Bu değişiklikle bağlantılı olarak bazı yörelerde şiddetli yağışlarla gelen su baskınları, seller, kasırgalar büyük tahribata yol açıyor, ılıman ve sıcak iklim kuşağında ise sonu gelmeyen kuraklıklar baş gösteriyor. Güney ve Kuzey Kutup bölgelerine yakın yerlerde buz kütlelerinin ve yüksek dağlardaki buzulların erimesiyle birlikte değişen iklim şartları sonucunda birçok hayvan ve bitki türünün nesilleri tükenme noktasına geliyor. Bu gerçek karşısında zihnimizde şöyle bir soru oluşabilir: "Acaba insanoğlu bu ciddi problemin üstesinden gelebilecek midir?" Dilerseniz şimdi tehlike arz eden birkaç konu başlığını birlikte inceleyelim: TEHLİKEDE OLAN ÜLKELER Grönland (kuzey kutbuna yakın) ve Antarktika'daki (güney kutup bölgesi) devasa buz kütleleri bugünkü durumlarını devam ettirseler dahi, sadece dağlardaki eriyen kar ve buzullar sebebiyle deniz yüzeyinin 2100 yılına kadar bugünkü seviyesinden 20-60 santimetre daha yukarıda olacağı tahmin ediliyor. Bu durumda alçak kıyı şeridine sahip olan birçok büyük şehir, su baskınları tehdidi altında bulunuyor. Bunların başında Çin'in Şangay şehri geliyor. 20 milyon nüfusa sahip bu kent deniz seviyesinin sadece 3-5 metre üzerine kurulmuş. Avrupa kıtasında Atlas Okyanusuna sahili bulunan Hollanda, Asya'da Bangladeş kıyıları ve başkent Dakka, okyanuslardaki birçok ada ülkesi de tehlike altında bulunanlar arasında sayılabilir. KUZEY KUTUP BÖLGESİ Yapılan araştırmalar, 2070 yılına kadar yaz aylarında Kuzey Kutup Bölgesindeki kalın buz tabakalarının tamamen eriyeceğini, kış aylarında ise tekrar bir miktar buzlanma olacağını, ancak bunun büyük bir alanı kapsamayacağını gösteriyor. Bu durumda eriyen buzların, okyanusa aşırı tatlı su girdisi sağlayarak denizin kimyasal denge sistemini bozacağı, bunun da suda yaşamını sürdüren çeşitli organizmalarda büyük kayıplara yol açacağı bildiriliyor. Kuzeye doğru seyreden Golfstrim sıcak su akıntısının yön değiştireceği belirtilirken, deniz mahsullerinin azalmasıyla Kuzey Yarım Kürede besin darlığının baş göstereceği ifade ediliyor. KURAKLIK VE ÇÖLLEŞME Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) verilerine göre çölleşme yayılıyor. Birçok Akdeniz ılıman iklimine sahip ülkede yağmur rejiminin %22 azaldığı söyleniyor. Bu durumdan en çok zarar görecek alanlar hiç şüphe yok ki tarım arazileri olacaktır. Bu bölgelerdeki elverişsiz iklim şartları sebebiyle oluşabilecek verim düşüklüğü bugünlerde Afrika'nın bazı ülkelerinde yaşanan açlık sorununu gündeme getirebilecektir. Özellikle ABD'deki mısır plantasyonları, Güney Avrupa'daki ayçiçeği ekim alanları ve üzüm bağlarının yaz aylarında şiddetli sıcaklara maruz kalacağı bildiriliyor. GÖÇ EDEN BİTKİLER! Kutup bölgelerinde sıcaklık arttıkça ve subtropik ılıman kuşaktaki çölleşme genişledikçe çam, ladin, köknar, kayın, gürgen ve meşe gibi birçok orman ağacı kuzeye yayılma istidadı gösterecek. Tund-ralar'daki (kuzeydeki ıssız bölgeler) otsu bitki örtüsü tamamen ortadan kalkacak, ılıman bölgelerdeki boşalan orman sahaları ise erozyonla çölleşecek. NESLİ TÜKENEN TÜRLER Sıcaklık arttıkça 2050 yılına kadar yaban hayatındaki bitki ve hayvan türlerinde %15 ile 40 arası kayıplar yaşanacağı belirtiliyor. Bunlar arasında memelilerden gergedan, fil, Asya aslanı, kar leoparı ve orangutan, kuzey kutup bölgesinde beyaz ayılar, deniz aslanları ve balinalar en riskli gurupları oluşturuyor. Buna mukabil daha yüksek uyum kabiliyetine sahip fare ve sıçan gibi kemirgenler, hamam böceği gibi böcekler ise süratle artacak. KASIRGA VE SELLER Deniz yüzeyinin ısınmasıyla tropik bölgelerde oluşan siklon şeklindeki büyük fırtınalar daha sık görülecek. Yağış rejiminin değişmesiyle dünyada seller de artacak. Sevgili okurlar, bu hafta size bilimsel çalışmalarla elde edilen bulguları sunmaya çalıştım. Yazımın başında belirttiğim gibi karbondioksit, diazotoksit ve metan gazı gibi kimyasal salınımları ülkeler kısıtlasalar dahi, okyanusların aşırı ısınması sebebiyle bir dizi olağandışı doğal olaylar söz konusu olabilecek. 2100 yılına yaklaşırken sıcaklığın küresel bazda 4 dereceye kadar artabileceği bildiriliyor. 1-1.5 derecelik bir artışın bile birçok tarım mahsulünün ve meyve ağaçlarının verimini düşüreceğini, bu durumun da insanlığın her geçen gün artan besin ihtiyacını olumsuz etkileyeceğini dikkate alınması gereken bir husus olarak vurgulamak gerekiyor. Size şu özdeyişi hatırlatmak istiyorum: "İnsan fani, insanoğlu ise ebedidir." Nice insan nesli dünyamızdan gelip geçtiler, şu anda ise bizler, gelecek nesillere bırakacağımız emanette hayatımızı sürdürmekteyiz. İstikbaldeki torunlarımızın sağlık ve huzur içinde yaşayabilmeleri için hepimizin doğanın korunmasında katkı sağlaması gerekiyor. Bu duygu ve düşünceleri paylaştığınızdan emin olarak, size sevgilerimi sunuyorum.
Kaplumbağaların yuvasını yaktılar! Murat Şengi MERSİN İHA Silifke'de Ramsar Sözleşmesi ile koruma altına alınan, 334 kuş türü ve zengin bitki çeşidine sahip Göksu Deltası alanında bulunan sazlık arazide yangın çıktı. Deltanın Taşucu Beldesi, Kum Mahallesi yakınlarındaki mevkide söndürülen yangın sonrasında bazı kara kaplumbağalarının, göçmen kuşların yuvalarının ve bitki çeşitlerinin yandığı gözlendi. Atakent Belediye Başkanı Hasan Uslu, deltanın korunması için vatandaşların daha duyarlı olması gerektiğini belirtirken, Taşucu Belediye Başkanı Yaşar Açıkbaş da, yangının çıkış nedenini belirlemeye çalıştıklarını söyledi. ÇÖPÇÜLERİN İSTEDİĞİ OLDU Şehir merkezine yaprak dökmeyen ağaç dikiliyor Sakarya'da temizlik görevlilerinin şikâyetçi olduğu dışbudak, çınar gibi geniş yapraklı ve çok yaprak döken ağaçlar yerine yaprakları dökülmeyen çam gibi iğneli bitkiler, manolya, defne, alev ağacı, yağlı kartopu gibi ağaçlar ve süs bitkileri dikilmeye başlandı. Bu uygulama ile aynı zamanda mazgalların tıkanmasının engellenmesi ve temizlik maliyetini düşürülmesi de planlanıyor. Duran Savaş SAKARYA CİHAN

