Kaydet
a- | +A

Bu kadar TV kanalı var ama, özellikle çocuk ve gençlerimizi hayatın gerçeklerine, zor şartlarına hazırlayan, yönlendiren, bilgilendiren, düşündüren ve motive eden yapımlar çok az. Nasıl az olmasın ki; temelde "Reyting kaygusu" var...

TV çok etkin bir propaganda gücüne sahip. Ama ülkemizde maalesef tam anlamıyla görevini yerine getiremiyor. Dolayısıyla aileler ve büyük bir izleyici kitlesi de bundan nasibini alamıyor. Birçok ülke, izleyicinin temel ihtiyaçlarını belirleyip, özellikle çocuk ve gençliğe yönelik yayıncılık anlayışını uzun yıllar önce belirledi, işe koyuldu ve "TV''lerde şiddet ya da kullanılan kötü dil" gibi sorunları kökünden hâlletti.

Radyo-televizyonlarımızda kullanılan kötü Türkçe''yi; şu dil katliâmını çözümlemedikçe hiçbir izleyici sağlıklı iletişimden nasîbini alamayacak.

Derdini anlatamayan, kendini ifade edemeyen, 200-300 kelimeyle bile yanlış konuşabilen bir nesil yetişebiliyorsa bunun vebali, anne-babaların ve okulun dışında "Medya"ya da aittir. Kendine güvenemeyen, argo konuşan, çabuk sıkılan, tatminsiz bir nesil mi, yoksa-etkin bir propaganda gücüne sahip-Radyo ve TV yayınları aracılığıyla bilgilendiren, eğiterek eğlendiren ve yönlendiren bir anlayış mı?..

UEFA kupasını alınca büyük bir sevinç yaşadık, bu büyük zaferi dünyaya ilan ettik, gururlandık ve kutladık haklı olarak!... Ancak bu büyük sevinç yollarda ve meydanlarda kutlanırken gözyaşına dönüşmemeliydi. Yani kutlamalar esnasında o kadar kişi hayatını kaybetmemeliydi... Dünyada hiçbir oyun ve onun galibine verilen kupa ve sevinç bir insanın hayatına bedel olmamalıydı...

Ne yazık ki bunları da yaşadık ve gördük TV ekranlarından!... Bilinçli bir radyo ve TV yayıncılık anlayışı, bilinçli dinleyici ve seyirci oluşturur, şüpheniz olmasın!!..