Kaydet
a- | +A

Güzel ülkemiz, başta ekonomik sıkıntılar olmak üzere zor bir bâdireden geçiyor... Her geçirdiğimiz ve atlattığımız bâdirenin sebebinde bir dayanma gücü vardır ki, biz buna sabır diyoruz. Hiçbir şey kalıcı olmadığı gibi sıkıntılar da geçicidir. Hepsinden ders alırız, çeşitli tecrübeler yaşar, böylece olgunlaşırız!...

Bütün bunları yaşarken de deneriz, izleriz, kıyaslar ve uygularız. Bir sebep-sonuç ilişkisi içinde yanlış ya da doğru, hayatımızı idâme ettiririz... Gördüklerimizden, gözlemlerimizden ya ibret ve ders alıp hayatımızı tanzim ederiz, ya da çoğu şeyi -güya- işimize geldiği için görmezlikten geliriz. Ya da, arenada gladyatörlerin vahşice ölüşünü seyretmekten büyük keyif ve zevk alırcasına hayatımızı rezil de ederiz!!... İşte size, amaçsız, sebepsiz, yoz ve kısır döngüyle, kendinden de öte, çevresindekileri de son derece olumsuz bir biçimde etkileyen bir akıbet?!..

Bütün bu sebep-sonuç ilişkisini olumlu ya da olumsuz yönde etkileyen en önemli faktör motivasyon gücüdür. Yani propaganda gücü. Daha açık bir ifadeyle Kitle İletişim Araçları!.. Ve içlerinde "Atom bombasından daha tesirli" olanı; "TELEVİZYON"!!...

İşte, güzelim ülkemizin çeşitli badireleri atlatmaya çalıştığı bu çetin ceviz günlerde, TV kanallarımıza ne gibi önemli görevler ve büyük sorumluluklar düşüyor acaba?!.. Halkı, toplumu ve bireyi kandırmadan yayınlanacak olan her türdeki haber ve programların doğru, güzel ve tamamen motivasyona yönelik bir amaçla ekrana yansımasının tam zamanı değil mi?!..

Kolları sıvayın TV kurmayları!... Bundan böyle yayınladıklarınızla, duyurduklarınızla ve sunuş biçiminizle tamamen akıbetinizi hazırlamış oluyorsunuz!!... Biraz ince düşündüğünüzde geleceğin yapı taşlarının hazırlanışındaki o çok ağır sorumluluğu böylece bir an olsun, belki ciddi bir biçimde gözden geçirme imkânını bulabileceksiniz!... Ama önce kendi kendinizi motive edin!!...