Kaydet
a- | +A

Suna otobüsten iner inmez karşı kaldırımda kendisine el sallayan Esin''i görerek hızla o tarafa doğru yürüdü. İkisinin de dudaklarında engel olamadıkları bir tebessüm vardı. İki arkadaş birbirlerine sarıldılar sıkı sıkı. Bir türlü ayrılmıyorlardı. Suna sonunda omuzlarından tutup Esin''in yüzüne baktı: - İnanamıyorum, inanamıyorum. Demek evleniyorsun bugün ha? Genç kız başını salladı memnun, biraz şımarık, biraz da utangaç bir tavırla: - Evet, evleniyorum.

Suna, genç kızın yanı başında duran fidan gibi delikanlıya döndü: - Eee, damat bey, haydi bakalım, bana bak, kaynanan benim ona göre. Bu kızın mutsuz olduğunu bir duyayım, bak neler olur... Selim kendinden emin bir tavırla başını salladı: - Söz veriyorum, onun mutluluğu ve onun iyiliği için her şeyimi feda ederim. Bunun için sana söz veriyorum.

Bir haftadır Mudanya''daydılar. Evlilik müracaatlarını buranın belediyesine yapmışlar, nüfustan gelecek kayıtları Mualla hanımın bir tanıdığı vasıtasıyla elden halletmişlerdi. Yıldırım müracaat olduğu için hemen beş gün sonrasına gün verilmişti. Bir tek Suna''yı çağırmışlardı. Genç kız bu en yakın arkadaşının nikahında hem şahitlik yapacak, hem de bu mutlu dakikalarında onların yanında olacaktı. Selim iki genç kızın ortasına geçip kollarından tuttu. - Haydi bakalım, sohbetinize evde devam edersiniz. Geç kalmayalım. Üç saat sonra nikah salonunda olacağız, ben daha tıraş olmadım. Sizin berber işiniz var, burada vakit kaybetmeye gelmez. Neşe içinde yürüdüler. Küçük bir yer sayılırdı Mudanya. Mualla hanımın evi de denize yakındı. Selim buraya geldiklerinin ertesi günü ustasına telefon edip çok bunaldığını, birkaç gün izin istediğini söylemiş, Müşfik usta da seve seve vermişti. Eve geldiklerinde Mualla hanım hazırlanmıştı bile. Gözlerinde gizli bir tedirginlik vardı ama mutlu ve heyecanlı görünüyordu. Suna''yı da gayet iyi tanırdı. Esin birçok kere genç kızla birlikte gelip kalmıştı halasında. Suna neşeyle daldı içeriye, yaşlı kadının elini öptü: - Merhaba Mualla hala, kısmet neyeymiş bak! Uzun zamandır görüşmemiştik, şimdi bu kızın nikahı için beraberiz.

Kulağına eğildi Mualla hanımın. Her zamanki sevimli haliyle fısıldadı: - Siz olmasaydınız bu iş olmazdı. Bunlar yüzüne gözüne bulaştırırdı hala... İyi ki varsınız. Çünkü Esin çok mutlu. Başını salladı gözlerini kapatarak yaşlı kadın. Sırtını okşadı onun.

- Haydi bakalım, iş başına! Diye selendi Selim. Aslında en heyecanlı olan oydu. Bir hazırlık başladı telaşla. Mualla hanımın sakladığı gelinliği çıkmıştı sandıktan. Temizleyiciye gitmiş, yenilenmiş, ufak tefek yerleri onarılmış, hazırlanmıştı. Çok da yakışmıştı Esin''e. Suna ve Mualla hanım göz yaşları içinde hazırladılar genç kızı. Hemen mahallenin öbür ucundaki berbere gittiler üçü birden. Saçları yapıldı. Selim ise her zaman olduğu gibi otel odasında kendi başına hazırlanıyordu. Tıraş olmuş, saçlarını kestirmiş, Mualla hanımın aldığı takım elbisesini giymiş, filinta gibi bir delikanlı olmuştu. Gelin hanımı almak için eve gelince dili tutulmuştu bir anda. Esin o kadar güzel olmuştu bir an korkuyla sarsıldı genç adam. Nazar değmesinden korktu.

- Hala... diye selendi Mualla hanıma. - Bir nazar boncuğunuz varsa takalım Esin''e... Yaşlı kadın gülümsedi başını sallayarak: - Taktım oğlum merak etme, hiç takmaz mıyım? Küçük kırmızı araba bu sefer de bir hayatın başlangıcına doğru yol alıyordu. Nikah son derece çabuk kıyıldı. Mualla hanım Selim''in, Suna da Esin''in şahidi oldu. Salondan çıktıktan sonra biraz dolaştılar. Akşamüzeri evlerine gidip Suna ile Mualla hanımın hazırladığı mükellef sofraya oturdular. Artık evlenmişlerdi...

DEVAMI YARIN