Kaydet
a- | +A

Berrin hanım ipek sabahlığının eteklerini savurarak girdi salona. Kaşları çatıktı. Yüzünü garip bir şekilde buruşturmuş, adeta homurdanarak konuştu: - Öfff! Yine uykumu alamadım. Bu yandaki inşaatın gürültüsü mahvediyor beni. Bir türlü kendime gelemiyorum.

Neredeyse bir tek kuş sütünün eksik olduğu kahvaltı sofrasının başında oturan şakakları kırlaşmış saçları, yeşil gözleri ve sert bakışları oldukça yakışıklı bir adam olan İskender bey kalın çerçeveli okuma gözlüklerinin üzerinden baktı karısına elindeki gazeteyi indirerek: - Ne yapalım, adamların işini mi durdurayım. Saat dokuz buçuk neredeyse. Herkesin mesaisi başladı. Kimse senin keyfini bekleyemez ki... Biraz erken kalk hanım! Berrin hanım suratını daha da buruşturdu. Bir şey söylemeden uzun arkalıklı kadife kaplı sandalyelerden birini çekti, masaya oturdu. Kapının ağzında bekleyen hizmetçi kıza döndü: - Haydi Güler! Bir bardak çay koy bari... Genç kız çevik bir hareketle porselen çaydanlığı kaptı, çaydanlıkla takım olan geniş ağızlı büyükçe fincanlardan birine çay doldurdu. Berrin hanım bir lokma kızarmış ekmek attı ağzına: - Esin de kalkmadı daha... Bu gün arkadaşlarıyla buluşacaktı.

Hizmetçiye döndü: - Güler kaldırıver şu kızı yavrum... Gelip kahvaltı etsin. Tekrar yemesine devam etti. Birkaç lokmadan sonra mırıldandı: - Akşam Hayat hanımlara davetliyiz İskender unutma! Yan gözle kocasına baktı sözlerini bitirince. Adam onu hiç duymamış gibi bir yandan çayını yudumluyor, bir yandan da gazetesini okuyordu. Sinirli bir tavırla tekrarladı kadın sözlerini: - Duymuyor musun İskender. Akşam Hayat hanımlara davetliyiz dedim.

Başını salladı İskender bey sadece. Birkaç dakika sonra gazetesini katlayıp kenara koydu, kalın gözlüklerini çıkarttı: - Ne daveti bu yine Allah aşkına? - Oğlu mektebi bitirmiş. Amerika''da okuyordu biliyorsun. Onun kutlaması. Bir yudum daha aldı adam çayından: - Gelmiş mi çocuk... Yani dönmüş mü Amerika''dan? Omuzlarını kaldırdı Berrin hanım: - Bilmiyorum. Galiba dönmüş... Kalabalık olacağını sanmıyorum. Israrla Esin''i de getirmemi söyledi. Bana kalırsa kıza talip! Alaylı bir şekilde cevapladı adam bu sözleri: - Hemen bir senaryo bulup yazmasan şaşarım zaten... Berrin hanım kızmıştı bu sözlere. Yine de sessiz kaldı. Bu sırada kapı açılıp içeriye ortadan uzun boylu, yüzüne çok yakışan küçük bir burnu olan, yeşil gözlü bir geç kız girdi. Neşeli ve hoş bir ses tonuyla: - Günaydın ikinize de... Bu gün neden böyle oldum bilmiyorum, uyumuş kalmışım... diye konuştu sofraya otururken. - Babacığım, çok şıksın yine... İskender bey keyifli bir şekilde gülümsedi. Kızından bu iltifatları duymaya alışmıştı. Genç kız yan gözle annesine baktı: - Ne o Berrin hanım, bana hiç yüz vermiyorsunuz bu sabah! Kadın kaşlarını çatarak cevap verdi: - Gürültüyle uyandım... Yandaki inşaat mahvediyor beni... Esin gülümsemekle yetindi. Önüne getirilen çayını yudumlayarak kahvaltısına başladı... DEVAMI YARIN