Müşfik usta tedirgin hareketlerle açtı dükkanı. Kepenkleri güçlükle kaldırdı. İçeride tuhaf bir demir kokusu vardı. Hemen masasının arkasına geçip koltuklardan birini işaret etti: - Buyur beyim, otur, bir de çay söyleyeyim sana. - İstemem... diye bağırdı İskender bey. İstemiyorum çay falan!.. Yaşlı adam gözlerini kıstı. Birazdan Selim gelirdi. İkisinin burada karşılaşması bir felaket olurdu. Aklına geleni yapmaya koyuldu: - İzin verirsen ben bir çay söyleyeyim kendime. Sabah kahvaltı etmedim.
Cevabı beklemeden dükkandan çıktı. Yandaki çay ocağına girdi aceleyle: - Mustafa, kapıda dur! Selim gelirse dükkana girmesin sakın. Sen İskender bey varmış içeride de, o anlar. Bir de çay ver bana! Hızla geri döndü. Gülümseyerek girdi: - Söyledim, içseydin bir tane beyim... - Otur Müşfik usta. Hemen otur yerine. Vaktim yok! Öne doğru eğildi: - Beni iyi dinle şimdi! Kim ise bu Selim denen adam derhal işine son vereceksin. Burada çalıştırmayacaksın anladın mı? Bugün çıkartacaksın işten. Yaşlı adam irkildi. Korkuyla baktı karşısındaki insana: - Yapma beyim, günahtır, yazıktır... Nasıl yaşarlar, haydi Selim''e acımıyorsun, kendi kızını düşün bari.. İskender bey öfkeyle kükredi: - Karışma benim işime sen. Bugün ilişkisi kesilecek tamam mı? Yoksa seni mahvederim, yaparım bilirsin. Eğer dediğimi yaparsan sana yüz konutluk bir kooperatifin elektrik işini bağlarım. Hem de bugün, hem de piyasanın iki katı fiyatına. Bu fırsatı tepecek misin? Aptallık etme... Şaşırmıştı Müşfik usta. Kekeledi: - Beyim... Ama.. nasıl olur, insanlık ne olacak? - İnsanlık mı? Ne insanlığı be! Hayat para üzerine kurulu, bunu anlamadığın için bu kıytırık dükkanda ömrünü geçirmişsin demek ki, son demlerinde biraz ferah göreceksin sayemde, ama dediğimi yapacaksın. Bu işlerin gerisi de gelir. Sana vereceğim avansla elektrikçi kalfası değil, elektrik mühendislerini bile çalıştırırsın emrinde. Anlaştık mı? Adam yutkundu. Böyle bir fırsat, babadan kalma dükkanını devraldığından beri hayallerini süsleyen bir hayaldi. Dudaklarını büktü. Derin bir nefes aldı. Düşünceli bakışlarını adamın yüzünde gezdirdi. İskender bey ekledi: - Kendini düşüneceksin bu dünyada yalnız. Unutma bunu. Ben neden bu mevkie geldim, önümdeki engellere acımadığım için. Merhametten maraz doğar, unutma... Müşfik usta başını salladı: - Haklısın beyim... diye fısıldadı. Sen öyle istiyorsan öyle yaparım o zaman... Memnun bir tavırla küstah bir şekilde güldü adam. Ayağa kalkmıştı. Hemen elini cebine atıp cüzdanından çek defterini çıkarttı. Üzerine Müşfik ustanın neredeyse bir senelik çalışmasının karşılığını yazarak uzattı: - Al, bu avans. Bunun iki üç katını daha kazanacaksın on, on beş günde. İşi bitir ve bana telefon et. Al, bu da ofisimin telefonu. Sonra da bana gel. İşini bağlayayım. Büyük bir iş başarmış olmanın verdiği memnuniyet ve müstehzi bir gülümsemenin kapladığı yüz ifadesiyle çıktı dükkandan. Arabasına binip hızla uzaklaştı. Müşfik usta başını ellerinin arasına alıp kalakalmıştı olduğu yerde. Kapının açılmasıyla irkildi: - Merhaba usta... Nasılsın bu gün?.. diye Selim girmişti içeriye... DEVAMI YARIN

