Kaydet
a- | +A

Saadet hanım nihayet yan tarafa döndü. Kendisine hayran bir şekilde bakan Asiye''yi çağırdı: - Gel bakalım yanıma güzel kız! Sen ne kadar güzel şeysin böyle hıı? Zehra tuhaf bir tedirginlik, garip bir kıskançlık hissetti. Sanki o anda yavrusunu kendisinden kopartıp götürüyorlarmış gibi bir duyguya kapılıverdi. O anda verdi kararını. Sabah Saadet hanımın yaptığı teklifi kabul etmesi imkansızdı. Evladından ayrılamayacak, onu başka ellere teslim edemeyecekti. O yanı başında olmalı, soluğunu, sesini, duymalıydı her an. Geceleri üşüyor mu? Üstü açık mı diye kendi bakmalıydı. Derdine o koşmalı, sevincine o ortak olmalıydı. Kararlı bir şekilde başını kaldırdı, kendinden emin bir sesle: - Ben düşündüm Saadet abla, sabah dediğiniz şeyi... Saadet hanım kucağındaki Asiye''ye sarıldı gayri ihtiyari. Soluğunu tutmuştu o anda. Zehra devam etti: - Ben yavrumdan ayrılamam abla... Bağışla beni ne olur... Önder bey atıldı: - Bunun karşılığı olacaktı ama Zehra hanım. Bak durumunuz sıkışık. Size yardımda bulunacaktık karşılık olarak... Başını iki yana salladı Zehra. Yutkundu. Bir şeyler söylemeye hazırlandığı belliydi. Ama o anda açılan oda kapısından yükselen ses herkesi olduğu yerde hoplattı: - Bunun karşılığının adını koyalım o zaman!.. Yakup gelmişti. Pis pis sırıtıyordu kapıda. Elinde sigarası çakır gözleriyle Saadet hanım ve Önder beyi süzüyordu.

- Evet, kaç para vereceksiniz kıza karşılık? Zehra gözlerini hayret ve korkuyla açtı deli gibi. Bir ok gibi fırladı yerinden: - Ne diyorsun sen be? Deli misin nesin? Evladını mı satacaksın para karşılığı? Yakup sigarasını bir fiskeyle açık kapıdan dışarıya fırlattı. Eliyle hiç umursamadığı karısını kenara doğru itekledi: - Söyleyin, kaç para? Hem Saadet hanım, hem de Önder bey şaşırmışlar, bir anneye bir de Yakup''a bakıyorlardı. Genç kadın dudaklarını ısırıp başını önüne eğdi. Derin bir soluk aldı. Yan gözle korkuyla bir kenara büzülmüş çocuklara baktı. Yakup''a hiç cevap vermeye bile tenezzül etmeden Zehra''ya döndü: - İyi düşün Zehra, bu şartlar altında bu çocuklar ne şekilde yetişecekler iyi düşün. Seni evlatlarından kopartıp almayacağım ki. İstediğin zaman kızını gelip göreceksin, seveceksin, sadece ona iyi bir hayat, güzel bir gelecek sağlamak için. Keşke elimde olsa hepsine aynı şeyleri yapabilsem... Yakup gürültülü bir şekilde boğazını temizledi kendini belli etmek istercesine.

- Hanımefendi, ben bu evin reisiyim, benimle konuşun, bakmayın siz ona, kadın aklıyla bir şey yaptım sanıyor. Dişlerini sıktı Saadet bu sözler üzerine. Kaşları çatıldı: - Ne yani, kadın diye kafası çalışmaz mı sanıyorsun? Yakup durakladı. Hiç böyle bir tepki beklemediği şaşkın bakışlarından anlaşılıyordu. Yutkundu. Hemen o munis, yumuşak tavrını takındı: - Yok hanım efendi, ben öyle demek istemedim, elbette haklısınız... Paçaları tutuşmuş gibiydi. Asıl korkusu Saadet hanımı kızdırıp onun yaptığı tekliften vazgeçmesiydi. Yardım istermişçesine Önder beye döndü, telaşlı bir sesle: - Siz bir şey deyin beyim, ben kötü bir şey demek istemedim.

Önder karısını mutlu etmek için ağzından çıkacak tek bir rakamın yeterli olacağını biliyor, ama bir yandan da aklı Zehra''ya takılı, onun yaşayacağı mutsuzluğun vicdan azabını tahlil etmeye çalışıyordu. Çok sevdiği karısının hayata bağlanması için bulunmaz bir fırsat vardı önünde. Bir tek sözcükle bunu başarabilirdi. Ama öte tarafta bir ananın ıstırabını ömür boyu yüreğinin bir kenarında azap olarak taşımaktan korkuyordu... Başını kaldırıp kocasının iteklediği köşede umutsuz bir şekilde sessizce duran, gözleri dolu dolu olmuş Zehra''ya döndü: - Sen ne dersen o olacak Zehra hanım. Sen istersen olur bu iş. Eğer istemezsen, ne yapalım sağlık olsun deriz...  DEVAMI YARIN