Kaydet
a- | +A

Mualla hanım arkasına yaslandı. Dışarıda gün ışımak üzereydi. Dikkatle dinlemişti Esin''in anlattıklarını. İki genç karınlarını doyurduktan sonra yaşlı kadının yaptığı kahveyi de içmişlerdi afiyetle. Dinlenmişlerdi birazcık. Mualla hanım her şeyi etraflıca bir daha anlattırmıştı genç kıza en ince ayrıntısına kadar. Esin sözlerini bitirince bir sessizlik olmuştu odanın içinde.

- Sen hiç konuşmuyorsun delikanlı? Diye sordu Selim''e dönerek. Genç adam hafifçe gülümsedi.

- Bir şeyler söyle bakalım, bu işe ne diyorsun? - Ben... diye yutkundu Selim.. Ben İskender beyle görüşmek niyetindeyim efendim. Biz evlenmeye karar verdik ama onlara haber vermek zorundayız.

Bu fikirden hoşlanmıştı kadın. Takdir dolu bir ifadeyle başını salladı: - Evet, doğru düşünüyorsun. Yine de niyetinizi, ne yapacağınızı bildirmek zorundasınız. Neyse, şimdi temiz bir uyku çekelim, sabah sağlıklı bir şekilde düşünebiliriz.

Selim kalktı oturduğu yerden: - Ben müsaade isteyeyim efendim.

- Nereye oğlum? - Benim burada kalmam henüz doğru olmaz efendim, ben bir otele gidebilirim.

Yaşlı kadın durakladı. Esin''e baktı. O sanki Selim''i teyit edermiş gibi bekliyordu. - Gecenin bu saatinde nerede otel bulacaksın, kal burada, ne olacak? Başını iki yana salladı genç adam: - Ben bulurum efendim kalacak bir yer. Merak etmeyin. Sabah gelirim tekrar.

Omuzlarını kaldırdı kadın: - İyi ya, madem öyle istedin sen bilirsin. Bence mahzuru yoktu ama.... Selim gittikten sonra yeğenine döndü: - Ben çok beğendim bu genci Esin. Yüreğinin sesini dinle kızım. Bak ben öyle yaptım. Eniştene de çok karşı koydu dedenle babaannen. Ama dinlemedim. Fakat hayatım boyunca mutluydum. O mutluluğu hiçbir güç satın alamazdı.

Genç kız yaptığı seçimi halasının beğenmesi karşısında memnun olmuştu. Sarılıp yanaklarından öptü onu.

- Şimdi yatayım hala, ne olur... O kadar uykum var ki... Hemen genç kızın kalacağı odayı hazırladı Mualla hanım. Ona kendi geceliklerinden birini verdi. Eskiden, küçükken yaptığı gibi yatırıp, sırtını kendi elleriyle örttü. Başına bir öpücük kondurup fısıldadı: - İyi geceler böceğim... Güzelce uyu, yarına Allah kerim... Işığı söndürüp çıktı dışarıya. Ama yatak odasına değil oturma odasına geldi. Koltuklardan birine oturdu. Bir süre düşündü kaşları çatık bir vaziyette. Sonra ani bir kararla telefona doğru yürüdü, numaraları tuşladı, beklemeye başladı.

Sonunda karşı tarafın sesini duyunca fısıldayarak konuştu: - Alo, İskender sen misin? Ben ablan Mualla! Kaşlarını kaldırıp devam etti: - Tamam, tamam, merak etme, bana geldi. Aradığımdan haberi yok. Uyuyor şimdi içeride. Üzerine gelme biraz istersen, merak etmeyesiniz diye aradım. Ona kalsa hiç haber vermemi istemiyordu. Tamam... Selam söyle karına. Her ne kadar istemese de... Telefonu kapatınca rahatlamıştı. Selim''den hiç bahsetmemişti. Tıpkı kendisinin kaderi gibi oluyordu yeğeninin kaderi de. Kocasını talebeyken sevmişti. Anne ve babası şiddetle karşı çıkmışlar ve onları dinlememişti Mualla hanım. Valizini toplayıp gitmişti sevdiği gencin peşinden. Senelerce çok mutlu bir hayat yaşamıştı. Ama ne annesi, ne de babası bir daha görüşmemişti kendisiyle. İçini çekerek ışığı söndürdü...

DEVAMI YARIN