Cumhuriyet 29 Ekim 1923''te kuruldu.Osmanlı İmparatorluğu''nun külleri üzerinde kurulup yeşeren Cumhuriyet''in gaye ve hedefi; Atatürk''ün de sık sık işaret ettiği gibi, Türk milletini muasır medeniyetin üzerine çıkarmaktır.
Aradan geçen 76 seneden sonra, bugün; Türk milleti olarak muasır medeniyetin neresindeyiz? Fevkinde olmadığımız apaçık ortada ve bunun kabahati, bütün bir Cumhuriyet devri boyunca gelip geçen nesillerindir.
Atatürk''le beraber, o günün çetin ve olmaz diye nitelenen şartlarında temin edilen milli birlik ve beraberliğimiz, İsmet İnönü''nün iktidarları boyunca (Başbakan ve Reis-i Cumhur olarak) ve ondan sonraki iktidarlar boyunca; ta günümüze gelinceye değin, irtifa kaybetmiş (istisnaları hariç) yeni bir asra tekaddüm eden bu günlerde aynı dili konuşan ve asla birbirini anlayamayan bir millet olup çıkmışız!
İşin tuhafı dünyada emsalimiz yok!
Söyleyin Allah aşkına! Dünya üzerinde aynı dili konuşup, anlaşamayan bizden başka bir millet gösterilebilir mi?
Kurtuluş Savaşı''nda aynı gaye için çarpan yürekler, başarılamazı başarmış; şehit kanıyla yoğurup yurt edindiğimiz, dünyanın bu çetin coğrafyasında, doğrusu yaşayabilmesini pek becerememişiz.
Öylesine becerememişiz ki, Askeriyenin dışında kurup, geliştirmeye çalıştığımız bütün müesseseleri çürütmüşüz! Birbirleriyle kavgalı hale getirmişiz.
Çok parti demişiz, birbirleriyle kavga ettirmişiz.
Demokrasi demişiz; milleti kaale almamışız...
Yargı, idareye karışmış, idare yargıya müdahale etmiş; Yasama (TBMM) hükümetlerin, hatta yalnızca Başbakanların emrine girmiş...
Ve kendi ellerimizle meydana getirdiğimiz bürokrasi, kalkınmamıza köstek olmuş; millete hizmet için maaş alan ve görevli olan ve adına devlet memuru denen bu zevat, "Bugün git, yarın gel!" demekle ünlenmiştir.
Feryatlar yükselmeyen müessesemiz kalmamış gibidir.
En saygın Anayasal kuruluşlar, açılışlarını feryatla yapıyor, eğitim, sağlık, adliye müesseselerine işi düşen vatandaşın feryadı göğe yükseliyor.
Kimse, kendi işine bakmıyor; devamlı olarak karşı tarafı karalıyor.
Birileri, bu toplumu, kurum ve kuruluşları ile beraber, mütemadiyen cambaza baktırıyor! Kavgadan ve dumanlı havadan istifade ederek parsayı topluyor!
Bu arada, mesleklerini en rahat şekilde icra edenler biz gazeteciler. Her Allah''ın günü manşet haber ve haber sıkıntımız olmuyor!
Halimizi yansıtan, bu haftanın en önemli manşeti mi; buyurun, hem de büyük gazetelerimizden birinde (belki de hepsinde):
"Yüksek gerilim"
Evet, 65 milyonluk ülkenin insanları olarak, hep bu "yüksek gerilim" ile yaşıyoruz!
Çırpınmaya yaşamak denirse tabii...
Yeter artık beyler!
Birbirimizden utanmıyorsak da, gözleri üzerimizde olan ve bizi hayretle seyreden dünya milletlerinden utanalım!
Dünkü eyaletlerimiz devlet olmuş, bu büyük millete vize verir duruma gelmiştir. AB için Yunanistan''ın gözünün içine bakıyoruz!
Ayıptır ve de günahtır!
Birbirimize ettiğimizi inanın hiçbir düşman bize edemez; edememiştir de zaten...
76. yılında olsun, kutlamakta olduğumuz güne ibret nazarları ile bakalım ve toprak altındaki şehitlerimizin kemiklerini daha fazla sızlatmayalım!

