Kaydet
a- | +A

Sadi-i Şirazi''nin Bostan''ında yazılı şu hikayeyi ibret nazarlarınıza sunuyorum sevgili okuyucularım:

İsa aleyhisselam zamanında, ömrünü boşa harcayan, cahil ve şaşkınlık içinde yüzen bir adam varmış. O kadar günahkarmış ki, günahlarının yazılı olduğu (kara defterinden) şeytan bile utanırmış. Çünkü; günlerinden hiçbirisi hayırla geçmemiş, dünyada bulunduğu süre içinde, tek bir gönlün rahat etmesine imkan vermemiş. Kafası akıldan yana boş, kibirden yana dolu, karnı haram lokmalarla şişkinmiş. Kara cahil olan bu adamın eteği eğrilikte pek pismiş. Herkes ondan, (kötü yıldan) kaçarcasına nefret eder, (yeni ay görmüş) gibi onu uzaktan gösterirlermiş.

Bu adam o kadar sefih yaşamış ki, nihayet amel defterinde günahlarını yazacak bir yer kalmamış. Günahlara gırtlağına kadar batmış, şehvet düşkünü bu adam gece gündüz gaflet içinde ya sarhoş, ya mahmurmuş.

İsa aleyhisselam bir gün çölden geçerken, ömrünü ibadetle geçiren bir âbidin hücresine uğradı. Tek başına yaşayan bu âbid, Peygamber''i görür görmez, çardağından indi, başını yere koyarak İsa aleyhisselamın ayaklarına kapandı. O mutsuz günahkar da bunları uzaktan seyrediyordu. Baktı; ışığa meftun kelebekler gibi hayran kaldı. Zenginin eline fakirin baktığı gibi, hasretle gıpta ederek baktı. Mahcubiyetinden yana yakıla ah etmeye, gaflet içinde gündüze ulaştırdığı gecelerin özrünü dilemeye başladı. Gözlerinden, buluttan boşanırcasına pişmanlık yaşları akıyordu.

''Yazıklar olsun bana ki, ömrüm cahillikle geçti! Hiçbir şey kazanmadan aziz ömrümün sermayesini yedim bitirdim! Eğer ölümü hayatından hayırlı olacaksa, kimseler benim gibi yaşamasın. Çocukken ölüp de ihtiyarlıkta utanca düşmeyenler, kurtulmuş sayılırlar. Ey! Âlemleri yoktan var eden Allah''ım; günahlarımı bağışla! Ya bu günahlar benimle beraber gelirlerse!.. Ne kötü yoldaş olurlar; eyvah! Allah''ım! Sen ki, çaresizlerin elinden tutarsın, benim de bu perişan halime acı ve feryadıma yetiş!'' Diyerek, durduğu köşede inliyor; utancından başı önüne düşerek yüzüne hasret damlaları yürüyordu günahkar ihtiyarın.

Oysa beri taraftaki âbid, başı gururla, yüreği kibirle dolu olarak, o kötü insana karşı uzaktan uzağa kaşlarını çatmış, söyleniyordu:

''Bu bedbaht adam bizim peşimizde ne arıyor? Bu talihsiz cahil bize layık mı? Gırtlağına kadar ateşe batmış, murdar nefisli bu adamdan ne hayır gelir ki, benimle ve Mesih''le arkadaşlık etmek istiyor! Ne olur, karşımızdan defolup gitse; günahları peşi sıra cehennemi boylasa! Doğrusu ben onun çirkin suratından iğreniyorum! Aman, şunun ateşi üstüme sıçramasın! Ah Ya Rabbi! Mahşer günü, herkes senin huzuruna çıktığı zaman, beni onunla birlikte diriltme!''

Oanda, İsa aleyhisselama şu vahiy geldi: ''Her ne kadar beriki bilgin, diğeri cahil ise de, her ikisinin de dualarını kabul ettim. Ömrünü boşa harcamış şu mutsuz adam, benim huzurumda yana yakıla inledi. Kim olursa olsun, bana acz içinde geldiği takdirde onu keremimin eşiğinden kovmam; çirkin hareketlerini bağışlar, onu merhametimle cennetime alırım. Eğer, yanındaki âbid cennette bu günahkârla birlikte olmaktan utanıyorsa, kendisine söyle: Kıyamet günü ondan çekinmesin! Çünkü o günahkâr cennete, bu âbid de cehenneme gidecek! Günahkârın ciğerine pişmanlık ve ıstırap ateşiyle kan otururken, âbid ibadetine güveniyor. Bilmiyor mu ki, bağışlaması sonsuz olan Allah''ın dergahında biçarelik kibirden de, benlikten de üstündür.''

Akıllıların armağanı sözdür. Sadi''nin de şu bir tek sözünü kulağına küpe yap: Allah''tan çekinen, pişmanlık içindeki günahkâr, gösterişçi âbidden çok daha iyidir.