Cumhurbaşkanı''ndan sokaktaki vatandaşa kadar herkes konuşuyor. Ağzı olan konuşuyor da, acaba, bütün bu konuşmalar "Konuşan Türkiye" adına mı yapılıyor yoksa birileri böyle istiyor diye mi?
Bölücübaşı Öcalan, 15 senelik kanlı eylemleri ile Türkiye''yi bölemedi ama, onun idam konusu daha şimdiden Türk siyasetini böldü bile!..
Öcalan asılsın mı, asılmasın mı?
Asılsın diyenler, salt hukuk mantığıyla hareket ediyor ve mahut kişinin bu fiili en az 30 bin kere hak ettiğini söylüyorlar. Başta şehit yakınları olmak üzere milletin kahir ekseriyeti bu kanaatta...
Asılmasın diyenler ki; bunlar, daha ziyade yöneticilerimiz ve bir kısım yazar-çizer takımı... Bu kesim, asılsın diyenleri hisleriyle hareket etmekle vasıflandırıyor; akıl ve mantık devletin menfaatlerini ön plana çıkarır, asarsak, özellikle Avrupa devletleri nezdinde Türkiye zorda kalır tezini savunuyor.
Ve ekliyorlar: Caniyi bir kere idam etmekle, ona tattıracağımız elem bir-iki dakikalık olacaktır; halbuki ağırlaştırılmış müebbed hapisle cani, her gün ölür ölür dirilir!.. Hem, bu şekildeki bir kararla, Avrupa Birliği''ne giden yolumuz da tıkanmamış olur!
Bilindiği gibi; Öcalan yargılanmış ve idama mahkûm olmuştur. Yargıtay''dan gelen son karar doğrultusunda da hüküm kesinleşmiştir. Dolayısıyla, Öcalan''ın idamı konusunda iç hukuk yolları tamamen kapandı.
İş, dönüp dolaşıp siyasete kaldı.
Muhalefet, her zamanki gibi, meseleyi oy hesabına dökecek ve işi siyasi şova dönüştürecektir.
Sorumlu olan koalisyon hükümetinin Başbakanı''nın fikri belli. Partisi ile beraber Ecevit, zaten idama karşı... ANAP''ta, her iki düşüncede de milletvekilleri var...
Dolayısıyla gözler, koalisyonun 2. büyük ortağı MHP''de ve onun genel başkanı Devlet Bahçeli''de...
13 Ocak günü, bu amaçla bir araya gelecek liderler toplantısında dananın kuyruğu kopacak!
Çünkü, koalisyonu oluşturan iki büyük partiyi (DSP, MHP) de iktidara taşıyan yegane amil; Öcalan''ın yakalanışı (Ecevit''in azınlık hükümeti döneminde olması) ve MHP''nin aynı örgüte karşı bilinen tavrı...
Kanaatimizce; her hal ve şartta iş, rafa kaldırılacak ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''nin kararı beklenecektir!
O halde, havanda su dövmek olan bütün bu laf ü güzafların sebeb-i hikmeti, işi kılıfına uydurmaktan ibarettir.
Avrupa''da idam cezası yok ki; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''nin kararı belli... O halde, beklenen karar da bilindiğine göre, bekleyelim demenin manası var mı?
İki şekilde var: Birincisi, en azından iki sene vakit kazanmak ve o zamana kadar köprülerin altından çok sular akıtmak.
İkincisi de, Öcalan''ın idam konusunu alev topu zannedip, kişi ve kurumların bundan kaçmak istemeleri!..
Şöyle ki, şu anda top, Başbakanlıkta; süreç işletilirse, Meclis Başkanlığı''na gelecek, oradan Meclis Adalet Komisynu''na, oradan da Genel Kurul''a gelecek...
Genel Kuruldan sonra da Cumhurbaşkanı''nın önüne gelecek...
Süreç işletilirse dedik... Ne Meclis başkanı, ne Komisyon üyeleri, ne Genel Kurul ve hatta ne de Cumhurbaşkanı, top bende olmasın istiyorlar!
Çünkü, hayır demeleri siyasi hayatlarını bitirecek... Neticede, er ya da geç bu milletin önüne gelecekler!..
Onun için; iyisi mi işi, donduralım ve süreci başlatmayalım istiyorlar.
Programın kendisi canlı yayın olmadığı için, müdahale şansları yok!.. Banttan (paket) yayın zira!..

