Kaydet
a- | +A

Orta Çağda İslam altın çağını yaşarken Avrupa, kilisenin tasallutunda engizisyonla boğuşuyordu.

Avrupalı öğrencilerin Endülüs (İspanya) İslam üniversitelerinden edindiği bilgiler, kilise inancını derinden sarstı ve tarihte bilinen reform ve rönesans gerçekleşti.

Bu hal, dünyaya ait bir hükmü ve iddiası olmayan Hıristiyanlığın, kilisenin duvarları arasında hapsedilmesinden başka bir mana taşımıyordu.

Batı''daki ilmi ve aklî gelişme asıl reformunu yönetimde yaptı. Gücü, kralları dahi aforozla dinin dışına iten ve gerektiğinde öldüren kilisenin elinden almak kolay olmadı tabii.

Zira, otoriteyi elinde bulunduran kilise, sermayenin yegane sahibi idi. Milyonlarca halk, çalışıp üretip kiliseye veriyordu.

18. yüzyılda gerçekleştirilen Fransız ihtilali ile din, tamamen yönetimden tecrit edildi. Toplanan vergiler artık, kilise yerine laik devlet yönetimlerinin eline geçiyordu.

Yeni Çağ''da kilise, İslamiyet''e ve Yahudilik''e karşı kinle yoğrulmuş bir kalkan olarak kullanılmasının yanında; Hıristiyan devletlerinde halkların sosyal yaşantılarından gitgide çıktı.

Bugün Hıristiyanlık, antik eşya konumundadir. Kilisedeki ikonadan sokaktaki Hıristiyanın gönlündeki dinin pek farkı yoktur!

Newsweek dergisi, 12 Temmuz tarihli nüshasında Batı Avrupa''daki dini yapıyı konu ediyor ve dergiye kapak olan yazıda; "Tanrı öldü mü?" demekten kendini alamıyor! Kapak konusu devamında: "Batı Avrupa''ya bakarsanız, öyle görünebilir!" diyor ve ekliyor: "Hıristiyanların beyaz sakallı tanrı imajı, Avrupa gençliğini tatmin etmiyor. Notre Dame Kilisesi''nin baş rahibi, ayinlere turistlerin dışında kimsenin gelmediğinden dert yanıyor. Avrupa''daki kiliseler, sanat evlerine ve müzelere dönüşmüş..

Cemaatsiz kiliselerin sayıları hızla artıyor ama; bilim adamları, dinden uzaklaşan gençliğin uyuşturucu, seks ve internet''e tapar hale geldiğini söylüyorlar.

Parisliler''in sadece yüzde 3''ü düzenli olarak kiliseye gidiyor..

İsviçre halkının yüzde 50''den fazlası âhiret hayatına inanmıyor..

Londra''da düzenli kiliseye gidenlerin sayısı yüzde 1...

Ayrıca kiliseye gidenlerin çoğu da, bunu bir inanç gereği olarak değil, bir kültür faaliyeti olduğundan yaptıklarını söylüyor.

İngiltere''de Metodistler Tanrıya inanmadan kiliseye gelmek isteyen insanlara izin verip vermemeyi tartışıyor."

Bütün bunların kaynağına inildiğinde, Hıristiyanlık''taki Tanrı inancının bir obje olarak algılanıp gravürlerinin yapıldığında görülür.

İslamiyet''i seçen ABD''li zenci bir arkadaşımdan dinlemiştim.

"Ailemiz koyu Katolikti. Dedem papazdı. Üniversitede okurken, bütün öğrenciler gibi ben de her gün girişte ve çıkışta Tanrı ile karşılaşırdım! Zira okulun önünde ak sakallı kocaman tanrı heykeli herkesi karşılardı. Bolca kitap okuyor, kendi dinim olan Hıristiyanlığı ve diğer dinleri inceliyordum. Bu arada, İhlas Vakfı''nın yayınlarından Endless Bliss (Saadet-i Ebediyye) kitabından da İslamiyet''i inceliyordum. Beynimin allak bullak olduğu bir gündü.

Sabah üniversiteye gittiğimde çarpıldım. Ana kapıdan içeri girer girmez tanrı ile yüz yüze geldim! O anda beynimde şimşekler çaktı ve; bu, benim Tanrım olamaz dedim. Olamaz; zira o, beyaz ben siyahtım!

Çok şükür siyah tanrıyı arayıp, beyazların durumuna düşmeden gerçek Tanrı''yı (Allahü teâlayı) buldum ve İslamiyet''le şereflendim."

Batı''da bu taassup ve Hakk''a karşı bu kin ve nefret olduğu müddetçe, içinde bulunduğu buhranını yenemeyecek ve kiliselerdeki bugünkü üç beş cemaati de mumla arayacaktır.