AB üyeliğine aday olduk diye, neredeyse ayaklarımız yerden kesildi. Mukallitliğin ve öz benliğine yabancı kalışın bu kadarına da pes doğrusu!
AB olmasaydı, ne olacaktı halimiz diye hiç düşünenimiz var mı? Herşeyimizi, büyük bir özlem ve beklenti ile beraber, oraya endekslediğimize göre; bu demek oluyor ki, biz kendi halimizde kalıp, şuraya veya buraya namzet addedilmeseydik, tek kelime ile çağdışı kalmıştık.
İktisadi hayatımız çağdışı idi, ictimaî (sosyal) ve siyasi hayatımız çağdışı idi.. Buna, bir Allah''ın kulu çıkıp itiraz edemez herhalde...
Çağdışı idi ki, bütün bunları çağdaş kılabilmek için AB''ye, mal bulmuş mağrıbî gibi sarılmışız!
Hatta, bu konuda o kadar aceleciyiz ki, dereyi görmeden paçaları sıyırdık bile!
Başbakanımız çıkıyor, "Biz, zaten parti olarak öteden beri idam cezasına karşıyız. Görüyorsunuz, bizde idam cezası var diye Avrupa ülkeleri, birçok suçluyu iade etmiyor. Dolayısıyla Susurluklar karanlıkta kalıyor!.." kabilinden laflar ediyor.
Halbuki, Öcalan konusu, öyle sıradan bir mesele değildir. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti''ni 15 sene meşgul eden ve bundan sonra da ne kadar meşgul edeceği bilinmeyen, tamamen dış destekli ve Türkiye''nin bölünmesine matuf sistemli bir harekettir.
Bu mesele, bazı safdillerin zannettikleri gibi, Doğu ve Güney Doğu''da yaşayan vatandaşlarımızın işsizlik ve fukaralık meselesi değildir. Zira, aynı işsizlik ve fukaralık, ülkemizin dörtbir tarafında söz konusudur.
30 bin kişinin canına malolmuş, Güneydoğu''daki silahlı kalkışmanın temelinde, Kürt Devleti özlemi olduğunu bilmeyen yoktur.
Avrupalı dostlarımızın (!) da bu meseleye yaklaşımları, cümle alem tarafından bilinmektedir.
O Avrupa ülkeleri ki, seneler senesi, bölücü teröristlere kucak açmış ve bölücü örgütü her bakımdan desteklemiştir.
Hâlâ da barındırmakta ve hamilik yapmaktadırlar.
Şimdi, Türk toplumunun bunca hassasiyeti önümüzde dururken, Öcalan''ı içine alacak şekilde, TCK''daki idam hükmünü kaldırmak; başta bölücü örgüt olmak üzere, onun arkasındaki devletlerin ekmeklerine yağ sürmektir. Ve onların emellerine hizmet etmektir.
Ama, bizi AB''ye almazlar; oradaki ceza hukuklarında idam cezası yok!
Birincisi, bugünden tezi yok; ceza hukukumuzdaki idam hükmünü kaldıralım; AB''ye buyur edileceğimizi mi zannediyoruz?
İkincisi ve daha önemlisi, bölücü örgüt ve onun destekleyicileri, elde edecekleri bu başarıya yeni zaferler katmak için, silahlı eylem dahil her türlü melaneti deneyeceklerdir!
Böyle bir karar, Altemur Kılıç Bey''in dediği gibi, Öcalan''ı Mandela gibi kahramanlaştıracaktır! Türk Silahlı Kuvvetleri karşısında yenilen ve bekleme sürecine giren örgütü, yeni kirli emel ve eylemleri için cüretlendirecektir.
Bizim kanaatimize göre; AB''ye girmek için, idam hükmünü mutlaka kaldırmak gerekse bile, bunu en sona bırakmak gerekir.
5 sene sonra mı bizi kabul edecekler, 10 sene sonra mı; o zamana kadar diğer eksikliklerimizi giderip, bu konuyu en sona bırakmalıyız. Zira, konu, bir yönüyle de AİHM''ye intikal etmiştir. Ve orada, o dava en az iki sene sürecektir.
Bu iki sene zarfında, örgütün dağılma sürecine girip girmeyeceği daha iyi anlaşılacaktır.
Hem, bütün eksikliklerimizi bitirdik de iş, buraya mı geldi?
O halde, bu acelecilik nedendir?
Ha, Susurluklar mı aydınlanmıyor demişti Başbakan?
Adama sormazlar mı, elindekilerle ne yaptın da, elinde olmayan bir-iki kişiye bel bağladın?
Hadi canım sende!..

