Kaydet
a- | +A

Cereyan etmekte olan bütün olumsuzlukları bir yana bıraksak bile, yalnızca; şu kış ortamında ülkemizin karanlığa gömülmesi, ne türlü idare edildiğimizin resmidir!

Hükümet, topu bürokrasiye atıyor. Ve, "...Yıllardır DPT ve Danıştay kapılarında beklemekteyiz. Yeni enerji kaynaklarını kuvveden fiile çıkarabilmek için yaptığımız müracaatlar, sürüncemede bırakıldı. Ve olanlar oldu. Bugün itibariyle Bulgaristan ile prensip anlaşmasına vardık; bize vermekte oldukları enerji miktarını yüzde 50 oranında artıracaklarını ifade ettiler. Başka alternatif kaynaklar da arıyoruz. Ama şu husus bir gerçek ki bu kış, ülke olarak enerji konusunda bıçağın sırtındayız!.."

Bu ifadeler, milletin "çöz" diye devletin en üst makamına getirdiği yetkilinin ağzından dökülüyor.

Enerji ihtiyacımız bilinmiyor muydu?

Aynı yetkili zevatın ağzından defaatle dinledik. Yıllar itibariyle Türkiye''nin enerji ihtiyacı belli. Peki adama sormazlar mı; bütün bunları dillendirdiniz de, tedbir olarak neleri aldınız? Topu bürokrasiye atarak işin içinden sıyrılacağınızı mı zannediyorsunuz?

Siz değil misiniz, bu ülkenin enerji ihtiyacını Rusya''nın insafına terkeden? Bugün gelinen nokta itibariyle Rusya küstürülmüştür! Kendi arzusu hilafına imzalanan bir dizi anlaşma Rusya''yı küplere bindirmiş ve en son olarak Mavi Akım Projesi''ni derhal imzalamamız için gazı kısmış ve bütün bir ülkeyi karanlığın kucağına atmıştır.

Bu operasyonuna bir hafta devam etmiş ve bizi pes etme noktasına getirmiştir!

Neylersiniz ki; Türkiye''nin başındaki insan "Barajlar Kralı" diye anılmasına rağmen, bu büyük ülke, dünkü eyaleti olan Bulgaristan''dan enerji almak zorunda!..

Ya şimdi Rusya diretip, Türk Cumhuriyetler''i ile imzaladığımız anlaşmalara karşı çıkarsa? Alenen ifade ediyor zaten...

Öyle ya, Rusya bu; bütün teamülleri çiğneyip gazı bütünüyle keserse, ne olacak bizim halimiz? Cezası varmış efendim; ceza bizim sıkıntımızı çözemeyeceğine göre?

İşte, bu ülkeyi iyi idare ettik diyenlerin getirdikleri nokta!

Bütün çevirim santrallerini Rus doğalgazına bağımlı kılmak ve enerji denilen en hayati konuyu Rus''un insafına terketmek!

1979 senesinde, yani bundan tam 20 sene evvel de Ecevit Başbakan''dı. O günlerde de ülke zifiri karanlığa terkedilmişti. Günde 8-10 saat elektrikler kesilirdi. Yokluklar ve kuyruklar hayatımız olmuştu. Aradan geçen 20 sene sonra bile aynı noktaya gelmek, yeniden ülkeyi karanlığın kucağına itmek, dünyada sadece bizim idarecilerimizin mahareti olsa gerektir!

Tabii, burada suçu sadece mevcut hükümete yüklemek insafsızlık olur. Mevcut hükümet dahil, geriye doğru gidildiğinde, son beş sene içinde gelen bütün iktidarlar, enerji konusunu göz göre göre ihmal ettiler. Yeni yatırımlar yapmadılar, alternatif enerji kaynaklarına yönelmediler.

Mevcut hükümet de kurtuluşu, gece çamaşır yıkamada bulmuş olacak ki, bunu öğütlüyor!

AB''ye girişte işimizin zor olduğunu düşünüyorduk ancak, bu kafayla girdiğimiz takdirde, AB''nin bizden çekeceği var!