Türk cemiyetinin iki büyük düşmanı var: Cehalet ve fukaralık... Bu iki amansız düşmandan kurtulmadıkça, ne desek boş, ne yapsak hikâye..
Tabii, öncelikle, üzerimize arız olan şark kurnazlığı hastalığından kurtulmamız lazım! Nedir, biliyor musunuz bu şark kurnazlığı hastalık denen şey? Hani, hem kel hem fodul denir ya; tıpkı onun gibi.. Bilmiyoruz, bilmediğimizi bilmiyoruz! Fakiriz, küstahça tavır içinde, züğürt milyarder havamız var! Cakamızdan yanımıza yaklaşılmıyor! "İnsan, bilmediğinin düşmanı olur" diye meşhur ve çok hikmetli bir sözümüz var. Toplum olarak, aramızda nifak tohumları ekilmiş ve bu tohumlar, zamanla yeşererek, meyve verir hale gelmiştir.
Epeyce bir zamandır bu meyveler toplanmaya çalışılmakta ve Türk toplumu, çeşitli bahanelerle paramparça edilmek istenmektedir.
Türk-Kürt dediler, çeyrek asırdır, bu milletin evlatlarını birbirine kırdırdılar. Devletin ve milletin kanını emdiler! Doymadılar; doyacakları da yok! Şimdi de kalkmış, Alevilik meselesini kaşıyorlar! Nedir, bu Alevilik? Ne zaman çıkmıştır? Niye çıkmıştır? Tarihteki gelişimi nedir? Kaç çeşit Alevilik vardır?
Suriye''deki Nusayriler de kendilerine Alevi diyor, İran''daki Caferiler de.. Türkiye''deki Alevilerin, bunlarla hiçbir ilgisi yok. Neden yok? O halde, Türkiyemizdeki Alevilik nedir?
Serapa, kopkoyu bir cehalet ki, sormayın gitsin! Türkiye''deki Aleviler, siyasi amaçlı kullanıldı mı? Kullanıldıysa kimler kullandı ve buna niçin göz yumuldu? Şimdi, Batılılar kullanmak istiyor; ne yapmak istiyorlar? Türk Alevilerinin baş tacı ettikleri Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri, Sünni kesimin de gözbebeği.. Bu ortak paydadan neden istifade edilmez? Hacı Bektaş-ı Veli''nin eserleri neden okutulmaz?
Biz, şahsen eminiz ki, eğer Hacı Bektaş-ı Veli''nin, yalnızca Makalat adlı eseri bilinse, anlaşılsa; iş, kökünden halledilecek!
Her şeyden önce Alevi vatandaşlarımız şu hususu kesinkes bilmelidir ki, bir Sünni için, Hz. Ali''yi ve onun ahfadını sevmek, son nefeste imanlı olarak ölmeye sebep teşkil eder. Yani, Sünniler, en az bu kadar Alevi olmak zorundadır.
Böyle olunca da, bu ayrılık ve gayrılık neyin nesidir?
Ama; dikkat ediniz! Türk toplumunun, özellikle din konusunda cahil bırakılması, daima birilerinin işine gelmiştir. Bu sözümüzün ispatı da şudur: Eğer, bu toplum, dini konusunda böylesine cahil bırakılmasa idi, her gün gazetelerde televizyonlarda izlediğimiz, bunca meczup ve şarlatanın peşinden gider miydi? Görüldüğü gibi, bıraktığınız boşluğu, ne idüğü belirsiz bu tipler dolduruyor! Bütün bunlardan rahatsız oluyorsak -ki, olmayanımız yoktur- bu milletin evlatlarına, dinlerini gereği gibi öğretmeliyiz. Yoksa, çıkamayız işin içinden! Şimdi çıkamadığımız gibi!.. Geleceğimiz demek olan nesillerimizi boş ve sahipsiz bırakırsak, cehaletin karanlığına itersek, yarınlarımızdan nasıl emin olabiliriz?
Batı''dan bir sivri akıllı geliyor, Alevi vatandaşlarımızı tahrike yelteniyor. Biz de oturmuş seyrediyoruz! Şükürler olsun ki, niyeti belli bu tiplere pabuç bırakacak ne Alevi var, ne de Sünni!

