Meclis''in açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı''nı izledik. 82 sayfalık konuşma metni ile, kendisini daha da tanıdık. İlk gözlemimiz olarak, şunu belirtelim ki, Cumhurbaşkanı Sezer, özellikle eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''e hiç benzemiyor!
Sayın Süleyman Demirel, malum; politikanın içinden gelmişti ve meslek olarak teknik bir adamdı. Mühendisti.
Sayın Sezer ise bürokrasiden gelme bir hukukçu. Her ikisi de, uzun tecrübelerden sonra devleti çok iyi tanıyorlar ancak; yoğurt yeyişleri farklı!
Biri pratik, pragmatist; diğeri kuralcı. Öyle ki, kurallara uygunluğu her şeyin üstünde görüyor ve ekliyor:
"Cumhurbaşkanı''nın, KHK''ları Anayasa''ya ve hukuka uygunluk yönünden değerlendirirken amacı, yürütmenin organlarından biri olan Bakanlar Kurulu''nu ya da devlet işleyişini engellemek değil, tam tersine yardımcı olup, Anayasa''ya ve hukuk devleti ilkesine uygunluğu sağlamaktır.
KHK çıkarma yetkisinin ivedi ve zorunlu olmayan durumlar için verilmesi, hemen her konuda düzenleme yetkisi tanınarak uygulamaya yaygınlık ve süreklilik kazandırılması Yasama yetkisinin devri anlamına gelir ve Anayasa ile bağdaşmaz.
Bu durum, yasama ve yürütme erkleri arasındaki dengenin bozulmasına, yürütme organının yasamaya karşı üstün konuma gelmesine, KHK çıkarma yetkisi ayrık ve türevsel bir yetki iken, bu yetkinin aslî yetkiye dönüşmesine neden olur..."
Cumhurbaşkanı''nın, demokratik hukuk devletimiz için hayatî önemi haiz bu sözleri, Meclis''teki muhalefete mensup milletvekilleri tarafından alkışlanıyor, iktidar partilerine mensup milletvekilleri ise susuyor!
Şuna emin olunuz ki, Meclis''teki iktidarla muhalefet yer değiştirseler, bu defa alkışlayanlar susacak, susanlar alkışlayacaktır.
Hep öyle olmuştur zira...
O halde, gerçek demokrasiye geçebilmemizin birinci kuralı, kural koyucuların evvel emirde, bizzat kendilerinin bu kurallara uymasıdır.
Balık, baştan kokar!
AB''ye aday olan ülkemiz için böyle bir Cumhurbaşkanı şanstır.
Hükûmetler kurallara uysun ki, milletten kurallara uymasını isteyebilsin!
Toplumdaki bu kokuşmuşluğun temelinde kurallara uymamak yatmıyor mu?
Yani; keyfi idare!..
İşte, bu hukukçu Cumhurbakanı''mız, suyu başından tutarak keyfi uygulamaya müsaade etmiyor.
Başta Hükümet olmak üzere herkes, onu örnek alacak yerde eleştirmeye kalkıyor.
Kurallara uyulsaydı; bankalar batar ve bu fukara milletin 8.5 milyar doları göz göre göre iç edilebilir miydi?

