Kaydet
a- | +A

Bizim siyasi sistemimiz Başbakan''a endekslidir. İcranın başı Başbakan''dır, sorumlu da odur. Cumhurbaşkanlığı ise daha ziyade temsilî bir makamdır. İlk defa 1982 Anayasası ile Cumhurbaşkanlığı biraz olsun yetkili kılınmıştır. Bununla birlikte yine de sorumluluğu yoktur! Rahmetli Özal''ın ve şimdiki Cumhurbaşkanımız Sn. Süleyman Demirel''in karizmatik kişilikleri, bu makamı, olduğunun fevkine çıkarmıştır. Temsilî olmasına rağmen, temsil ettiği şeyin devlet olması, Cumhurbaşkanlığı makamını haklı olarak mehabetli kılmıştır. Demokrasimizin zaafiyetinden olsa gerektir ki, Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep krizli olmuştur. Bahse konu zaafiyetimizin temelindeki olgu, devletle milleti farklı algılayışımızdan kaynaklandı. Bu sakil, ama etkin anlayışa göre, Başbakanlık milletin hakkı, Cumhurbaşkanlığı ise devletin hakkı idi!... Bu konsensüs olmadan, Türkiye''yi iyi idare edebilmenin imkanı yoktu! Merhum Özal, bu tabuyu yıktı. Siyasetin içinden gelmesine rağmen, Sn. Süleyman Demirel''in Cumhurbaşkanlığı makamında gösterdiği üstün performansı ve kendini ve makamını siyasetten korumuş olması da, yanlış anlamaları kökünden yıktı. Yıktı ki, daha da ileri giderek, Başkanlık sistemi''ni savundu ve Cumhurbaşkanı''nı millet seçsin dedi. Görünen o ki, henüz Cumhurbaşkanı''nı seçecek kıvama gelmedik! Kurtuluşumuz Başkanlık sisteminde ise dahi, başka bir bahara kaldı. Sn. Süleyman Demirel''in görev süresi, Mayıs 2000''de doluyor. Merhum Özal''a alışamayanlar vardı ama, Sn. Demirel için böyle bir şey söz konusu değildir. Kendisine millet, bal gibi alıştığı gibi, kendisi de görevi bal gibi yürütmüştür. Bir Allah''ın kulu çıkıp, bu hususta Sn. Demirel''e bir şey söyleyemez. Sn. Demirel, gerçekten zoru başarmıştır. Onun siyasi geçmişine bakanlar, özellikle muarızları, onun bu denli başarılı olabileceğini cidden tahmin etmiyorlardı. Özellikle parti hesaplarını bir kenara bırakacak olursak, herkesin ittifakı, Sn. Demirel''in görev süresinin uzatılması yönündedir. Parlamentonun hali ortada, beş parçalı... En büyük partinin oyu yüzde 30''da bile

değil. 2000 senesi ile birlikte Türkiye, Avrupa''ya yelken açmış; siyasi istikrara muhtaçlıktan öte mahkum... Bir araya gelemez denen DSP ile MHP paşa paşa hükümet ediyor! Sorarım size; dereyi geçerken at değiştirmenin manası var mı? Sn. Süleyman Demirel, 50 senelik devlet tecrübesinden geliyor. Başbakanlığı, o dahi birilerine göre tartışılsa bile, Cumhurbaşkanlığı asla!... Siyasi muarızları bile, onun Cumhurbaşkanlığından memnun olduğuna göre, yeni bir maceraya neden girelim? Bunca tecrübe ve birikim heba edilmemeli. Bırakalım, bir beş sene daha olsun, o yüce makamı layıkıyla doldursun! Yalnız biz değil, dış dünya da onun kıymetini biliyor ve takdir ediyor. O, Türk Cumhuriyetleri Cumhurbaşkanlarının Ağabeyi oldu. Kolay mı? Türk parlamentosu büyük sınavda!..