Bir kör döğüşüdür gidiyor. Her önüne gelen, işine geldiği şekilde Cumhuriyet ve demokrasi kavramlarını manalandırıyor. Yok efendim; işin esası Cumhuriyetmiş de, demokrasisiz Cumhuriyet de olurmuş! Bazıları da; demokrasisiz Cumhuriyetin totaliter idareden farkı yoktur diyerek, kafalarında şekillendirdiklerini II. Cumhuriyet fikrini demokrasi ile bezemek gerektiğini vurguluyor. Yine, Cumhuriyetçilere göre, rejimin sağlıklı işleyebilmesi ve sapma yapmaması için demokrasiden fedakârlık edilse de olurmuş!
Uzun bir süreden beri, basınımızda bu kavga kıyasıya sürmektedir. Neredeyse bir taraf öbür tarafı rejim düşmanlığı ile suçlayacak kadar ileri gitmektedir. Kanaatimizce münakaşası yapılan husus; tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar meselesidir. Çünkü, her önüne gelen kavramlara, kafasındaki manayı yerleştirerek hüküm veriyor, suçluyor ve karalıyor. Bazen, her iki taraf da aynı şeyi söylüyor ancak; birbirlerini dinlemedikleri için, münakaşa, lüzumsuz yere uzayıp gidiyor. Cumhur, Arapça bir kelime ve millet demek, Cumhuriyet de, idarenin (güç-otorite-yönetim) millette olduğu şeklin adı. Bu husus, TBMM''nin duvarında vecizeleştirilmiş şekliyle ifade edilir: "Hakimiyet, kayıtsız şartsız milletindir!" Yani, idareyi millet belirler, idare, bu yönetim gücünü milletten alır ve onun dışında bir güç ve otorite tanımaz! Daha açık bir ifade ile, "Halkın, halk tarafından, halk için idaresi. A. Linkoln" Demos-kratos kelimeleri de Grekçe (eski Yunan) olup, aynı manayı yani halkın iktidarı manasını taşıyor. Demos=halk, kratos= iktidar... Kelime anlamları aynı olan bu iki mefhumun terim (ıstılahî) manaları; onları algılayanların, algıladıkları şekilde, yani içlerini nasıl dolduruyorlarsa o şekilde mana ve kıymet kazandıklarını görüyoruz. İngiltere devletinin adı, Birleşik Krallık''tır. Ama tam bir demokrasidir. Suriye devletinin adı da Suriye Cumhuriyeti''dir. Orada ise, halkın idaresiden bahsedilemez. Despotizm vardır. Hele Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği diye anılan Komünist Rusya''da, sürüsüyle Cumhuriyetten bahsedilmesine rağmen, Rusya''daki halkların idarede en ufak bir söz hakları yoktu. Demek oluyor ki, kelimelerin sanıldığı kadar ehemmiyeti yokmuş. Esas olan, (hele çağımızda) iktidarın ne denli milletin elinde olduğudur. Eğer, millet doğrudan yönetime katılabiliyorsa, o yönetim şeklinin içinde çağdaş demokratik normlar yer bulup işleyebiliyorsa, bunun adı öyle birinci, ikinci değil, gerçek manası ile Cumhuriyettir. Bu, demokratik bir idare şeklidir. Vaktiyle, Almanya iki parçalı iken, doğuda kalanının (Komünist Almanya''nın) adı da, Demokratik Alman Cumhuriyeti idi Zavallılar, demokrasi nimetleri ile ancak Utanç Duvarını yıkıp Batı ile entegre olduktan sonra tanışabildiler. Tabii, bütün bu münakaşalar, bizde; tam ve kâmil manada demokrasi olmadığı için yapılıyor. Demokrasinin henüz emekleme çağını yaşıyoruz. O dahi ikide bir akamete uğruyor; sil baştan yapıyoruz. Bakınız; ABD''de iki büyük parti vardır. Demokratlar, Cumhuriyetçiler. Orada rejim münakaşası yapılmaz, yapılamaz. Demokratlar, Cumhuriyetçileri, Cumhuriyetçiler Demokratları rejim kaygısıyla asla suçlamaz, suçlayamaz... Akıllarına bile gelmez böyle birşey... Bizde bu denli münakaşalar ve kaygılar olduğuna göre, aklımızdan da zorumuz yoksa; demokrasimizin içini doldurup bir an önce hayata geçirmeliyiz.

