Mali Milad''ı reform diye sunduk. O kafa, tükenişi bayram yaptı!.. Nereden buldun kanunu ile sermayeyi ürküttük ve kaçırttık. Eğer ifadeler doğruysa, reform diye takdim ettiğimiz Vergi Kanunu''ndan sonra, 20 milyar dolarlık bir para yurt dışına kaçtı! Parasını kaçıramayan da gömdü! O gün bugün piyasalarda yaprak kımıldamadı. Kepenkler indi; iflaslar birbirini kovaladı. Binlerce insan işinden edilerek, işsizlik ordusuna katıldı. Ah! Rahmetli Özal''ın mezarında kemikleri sızlamıştır! O, ekonomiyi libere ederken, teşebbüs hürriyetinin önündeki engelleri bir bir açarken neler çekmişti! Ne çetin gayretlerin içine girmişti! Ama, adeta gizli bir el, Özal''dan, Özal''ın millet adına yaptıklarından intikam alırcasına, eskiye dönüşü yeğledi! Hani, yabancı para, sigara ve emtiadan, eroinden kaçar gibi olduğumuz, o karanlık ve kapalı ekonomi dönemine!.. Oysa, Özal''la birlikte sermaye 3-5 holding patronunun denetiminden çıkmış, bütün bir Anadolu''ya yayılmıştır. Anadolu Kaplanları, dünyanın dört bir yanında cirit atıyor; alıyor, üretiyor, satıyordu. Özal''dan önce, dünyadaki gelişmelerden habersizdik. Kendimiz çalıp kendimiz oynuyorduk. Tabii bu oyunlarımızdan hiçbirisi dünyanın hiçbir yerinde beş para etmiyordu! Dünya, bizden ibaret olsaydı iyiydi de; öyle olmadığını bize hatırlatan birileri vardı. Bunların başında, üyesi olduğumuz Uluslararası Para Fonu (IMF) geliyordu. Ekonomimizi boğan, dışarıdan tek kuruşluk kredi alımını önleyen, iç ve dış sermayeyi ürküten, yatırımları durduran, küçük-orta ve büyük boy her türlü işletmenin iflahını kesen bu Vergi Kanununa vize veren ANAP''ı anlayabilmek mümkün müdür? Sadece bu kanun bile, başlı başına ANAP''ın, Özal''ın ANAP''ından ne denli uzaklaştığına yeterli bir delildir. DSP''li Maliye Bakanı Zekeriya Temizel''in zorlamalarıyla çıkarılan deli saçması bu kanunla kuyuya atılan taşı, şimdilerde 40 akıllı çıkaramıyor! Hem çıkarılsa bile, ülkenin ve ülke insanlarının kayıplarının hesabını kim veya kimler verecek? Bunca sıkıntıdan sonra, büyük bir holdingimizin patronu, kameraların önüne geçiyor ve; "...Güçlü bir hükümetimiz var; ömrünün beş sene süreceğini tahmin ediyorum. İstikrar için uzun ömürlü güçlü hükümetlere ihtiyacımız var. Tabii bu beş yıllık sürenin ilk iki senesi, radikal tedbirlerin alınacağı ve dolayısıyla millete ıstırap vereceği bir süreç... Rahatlama iki yıl sonra olabilir!"
Yani, bizim anlayacağımız, yine milletten fedakârlık istenecek. Yahu! Bu toplum, çeyrek asırdır yüksek enflasyonun altında inim inim inliyor. Bu süre zarfında her gelen yeni hükümet aynı terane ile işe başladı: Kemerleri sıkalım, tünelin sonunda rahata ereceğiz!.. Yüksek enflasyonda doğan çocuklarımız, orta yaş grubunun insanları oldular. Hâlâ tünelin ucunun görüleceği olmadığı gibi, yeniden fedakârlık istemek!.. Çok açık ve net bir şekilde ifade edelim ki, yöneticilerimizin (hangi parti olursa olsun) çeyrek asırdır millete reva gördükleri sistemi, emin olun dünyanın hiçbir ülkesi, kendi müstemlekesi olan topluluklara layık görmez, göremez! Milletin canı çıkmış, hâlâ üzerinde tepişiyorsun! "İnsaf" diye bir kelime yok mu sizlerin lügatında!

