Geçen hafta sonu, İstanbul Havayolları''nın davetlisi olarak Kıbrıs''ta idik. En büyük özel havayolu şirketimiz, Gazimagosa''daki Salamis Bay Conti otelini 49 yıllığına kiralamış ve 20 milyon dolar masraf yaparak, turizmin hizmetine sunmuştu. Otelin devlete ait olduğu eski zamanki halini de bilen birisi olarak gözlemimizi belirtelim ki, işletmeler ancak özel sektörün elinde gerçek işletme hüviyetini kazanıyor. Zira, hantal devlet bürokrasisinin elindeki bu otel, komünist Rusya''daki otelleri andırıyordu. İnsanları ile beraber duvarları ve hatta halıları bile soğuktu. Böyle bir işletmeye(!) turist niçin gelsindi? Gelmiyordu tabii... Artık, özel sektör elinde pırıl pırıl bir hüviyetle Akdeniz''in mavi sularını kıskandıran cüssesiyle (1150 yataklı) ve her türlü konforuyla, Türkler yaparsa böyle yapar dedirtmenin haklı gururunu taşıyor Salamis Bay Conti... Hafta sonu iki günlük tatil de olsa; biz gazeteciler, durumdan vazife çıkarmadan edemezdik. Sn. Rauf Denktaş ABD yolcusu idi ve çetin pazarlıklara gidiyordu. İstanbul''dan gerekli bağlantıları yaptık. Sn. Denktaş''ın Kıbrıs''tan hareketinden önce görüştüğü son gazeteciler bizdik. Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın ve Haberler Koordinatörümüz Murat Başaran''la beraber Cumhurbaşkanlığı Köşkü''ne gittik. Bizi her zamanki sıcak, samimi ve babacan tavrı ile karşıladı Sn. Denktaş. Makamında oturur oturmaz, bir yığın fotoğraf arasından birisini çekip bize uzattı. Sonra kendisi eline alıp uzun uzun baktı. Fotoğraf, mitingte konuşma yapan gencecik bir adamı gösteriyordu. 1948 senesinde Lefkoşa''da ENOSİS''e Hayır mitinginde konuşan bu genç avukat Sn. Denktaş''tan başkası değildi. Ve: -Bakın, dedi; 51 senelik uzun bir mücadelenin içinden geliyorum. Dile kolay, bu günlere kolay gelmedik. Bundan böyle kimse bizi Rum''un insafına terkedemez. Müzakere ederiz, oturur konuşuruz ama eskiye dönüş asla!.. Denktaş''ın bütün sıkıntısı, Kıbrıs Türk''ünün haklı davasını dünyaya anlatamamış olması idi! Başta ABD olmak üzere, bütünüyle Avrupa ve hatta İslam ülkeleri Rum''un maskesine aldanıyordu.
Rum, hem suçlu hem güçlü idi! Saldırgandı; hedefleri Ada''yı bütünüyle Yunanistan''a bağlamaktı. Bunu, dünyadaki güçlü lobileri vasıtasıyla örtüyor, baskın çıkmak istiyorlardı. Savaşta kaybedip, masa başında kazanmaya alışmışlardı zira!.. İstanbul''da toplanan AGİT zirvesinde bile Kıbrıs''ı temsilen tek başına Güney Kıbrıs lideri Klerides davet edilmişti. Adeta Kıbrıs''ın kuzeyi yani, KKTC yok farzedildi. Oyun, daha ABD Başkanı Clinton uçakta iken oynanmaya başlandı. BM Genel Sekreteri tarafından İstanbul''a davet edilen Denktaş''a sadece Bay Denktaş hitabı kâfi görülürken, muhatabı addedilen Klerides Cumhurbaşkanı sıfatı ile vurgulanıyordu. Kurt politikacı Denktaş bunu yutmadı. Üstüne üstlük yutturdu. Eşitlik ilkesini sağlayarak, her iki konuğa ekselensları hitabını yaptırarak daveti kabul etti. Denktaş şimdi New York''ta. Dolaylı görüşmeler için orada. Yani her iki taraf yüz yüze gelmeden BM Genel Sekreteri ile görüşmeler yapacak. Yalnız adam Sn. Denktaş''ın işi zor. Görünen o ki, yarım asrı geçkin bu çetin mücadele adamı kolay kolay pes demez. Yeter ki, Türkiye arkasında sağlam dursun! Ona: -Efendim; Türkiye''de bir kesim, Kıbrıs meselesi çözüme kavuşamıyor ve bizim kamburumuz. Tek engel de Sn. Denktaş diyorlar, dedim. Acı acı tebessüm ederek; -Öyle mi? dedi. Kenan Akın Abi, bunu yazma dedi ama; tarihî bir şahsiyetin sözünü doğrusu yazmadan edemeyeceğim. -Efendim; dedim, Türkiye''de aklı başında olan kesim de; "Keşke bizim de Denktaş gibi bir milliyetçi liderimiz olsa" düşüncesindedir. Yorgun gözlerini kısarak kahkahayı bastı: -Çok sevdikleri için mi, asmak istedikleri için mi?!

