Bir ülkede yayınlanan günlük gazeteler ve yayında olan radyo ve televizyonlar, o ülkede yaşanılan hayatın aynasıdır. Evinde veya işyerinde çanak anteni olup, dünyanın belli başlı ülkelerinin onlarca televizyonlarını izleyebilen veya yabancı dil bilip, dışımızdaki dünyayı, biraz dikkatlice takip edenler, bizimle onlar arasındaki farkı, dehşete kapılarak anlarlar. İnanın; yer yüzünde, bizim gibisi yok. Dolayısıyla mukayese imkanından da mahrumuz. Nev-i şahsına münhasır bir toplumuz. Kimin ne yaptığı belli olmayan bir ülkeyiz. Sudan sebeplerle, devamlı gergin tutulan bir cemiyet ve bu gerginliği mütemadiyen diri tutan gazeteler, televizyonlar, radyolar, politikalar, demeçler, provokatif eylemler... Avrupa''nın bazı maceraperest insanları, monoton yaşantıdan bıkmışlar ve Türkiye''de yaşamayı arzulamaktadır. Mesleğimiz icabı, bu tiplerle sık sık karşılaşırız. Avrupa''yı bırakıp burada nasıl yaşıyorsunuz. Bu, sizin için zor olmuyor mu, dediğimizde aldığımız cevaplar, hep aynı doğrultuda: "Avrupa''da, bizim ülkelerimizde, her şey yerli yerinde. Müthiş bir muntazamlık var. Her gün, hatta her saat ne yapacağımız belli. Ayarlanmış makineler gibiyiz. Doğrusu bu bize çok sıkıcı geliyor. Bizler macera arıyoruz. Heyecan istiyoruz. Sizin ülkeniz, adeta film gibi!... Bir gün sonrası için değil, bir saat sonra ne olacağı belli değil!... Bu karmaşa, kaos ve hareketli hayat hoşumuza gidiyor. Avrupa''da filmlerde ilgiyle izlediğimiz sahneleri biz burada bizzat yaşıyoruz." Batı''lının bizi tercih sebebini görüyor musunuz? Yani, biz onlar için seyirliğiz. Vizyondaki film gibi!.. Geçen gün, İsrail''de çok ölümlü bir trafik kazası oldu. Ülkenin en büyük kazalarından biri olarak tarihe geçti. Ülke ayağa kalktı. Bakanlık emriyle soruşturmalar, araştırmalar, incelemeler... İnsanına değer veren toplumlar, büyük bir kaza karşısında topyekûn infiale kapılıyor; harekete geçiyor ve nasıl oldu, olmaması için neler yapılabilirliğin hesapları içindeler. Onların büyük ve tarihi dediği trafik kazaları, gün geçmiyor ki, bizim ülkemizde oluyor, yetkili yetkisiz bütün toplum lal kesiliyor. Bir ara yetkililerimiz, trafikte "Ceset torbası!" mecburiyeti getirmişlerdi, sonradan ondan da vaz geçildi. Televizyonların haber bültenlerine veya Türkiye''de yayınlanmakta olan gazetelere bakıldığında; Bu ülke ha battı, ha batacak!.. Maceraperest Avrupalıların dışındaki aklı başında olan insanlar da ülkemizi, bu televizyonlardan ve gazetelerden takip ediyorlar tabii... Görüp, işittikleri, yangın yerinden farksız. Böyle bir ülkenin neyine güvenip gelsinler? Turist gelebilmekten korkan bu adamlardan bir de yatırım yapmalarını bekliyoruz! Çocuğu şekerle kandırmak istemek gibi, Anayasa''mızı tadil edip, tahkim''i koyuyoruz. Ayol! Mafyanın cirit attığı, can ve mal güvenliğinin tartışıldığı bir ülkeye yabancı sermaye nasıl gelsin? Daha neler duyup göreceğiz: Rusya''yı ahtapot gibi saran mafyanın zararından korunmak için ABD, Moskova''da FBI''nın bürosunu kuruyor. ABD, aynı düşüncelerle bir büro da Ankara''da kurmak istiyormuş! Ya, adam olun ya da adam ederiz mi demek
istiyorlar?

