Seneler senesi yaz-boz tahtasına çevirdiğimiz eğitimimiz, sefaletimizi simgeliyor. İmtihanlarda yarış atı olarak kullandığımız genç beyinlerimiz, hayata kahrediyor ve istikbalini karartan devletine iyi gözle bakmıyor! Türk gençliğini devletine düşman olarak yetiştirmeye kimin veya kimlerin hakkı var? Bu aşağılık hal, kimsenin ve kimselerin haddi değildir.
Genç, istikbal demektir; Türk insanının ufkunu ve geleceğini karartmak, olsa olsa düşmanlarımızın cüret edebileceği iğrenç bir yoldur. Ama; gelin görün ki, bu hali biz, kendi ellerimizle ve güle oynaya yapıyoruz! Üniversitelere giriş imtihanlarının sonuçlarını gördük. Liselerini birincilikle bitirenler ve orta öğrenim başarı puanları çok yüksek olan öğrencilerimiz hiçbir üniversiteye giremedi.
Sırf İmam-Hatip Liselerinin önünü tıkamak, bu okullara girmek isteyen öğrencileri bu yollarından caydırmak için düşünülen ve tatbik mevkiine konulan sistem, bütün meslek lisesi mezunu öğrencileri mağdur etti. Hem de ne mağduriyet!.. Düşünün; Ticaret lisesinin bankacılık bölümünü bitiren öğrenciye, bunun yükseği olan üniversite yasak! Keza; sanat lisesinin elektrik, elektronik veya motor bölümünü başarı ile bitirmiş öğrencilere de bunların devamı niteliğinde olan mühendislik fakülteleri yasak! Bu ülkenin idarecileri ne yapmak istiyor dersiniz? Bu hal, öğrencilere, orta öğrenim tercihi yaptıkları sırada söylenseydi (bu anlaşılmaz kararlar o vakitler alınsaydı) öğrenciler de tercihlerini ona göre yaparlardı. İmam-Hatip Liselerini zımnen kapattığınız gibi, bütün meslek liselerini de kapatmış olurdunuz. Ve bütün öğrenciler klasik liselere yönelirdi. Hani, Anayasa''nın amir hükmü olan eğitimde fırsat eşitliği? Meslek liselerinde tedrisat gören öğrenciler ve bunların aileleri kaçıncı sınıf vatandaş?
Kaçıncı sınıf olursa olsun, bunu söyleyin de, herkes, ona göre ayağını denk alsın! Gelip geçen hükümetlere bakın; 57. Hükümet iktidarda olduğuna göre, geçen süre içinde bir iktidarın ortalama ömrü 1,5 sene.. Demek ki, biz her 1,5 senede bir eğitimde sistem değiştirmişiz! Bir çocuk düşünün: O körpecik beyniyle, ilk mektep sıralarında klasik matematik okuyor, birkaç sene sonra modern matematiğe dönüş yapıyor, bundan birkaç sene sonra tekrar klasik matematiğe dönüyür ve liseyi bitirirken de modern matematikle bitiriyor! Üniversiteye giriş imtihanlarındaki matematik soruları ise, şansına kalmış; klasik de olabilir modern de! O seneki iktidarın keyfine kalmış!... Bir vakitler, işler öylesine karman çorman yapılmıştı ki, gelen iktidarlar da ne yapacağını şaşırmış ve adil (!) gözükmek için, imtihanlarda hem klasik ve hem de modern matematik sorularını ayrı ayrı sormuşlar ve dileyen istediği kısmı cevaplandırsın demek zorunda kalmışlardı. Her ikisini de görmüş ve fakat her ikisinden de yarım yamalak yetişen çocuklar ise, soluğu dershanelerde almıştı! Şimdi ise, öyle anlaşılıyor ki, dershaneler de para etmiyor; başarı da!..

