Kaydet
a- | +A

Hani Türkiye''de eğitimde fırsat eşitliği vardı? Anayasa''nın bu amir hükmünü, başta YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı çiğniyor!

Üniversiteye girişte, meslek lisesi mezunlarına getirilen bu kota, hangi "fırsat eşitliği mantığı" ile izah edilebilir?

Türkiye''de ortaöğrenimin yüzde 40''ı teknik ve mesleki eğitime yöneliktir ki, bu durumun en azından tersine çevrilmesi yani yüzde 60''ın mesleki eğitime yönelik olması gerekir.

Hep ağlıyoruz ve şikayet ediyoruz ya; Türkler mesleksiz diye!..

Üniversite eğitimini zorunlu görmek ve mutlaka bir meslek sahibi olmayı arzulamak, mesleksiz klasik lise eğitiminden kaynaklanıyor. Öyle ya, şu anda üniversitenin önünde bekleyen 600 bin lise mezunu bir meslekten yoksun ve sadece okur-yazar...

Bunların hayata atılması ve bir iş kolunda istihdamı mümkün değil. Çünkü, her başvurduğu işyerinden adama; "Necisin, ne iş yaparsın?" diye soruyorlar.

Sırf, İmam-Hatip Lisesi mezunlarını üniversitelere sokmamak için bütün meslek ve teknik lise mezunları da, bunların "nâr"ında yakılmıştır!

Eğitimin özelleşemediği bizim gibi ülkelerde YÖK veya başka nam altındaki kuruluşlar, inatla "Ben yaptım oldu!" mantıksızlığını yürütür ve hükümetler dahil, bunlara kimsenin gıkı çıkmaz, çıkamaz!..

Nasıl çıksın ki; karşınızdaki devlet ve üstelik tekel...

Yüz binlerce öğrenci "Loto" oynayarak sözde tercih yaptı. Ne öğrencilerin, ne velilerin ve ne de hükümetin talepleri "YÖK''e tesir edebildi. YÖK, bildiğini okudu... İşte bu birilerinin bir yerlerden cüret alarak bir şey okumaları yüzünden koskoca Türk gençliğinin geleceği kararıyor.

Şu vurdum duymazlığa ve pişkinliğin derecesine bakın ki, YÖK Genel Kurulu, yüz binlerce öğrencinin sokakta olduğu günde toplanıyor ve bu yüzbinlerin talebini gündemine bile almıyor!

Görmezlikten, duymazlıktan geliyor, gelebiliyor!..

YÖK''ün baskı ve dayatmalarına dayanamayan onlarca öğretim üyesi, çeşitli üniversite ve fakültelerden istifa ediyor.

Bunun son örneği Marmara Üniversitesi''nde yaşandı ve üniversite rektörü, herkesin sevip saydığı mümtaz bilim adamı Sn. Ömer Faruk Batırel, "görülen lüzum üzerine!" görevinden istifa etti.

Ardından, üniversitenin öğretim üyeleri toplanıyor ittifakla istifa olayını yeriyorlar. Ve böylece bir huzurlu üniversitemiz daha toplu istifaların eşiğine getiriliyor.

Kimdir bu YÖK Başkanı ve ne yapmak istemektedir? YÖK Başkanı Kemal Gürüz''ü Karadeniz Teknik Üniversitesi rektörlüğünden, TÜBİTAK Başkanlığı''ndan ve şu an başkanı bulunduğu YÖK üyeliğinden biliyoruz.

Bulunduğu her yerde tartışma ve beraberinde huzursuzluk getiren Kemal Gürüz''ü sigaya çekecek bir merci, maalesef yoktur!

Size daha vahimini söyleyeyim; Milli Eğitim Bakanlığı''nca yayınlanan bir genelge ile, hiçbir meslek okulu mensubu, klasik liseye yatay geçiş yapamayacaktır.

Nerede kaldı, lise ve dengi okullar mefhumu?

Nerede, Anayasa''nın teminat altına aldığı eğitim hakkı?

Ne dersiniz; bizim insan hakları ve demokrasi mefhumlarının tarifinden başlayarak demokratlaşmamız gerekmiyor mu?