Kaydet
a- | +A

Türkiye''de, faizden ürken kesimin parasının ekonomi dışında olduğunu ilk farkeden yönetici rahmetli Turgut Özal''dı. Ta, Devlet Planlama Teşkilatı yıllarından bu gerçeği biliyordu.

1983 senesinde, Başbakan olduğunda, Özal finans kurumlarının faaliyete geçmesi ile ilgili kararı aldı.

İlk sırada, Al Baraka ve Faisal Finans faaliyete geçti; daha sonraki senelerde ise bunları Kuveyt Türk Evkaf, Anadolu Finans, İhlas Finans ve Asya Finans takip etti.

15 seneden beri faaliyetlerine izin verilen özel finans kurumları, bankacılık sistemindeki tasarrufların yüzde 5''ini oluşturuyor. Diğer bir ifade ile hepsinin toplam 2,5 milyar dolarlık bir hacimleri var. Bütün dünyada, faizsiz finans kuruluşlarının mali büyüklüğü ise 100 milyar dolardır.

Batı''lı ülkelerde bile faaliyetlerine devam edebilen faizsiz özel finans kurumları, her nedense bizim ülkemizde yasaklanıyor. Halbuki Avrupa''da ve hatta ABD''de faizle çalışan bankaların bile, faizsiz çalışan fonları var...

Gaye; elbette ki, atıl halde duran parayı ekonominin içine çekmek ve onu çalıştırıp artı değer üretmektir. Yani üretime katmaktır.

Türkiye''deki başı bozuk bankacılık sisteminin farkına varan IMF, sistemi zapt-u rapt altına almak, keyfilikten kurtarmak için, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu''nu bir an önce hayata geçirmemizi istedi. Bu kurula bir yandan taleplerini yerine getirmeyen bankalara el koyma ve ayrıca özel finans kurumlarını da, bir sene içinde Bankalar Kanunu''na uyum sağlayacak şekilde, mevduat toplayan birer banka haline dönüştürme yetkisi verildi.

Bu, ne demektir?

Faizsiz özel finans kurumları, ya; bir sene içinde normal banka statüsüne kavuşacak ya da, faaliyetlerine son vereceklerdir.

Kapanmaları halinde, ekonominin içinde bulunan 2.5 milyar dolarlık para, çekilecek; ya yastık altına girecek (eskiden olduğu gibi) ya da emlake, altına yatırılacak veya yurtdışına özellikle Almanya''daki holdinglere gidecektir.

Bu durum ise, zaten can çekişen ekonomimiz için, öldürücü bir darbedir. Faizle çalışmak istemeyen küçük ve orta boy işletmelerin kapısına kilit vurmaktır.

İşsizler ordusuna yeniden onbinlerce insanı katmaktır.

Hükümetin reform diyerek çıkardığı Vergi Kanunu''ndaki (Nereden buldun?) hükmü yüzünden, 30 milyar dolarlık paramızın yurtdışına çıkarıldığı bilinen bir gerçektir. Hükümet, bu maddeyi, daha sonra erteledi ama iş işten geçmişti.

Vergi gelirleri geçen senenin bile altına düşmüştü. Depremi bahane ederek Ek Vergi çıkaran hükümet, ekonomiyi içine yuvarladığı bataktan çıkarmak istemekte; ancak milleti canından bezdirmektedir.

Müteşebbis, döndürebildiği çarkından elde ettiği kazançtan devletine vergi vermektedir.

Piyasaların hali malum. Kiminle konuşursanız, herkesin ortak kanaati, bu ülke hiçbir zaman bu kadar kötü yönetilmemiştir. Hükümet, ekonomiyi yaz-boz tahtasına çevirmiş, işin içinden çıkamayınca da, IMF''ye teslim olmuştur.

Döndürülmeyen çarkın; üretilmeyen ve elde edilmeyen kazancın vergisini Ek Vergi adı altında millete salmak, tek kelime ile zulümdür. Bırakın Anayasa''yı, insan haklarına aykırıdır.

Özel finans kurumlarında 1 milyon insanın mevduatı var. Ve bu kuruluşlarda binlerce insan çalışıp, ekmek yemektedir.

Madem kapatacaktın, niye açtın demezler mi adama?

Hani nerede devletin devamlılığı?

Ya, devlete güven?..