Kaydet
a- | +A

Rakamları ile, fakirliğin tabandan tavana yayılacağını gösteren 2000 yılı bütçesi Meclis''ten geçti. IMF direktifleri ile hazırlandığı anlaşılan bütçe yine faiz ve borç batağına saplanmış... 24 katrilyonluk bütçenin 21 katrilyonu iç borcun faizine gidiyor zira... 14 katrilyonluk da açık var! Ana espri olarak enflasyonun düşürülmesi baz alınmış, bunun için de çok acı reçeteler milletin yekûnuna sunulmuştur. Piyasaları bir türlü canlandıramayan ve dolayısıyla vergi toplayamayan hükümet, kurtuluşu, her zaman olduğu gibi bugün de millete kavanozu dışından yalatmakta buldu. Merkez Bankası Başkanı açıklamalarına devam ediyor. 2000 senesi içinde dövizin TL''ye karşı artışı yüzde 20''ler civarında tutulacak; eldeki mevcut döviz stoku ile, piyasaya müdahale edip, bu artış bastırılacakmış!.. Serbest Piyasa ekonomisiyle taban tabana zıt olan bu davranış, zaten can çekişmekte olan ihracatçıyı büsbütün öldürecektir. Önceleri ithalatı biraz körükleyecek; çok değil 6 ay sonra, ülke döviz darboğazına girecektir. Rahmetli Özal''ın dışındaki, gelmiş ve geçmiş bütün siyasetçilerimiz, ekonomide aynı kısır döngü içindedir. "Kendi yağı ile kavrulmak!.. Kendi kendimize yetmek..." gibi, dışımızdaki dünyaya kapalı bir anlayışları vardır onların. Neye, nasıl yetiyorlarsa?.. Veya yetmişlerse... Dünyadaki küreselleşme onların sadece dillerinde vardır. İcraatları ortada... Ve yine bunların gücü, yalnızca kendi milletlerine yeter, onlara kemer sıktırır, vergi üstüne vergi salar, baskı ve dayatmalarla milletin gözü açılsın istemezler... Rahmetli Özal''dan sonra dünyaya açılan Türk müteşebbisi, çok şeyler gördü; gördüklerini kendi insanları için de istemeye başladılar. Doğrusu, çok oluyorlardı! Ne yapıp edip bunları, Türkiye''nin içine zorlamalıydı!.. Ekonomi ile yüksek tahsil müesseselerinde ne öğretilse öğretilsin; bu ülkede yaşı 40-45''e gelenler, kendilerini bildiklerinden beri (tam çeyrek asır) yüksek enflasyonla yaşıyor. Yüzde 100''ün üzerinde pahalılık ve yüzde 100''ün üzerinde faiz...

Şimdi de kalkmış, uzun vadeli ev kredisinden dem vuruyorlar. Millet, kira öder gibi taksit ödeyerek ev sahibi olabilecekmiş! Aynı uygulamayı daha evvel, Emlakbank''ın kredilerinde de görmüştük. Millete, uzun vade deyip cazip gösterilen dövizli borçlanma; 5 Nisan kararlarıyla dövizdeki artış; insanları intihara sürüklemişti. Millet, nasıl güvenip borç altına girsin? Yarın, bu kararları alanların hiçbirisi yok ve yeni gelenler de, "dün dündür, bugün bugündür..." demeyecekler mi? Gelip geçen bütün hükümetler, yaz-boz tahtasına çevirdiği ekonomi ile milletin devletine olan güvenini sarstılar. Hani; seneler senesi, memurdan ve işçiden kesilen tasarruf fonları ne oldu? Fakir fukaranın parasının üstüne yatmayı, nasıl, devlet ciddiyeti ile bağdaştırabiliyorlar? 1999 senesi içinde; memur, işçi ve bunların emeklileri bir sene boyunca fatura, fiş topladı. Vergi iadesi adı altında ödenecek o üç-beş kuruşa da devlet gözünü dikti. 1999 senesi içinde 5 takside yayılan bu hak sahiplerinin alacakları, 2000 senesi için de, yeni bir katakulli ile oranı yüzde 35 dolayında düşürüldü. Yani, dar gelirli, geçen sene topladığı fatura ve fişlerden yüzde 10 dolayında bir gelir elde ettiyse, bu, bu sene yüzde 5 dolayına düşürüldü. İşte bizim hükümetlerimizin gücü buralara yetiyor. Bir taraftan deprem bahanesi ile KDV oranlarını yükselt; diğer taraftan sabit gelirlinin vergi iadesini düşürt! Tam da bize göre bir adalet anlayışı... Söze geldiğinde Avrupa''yı, ABD''yi örnek gösterirler, oralardaki vergi oranlarının yüksekliğinden ve vergi kaçırmanın cezasının ağırlığından dem vururlar... Türkiye öyle mi; demeğe getirirler.. Doğru; Türkiye bir vergi cennetidir ama, işini bilene!.. Devletten beslenene... Hile ve düzenbazlık peşinde koşana.. Bir de namusuyla, alın teriyle hayatını kazanan dürüst vatandaşa sorun bakalım; devlet onların geçim endeksini neye bağlamış? Hangi mal ve hizmetleri masraf gösterebiliyorlar? Sağlık ve sosyal güvenceleri var mı? Devlet, elini ekonomiden çekemediği müddetçe, ne bu hırsızlıkların ve adam kayırmaların sonu gelecek, ne de bu fukara millete yapılmakta olan enva-i çeşit zulmün!..