İdarecilerimiz, dar gelirliyi enflasyona ezdirmeyeceğiz diyor. Hazırladıkları bütçede ise 2000 yılının ilk 6 ayı için memura yüzde 15''lik bir artış öngörmüşler.
Yani; yüzde 5.5 büyüme ile yüzde 30 civarında bir pahalılığı hedefliyorlar. Bunun olmayacağını, olamayacağını ise cümle alem biliyor. Nasıl bilmesin ki; iç borç 20 katrilyonu aşmış durumda. Üçte biri açık bir bütçe ile IMF''nin gözü boyanmaya çalışılıyor!
Toplanan yekün verginin yüzde 90''ı sadece iç borcun faizine gidiyor. Hangi para ile ne yatırımı yapabileceksiniz ki, yüzde 5.5 kalkınmayı hedefliyorsunuz?
Dünyada emsali olmayan Türk ekonomisi, ekonomi bilimini bile ters yüz etti! Çöküntü (iflas)nün adını büyüme diye adlandırarak (-) eksi büyüme (!) diye tanımlıyoruz.
Devlet, ekonominin yüzde 60''ını mirasyedi anlayışı ile yönetip yönlendirdiği Türk ekonomisinin adı, hâlâ dünyada emsali olmayan karma ekonomidir.
Ekonomimizde demokrasimiz gibi; dünyadaki demokratik ülkelerin uyguladıkları serbest piyasa ekonomisini özlüyor ama bu uğurda, seneler geçmesine rağmen, bir arpa boyu yol alamıyoruz. Hâlâ devlet bankaları arpalık. Biz, demokrasimizde düşünce ve vicdan hürriyetinin önündeki engelleri kaldıramadığımız gibi, teşebbüs hürriyetinin de önünü açamadık.
Dolayısı ile dünyadaki demokratik ülkeler arasında, ekonomisinin yarıdan fazlası devletçi (komünizan) olan tek ülkeyiz.
Her gelen yeni hükümet, karşılaştığı bu korkunç manzara karşısında, önce ne yapacağını bilemiyor; ardından da hepsinin yaptığı gibi, "Vurun abalıya!" diyerek millete yükleniyor.
2000 yılı için yapılan bütçede de hükümet ümidini yeni zamlara ve yeni vergilere bağlamış durumda?
Ne kadar kötü yönetildiğimize bakın; piyasalardaki hareketsizlik gelir vergisini öyle büyük oranda düşürmüş ki, hükümet bunun bilincinde olarak hazırladığı bütçede 2000 yılı vergi gelirlerinde düşüş öngörmüş!..
Tabloya bakıldığında ilk dikkati çeken husus, Gelir Vergisi''nin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 33''den yüzde 26''ya düşüyor.
Piyasaları hareketlendirip vergi toplayamayan hükümet, işin kolayını ürettiği mal ve hizmetlere zam yapmakta ve yeni vergiler koymakta bulacak.
Bu hal ise milleti daha da bunaltıp fakirleştirecek.
Bu fukara milletin dişinden tırnağından artırıp devletine verdiği para, gırtlağına kadar faiz batağına saplanmış ekonomide yel olup uçuyor.
Ve 65 milyonluk bu ülkenin her ferdi, 2000 yılı içinde 340''ar milyon TL faiz ödeyecek!
Piyasa, kan kaybetmeye devam ediyor. Holdingler, küçüldükçe küçülüyor. Aksi halde bütünüyle batacaklar. Orta ve küçük ölçekli işletmeler, birbiri ardınca kepenk indiriyor. Dolayısıla işsizler ordusuna yeni milyonlar ekleniyor.
Gelinen noktada bu ülkede; kara paracılar, kanun dışı yollardan para kazananlar, çeteler, vurguncuların ve talancıların dışında kalan bütün namuslu vatandaş kesimi bizardır. Çiftçi bizardır; memur, işçi, emekli, serbest meslek sahibi, esnaf, sanayici bizardır.
Siyasi irade bütün bu olumsuzlukları görmesine rağmen, radikal tedbirlere başvuramıyor. Devleti ekonomiden çekip çıkaramıyor. Nereye kadar giderse gibi bir garabetin içinde. Bir adım gitmediğini kendileri de görüyor.
Pek yakında "ne olacak şimdi" diye sorarlarsa şaşmayın! Bu bütçe rakamlarıyla havluyu attılar bile!

