Kaydet
a- | +A

Fazilet Partisi, misyonunu üstlendiği siyaset geleneğinde ilk defa sancılı bir kongre gerçekleştirecek. Aynı misyonun partileştiği 1969 senesindeki Milli Nizam Partisi''nden bugüne değin, ilk defa bir kongrede Genel Başkan''a bir rakip çıkıyor!

Bizdeki siyasi yapılanmada herşey, lidere göre endekslendiğinden, liderin oluşturduğu yönetim kadroları mevcutla yetinmeye alışıktırlar. Asla, yeni arayışlara girmezler. Parti, baş aşağıya da gitse, bu durum görmezlikten gelinir ve eski hamam eski tas alışkanlığı terk edilmez.

Demokrasi ile taban tabana zıt bu anlayış, maalesef bizdeki siyasi parti oluşumlarında kurumsallaşmıştır. Lider sultası denilen olay, kıyasıya sürüp gider.

İşte, Fazilet Partisi''nde hep beraber görüyoruz; Abdullah Gül, Genel Başkanlığa aday oldu diye, kızılca kıyametler kopuyor! Tu-kaka ediliyor; neredeyse hain ilan edilecek!

Parti''de, uzunca bir süredir ak saçlılarla gençlerin mücadelesi sürüyordu. Bunlara gelenekçilerle, yenilikçiler deniyordu.

Yenilikçilerin çıkışı, esas itibariyle, gelenekçilerin bu işi gereği gibi sürdürememelerinden kaynaklandı. Parti, iktidara taşınmasına rağmen, toplumun beklentilerine cevap veremedi. Hatta, izlenen yanlış politikalarla, topluma ve partiye zarar verildi. Bunun tipik göstergesi de, son seçimlerde kaybedilen yüzde 5 dolayındaki büyük miktardaki oydur.

Yenilikçilerin bir iddiası da, Anayasa Mahkemesi''nde görülmekte olan davadır. Öyle ya; bu parti iyi yönetilebilseydi, Anayasa Mahkemesi niçin kapatma davası açsındı! Şimdiye kadar da hep böyle olmadı mı? Biz bu partileri kapatılmak için mi kuruyoruz diyorlar!.

Gelenekçiler ise, Abdullah Gül''ü genç buluyorlar ve istişaresizlikle suçluyorlar. Suçlayanlar da, kendileri 30 yaşlarında iken bu memlekette bakanlık yapan insanlar!

Bu suçlamayı yapanların en hızlısı, bundan seneler evvel, Tayyip Erdoğan''ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı''na adaylığı söz konusu olunca da aynı şeyleri söylemişti. O vakitler kendisi, partide grup başkan vekili idi. Birlikte bir televizyon çekimine gidiyorduk. İstanbul''un durumunu sordu; beklentinin Tayyip Erdoğan olduğunu söyleyince, pek hayret etti ve; o daha çok genç, öyle bir makam için daha yaşlı ve tecrübeli birisinin olması gerektiğine işaret etti.

Millet, Tayyip Erdoğan''ın icraatlarını da gördü, kendilerinin yaptıklarını da! Şu an bile, Abdullah Gül''den çekinmeleri, Tayyip Erdoğan''dan olan korkularındandır!

Fazilet Partisi olsun, diğerleri olsun, daha kendi içlerinde demokrasiyi yaşayamıyorlar. Bunlar mı, millete demokrasiyi yaşatacak olanlar?

Şimdiye kadar çok siyasi parti kongresi takip ettik. Hepsinin ortak özelliği, ben yaptım oldu zihniyetidir. Tıpkı Suriye''deki, Irak''taki seçimler gibi... Madem ki, seçime tek adayla ve tek liste ile gidilecek, o halde seçim niye yapılır?

Genel kongre bu, partinin genel başkanı ve yönetim kurulları seçilecek, hesapları görüşülüp, tartışılıp ibra edilecek. Herşeyden önce, genel bir muhasebe yapılacak; önceki seçilenlerin icraatları masaya yatırılacak, iyi ise alkışlanacak, kötü ise dur denilecek!

Tek adayın ve listenin seçilme zorunluluğu getirilen kongrenin sadece adı kongredir.

Bu ülkede demokrasi yok diye dert yanan partilerin önce kendilerine bakması lazım gelmez mi?