Demokrasinin ürünü olan siyasi partiler, evvel emirde bizzat kendileri demokrasiyi içlerine sindiremiyorlar.
Ana muhalefet partisi bulunan Fazilet; hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılma davası açılmasından sonra, sancılı bir kongre geçirdi. Bu kongre ile oylar sandığa, gelenekçiler ve yenilikçiler diye atıldı ve netice neredeyse yarı yarıya çıktı. İşte, asıl o zaman Fazilet Partisi yol ayrımına girmişti. Ama; Anayasa Mahkemesi''ndeki dava, sureta da olsa, ister istemez parti içindeki birlik ve beraberliği sürdürdü! Türk siyasetçileri, Türk ekonomisi (başta İMKB) ve özellikle Fazilet Partisi mensupları hep bu davaya endekslenmişti. Davanın sonucunun açıklanması uzadıkça, bütün bu bekleyişler de için için oluşarak sürdü.
Esas merak edilen konu, Yüksek Mahkeme''nin Fazilet Partili milletvekillerinin milletvekilliklerini iptal edip etmeyeceği hususudur. Ettiği taktirde Türkiye''nin gündemine erken genel seçim gelecektir zira. Salı günkü, Meclis Başkanlık Divanı üyelerinin seçiminde yaşanan kavga, Fazilet Partisi''ndeki yol ayrımının provası gibiydi.
Yenilikçiler dışlanarak yönetime alınmadı. Şimdilik partide bir sinir harbi yaşanıyor; hem gelenekçiler ve hem de yenilikçiler oyun bozan gözükmemek için beklemeyi yeğliyorlar. Ve, içerde kalarak mücadeleye devam diyorlar. Ta ki, Yüksek Mahkeme''nin kararı verilinceye kadar! Yenilikçi kanadın güçlü isimlerinden Abdullah Gül, Meclis Başkanlık Divanı seçimlerinden sonra yaptığı açıklamada şöyle dedi: ''Kongredeki tüzük değişikliği ile hedeflenen buydu. Yani parti içindeki itirazı olanları, işleri eleştirenleri tamamen ayırmaktı. Şimdi o sağlanmış oldu. Yani bir anlamda partiyi ayrıştırmış oldular. Takip ettikleri politika bu, ayrışma. Oğuzhan Asiltürk zaten bunu kendisi de söylüyor. Eğer, dengeli bir liste takdim edilebilmiş olsaydı bu aşılabilir, bu ayrışma önlenebilirdi. Ancak bu yapılmadı. Partiyi tam anlamıyla ayrıştıran bir liste sunuldu. Bu yanlış. Bir parti yönetimi, 103 milletvekilinin yarısını yok sayarak liste yapar mı? Aslında yapılmak istenen bu, bize gidin diyorlar. Çünkü böyle yapılmamış olsa, parti içinde bütünlüğü sağlayacak birçok fırsat varken bunlar değerlendirilirdi. Ama küçük olsun, problemsiz olsun, benim olsun isteniyor. Partiden ayrılmaya niyetimiz yok. Kalıp yanlışlara itiraz edip, doğruları dürüst bir şekilde söyleriz.Yanlışa karşı çıkıp, doğruları desteklemeyi sürdüreceğiz. Biz herhangi bir düşmanlık içinde değiliz. Bizim bütün amacımız, parti içindeki demokrasiyi sağlamak. Biz partimizde demokrasiyi yaşamak isitiyoruz.'' İnsan, ister istemez sormadan edemiyor; hangi partimizde Gül''ün bahsini ettiği demokrasi var? Eğer; Fazilet Partisi''nde de olsa, kendileri bunu başarabilirlerse, Türk Demokrasisine çağ atlatacak, onun haklı şerefi ile yaşayacak ve demokrasiye susamış millete ümit olacaklardır.

