Geçen asrın başlarında meydana gelen Harb-i Umumi ile beraber, yalnızca Cihan Devleti''mizden olmadık; aynı zamanda ruh köklerimizin bir çoğunu da yitirdik.
Üstad Necip Fazıl, milletçe maruz kaldığımız bu iki zamanın mukayesesini yaparken; ''O irtifa, o yükseklik, çıkılmaz bir yer mi idi; bilmem. Lakin, bu inhitat, bu çöküş, inilmez bir kuyu gibidir!'' diyerek bu hakikati canhıraş bir şekilde ifade eder. Türk''e biçilen kefen, maddede ve manada bir milletin topyekun bitiş, eriyiş ve tükenişi idi. Düşman, bu kahpece oyunu tatbik mevkiine koydu ve hudutsuz mesafeler elde etti.
Evet; Atatürk''ün önderliğinde Kurtuluş Savaşını başardık ve Türkler olarak Haymana Ovası''na sıkıştırılıp, boğulmaktan ve eriyip yok olmaktan kurtulduk. Ve; yine Atatürk''ün deyimi ile kurduğumuz Cumhuriyeti, taçlandırabildik mi? O''nu muasır medeniyet seviyesine çıkarabildik mi? Konuştuğumuz, münakaşasını yaptığımız ve gündemlerimizi işgal ettirdiğimiz konulara bakıp, muasır devlet ve milletlerle mukayesemizi yaptığımızda, onlar nerede biz neredeyiz? Her halimizle 3. dünya ülkesiyiz.
Biz ne kadar inkar edersek edelim; halimizi allayıp, pullayıp sunsak da, görünen köy kılavuz istemiyor!
Bir avuç Ermeni çapulcusu ile baş edemeyişimiz ayıp değil mi? Yakışıyor mu bize bu hal? Nerede bizim imparatorluk arşivimiz?
Ermeni diasporaları, yalan-yanlış ve düzmece belge ve kitaplarla dünyayı ikna ederlerken; hani, bizim sahih vesikalarımız? Nerede tarihçilerimiz? Seneler senesi, Osmanlı arşivini bir sır gibi sakladık ve elimizdeki cevherin kıymetini bilemedik. Bugün, milyonlarca belge tasnif edilmeyi bekliyor! Tarihimize bu denli bigane kalabilmek için, milletçe hafızamızı yitirmiş olmamız lazım!
Neden korkuyoruz bilmem ki? Bu halimiz bile, Ermeni''nin elinde bir kozdur. Sen, gerçeklerini ortaya koymaktan imtina edersen ve koyamazsan, elin ağzını kapatamazsın! Önüne geleni söyler, sen de bal gibi yutarsın! Sen, yutmazsan bile, dünyada yutanlar olur. Nitekim olmuyor mu? Neden, başkalarında kabahati arıyoruz? Asıl suçlu; hakikatleri bütün çıplaklığı ile ortaya çıkarıp Ermeni''nin ve yandaşlarının yüzlerine çarpmayan, çarpamayan biz değil miyiz? Biz değil miyiz, daha düne kadar Osmanlıca bilenlere öcü gözüyle bakan? Bugün bile, Osmanlıca kitap basımını yasak eden biziz! Oysa; o arşivlerdeki milyonlarca belgenin tasnifi ve gün ışığına çıkarılması için, yüzlerce Osmanlıca bilen uzmana ihtiyaç var. Ermeni''lere kızmayalım; onlar, ellerindeki Hınçak ve Taşnak teşkilatlarının arşivlerinden, kendilerine göre yazmış oldukları kitapları, tek yanlı olarak, dünya kamuoyuna sunuyorlar. Ve, tabii bütün dünyayı aldatıyorlar! Onlar, yalanlarıyla aldatırken, biz; doğrularımızla hakkımızı müdafaadan aciziz! Ne acı!

