Cezaevlerinin içlerinin yürekler acısı halini biliyorduk. Mevcut koğuş sistemiyle, oraların çete ve örgütlerin kontrol ve güdümünde olduğunu da biliyorduk. Bu yüzden, mevcut hükümetin, oda tipini ihtiva eden E tipi cezaevleri projesini destekliyorduk. Son cezaevi isyanları, bu konudaki haklılığımızın yanında işin vahametini bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermiştir. Ve maalesef, devleti yönetenler iyi sınav veremediler. Kanlı bir çete ile pazarlığa oturdular; önce onların vahşi icraatlarını seyrettiler, ardından da taleplerini yerine getirdiler!
Hükümet kurulduğu günden beri affı telaffuz etti. Hükümetin bu anlaşılmaz tavrı, bir yandan suçluları cüretlendirdi, diğer yandan da mahkumları patlama noktasına getirdi! Neticede; olmaması gereken af olma noktasına geldi! Bu yanlışta durulsa bir derece; bundan sonra yanlışlar birbirini kovaladı.
Millet dehşet içinde olanları seyrediyor. Bunları mı affedip sokağa salacaksınız diye de soruyor! Ve tabii merak ediyor: İçerde baş edemediklerinizle dışarıda nasıl baş edeceksiniz? Görünen o ki, bahse konu çeteler öyle 5, 10 bilemediniz 30, 40 kişiden ibaret değil!
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan''ın belirttiği gibi; memlekette uzun seneler yolsuzluk ekonomisi cari olduğundan, çeteler her tarafa sızdılar. Ellerindeki büyük maddi güçle devlete nüfuz ettiler! Toplumu ve devleti bir ahtapot gibi sardılar.
Şimdiye kadar, akıllarına koydukları her şeyi yaptılar. Bundan sonra da yapabileceklerini sanıyorlar. Çünkü, paranın açmayacağı kapının olmadığını en iyi onlar biliyorlar! Bu tipler hapse girse ne olur?
Dışarıda iken, yalnızca dışarısını yönetiyordu; içeri girince hem içerisini, hem de dışarısını yönetiyor!
Devlet, toplumun düzenini ve refahını temin etmek için var. Millet, bunun için devletine vergi veriyor ve her emrine koşuyor. Ve tabii güveniyor. Ama, devleti yönetmek iddiasında siyasi iktidarlar, icraatları ile devleti zaafa uğratınca millet, büsbütün şaşırıyor. Milletin devletinden adalet beklemesinden daha tabii ne olabilir? Adalet ortada! Bütçeden Adalet Bakanlığı''na ayrılan pay da ortada! Türkiye''de adaletin varlığını, başta yargı erki olmak üzere kim iddia edebilir? Adalet, bu toplumun hangi ferdine lazım değil söyler misiniz? Gelip geçen bunca hükümetler, kanamakta olan bu yarayı gördükleri halde, neden bir adalet seferberliği başlatmazlar? Eğitime katkı payı vergilerini 10 sene uzatmayı akıl eden hükümetin, iş adalete geldiğinde aklı nerede kalıyor? Ama, derseniz ki, biz milletle değil, çetelerle pazarlığa oturur ve işi hallederiz; size elbette bir lafımız olamaz, sizi ancak dehşet içinde seyrederiz! Bugün, hasbelkader seyirlik kalan sizler; korkarız yarın onu da bulamayacaksınız! Çetelerin ne denli insafsız oldukları görüldü zira!

